Grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ABD’nin İran savaşında Kürt güçlerini harekete geçirmeye yönelik çağrılarına tepki gösterdi. Bakırhan, “Bir silah patladığında ‘Aman, Kürtler ne yapacak’ korkusu mu var? Bu korkuyu gidermenin yolu bellidir. Kürtlerin bir halk olmaktan kaynaklı haklarını, iradesini tanıyın” dedi. Bölgesel risklere değinip iktidarı “küçük hesaplar peşinde” olmakla eleştiren Bakırhan, İBB davasıyla ilgili “15 milyonluk bir kentin belediye başkanını tutuklu yargılayarak, kayyumların görev süresini uzatarak birliği nasıl sağlayacağız” diye konuştu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında bölgede yükselen savaşa ve Kürtlere yönelik çağrılara ilişkin konuştu. ABD-İsrail’in İran’a dönük saldırılarıyla başlayan savaşa karşı olduklarını ortaya koyan Bakırhan, “Bir rejimi güçlü yapan şey ne füzeler, ne de savaş uçaklarıdır. Bir devleti güçlü yapan, aslında halkından aldığı rızadır. İran’da rejim bir türlü bu gerçeği anlamadı, İran halkıyla ilişkisinde zulüm ekti, şimdi öfke biçiyor” dedi.
Dış müdahalelerle bir ülkede rejim değiştirmenin, o ülkeye demokrasi getirmeyeceğinin altını çizen Bakırhan, “Küresel ve bölgesel güçler tepişirken halklar eziliyor. Dış müdahaleler son bulmalı, inkârcı rejimler de değişmeli. Sadece dış müdahalelere karşı değiliz; bu inkârcı rejimin değişmesinden de yanayız” diye konuştu.
“Kürtlere akıl vermekten vazgeçin”
Savaş yükselirken ABD’nin Kürt güçlerini harekete geçirmeye yönelik sözlerinin ardından yürütülen tartışmalara Bakırhan şöyle tepki gösterdi:
“Kürtlerin, Kürt örgütlerinin ve partimizin yaklaşımı bilinmesine rağmen, ısrarla Kürtlere akıl vermeye çalışanlar var. Çünkü Kürtleri söz kurabilen, siyaset yapabilen, strateji geliştirebilen ve en önemlisi de kendi geleceği hakkında karar verebilen bir halk olarak görmüyorlar. Kendini Kürtlerin hamisi sanan siyasetçiler, Kürtlere akıl vermeyi meslek edinmiş o vicdansız analistler artık şu tür cümleleri kurmaktan vazgeçsin: ‘Kürtler artık dış güçlerin kendilerine bir faydası olmadığını anlamalı… Kürtler kart olarak kullanılmaya izin vermemeli…’ Bu boş hamaset ile gerçeği perdelemeyi bırakın, Kürtlere akıl vermekten vazgeçin.”
“Kürtlerin haklarını, iradesini tanıyın”
Bakırhan, odak İran, Suriye de olsa tüm dünyanın Kürtleri konuştuğunu söyleyerek “Dünya neden sürekli Kürtleri konuşuyor? Bölge devletleri buna ciddi bir cevap aramalı” dedi. Kendi sorusunu Bakırhan “Eğer Kürtler yaşadıkları ülkelerde eşit ve özgür yurttaşlar değilse, kimliksiz, baskı ve zulüm altında yaşıyorsa elbette Kürtler konuşulacak. İran’da neyi konuşacağız? Tabii ki kimliksiz Kürtleri konuşacağız” diye yanıtladı. Bakırhan şöyle devam etti:
“Kürtleri kullanılmakla itham edenler, yüzyıldır inkâr ve asimilasyon politikalarıyla Kürtleri görmezden geldiler. Kürtler bugün konuşuluyorsa bunun sorumlusu Sykes-Picot Anlaşması ve bölge devletleridir. Bir silah patladığında ‘Aman, Kürtler ne yapacak’ korkusu mu var? Bu korkuyu gidermenin yolu bellidir. Kürtlerin bir halk olmaktan kaynaklı haklarını, iradesini tanıyın. Kürtler dilini, kimliğini ve kültürünü özgürce yaşasın. Yaşadıkları ülkelerin üvey değil, eşit yurttaşları olsun. Kürtler de risk altında olduğunda güvenliğini sağlamak için sağa sola değil; kardeş bildiği, hakkını ve hukukunu tanıyan, yaşadıkları ülkelerin başkentlerine gözlerini diker. Tarihsel korkuları azaltacak olan da, hakiki bir kardeşliği tesis etmenin yolu da budur.”

Irak Kürtlerinin “mızrak ucu olunmamalı” mesajları
Bakırhan, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İran’daki operasyonun geleceğini tahmin ettiğini ve İran’ı demokrasiye davet ederken Kürtlere “Bölgesel bir savaşın parçası olmayın ama sizi yok sayanlara karşı da birlik olun ve mücadele edin” dediğini aktardı.
Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani’nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin hiçbir komşuya tehdit oluşturmadığını söylediğini belirten Bakırhan, Bafil Talabani’nin de “Kürtlerin bu savaşta mızrak ucu olarak kullanılmasının büyük hata olacağı” yönündeki uyarısını hatırlattı. Bakırhan, ne İran’ın ne İsrail’in ne de ABD’nin Federe Kürdistan topraklarını ve İran’daki Kürt kentlerini savaş sahasına çevirmeye hakkı olmadığını söyledi.
“İran’daki savaş Türkiye’de çözümü hızlandırmalı”
Kürtlerin ve bütün halkların haklarının garanti altına alındığı bir “Orta Doğu Birliği” kurulması çağrısı yapan Bakırhan, “Bu, dışarıdan müdahalenin gerekçesi olan antidemokratik rejimler sorununu da ortadan kaldıracak tek formüldür. İnanın tek bir devlette yaşanacak demokratik dönüşüm bile adım adım tüm bölgeyi doğru temelde etkileyecektir. Neden demokratik Orta Doğu Birliği’nin öncülüğünü Türkiye yapmasın? Bu süreç bir fırsattır” diye konuştu.
Kürt meselesinin yeniden bölgesel savaşın gerekçesine dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, “Ülkemizi yaklaşan bu fırtınadan korumak istiyoruz. İran’daki savaş, Türkiye’de güvenlik refleksini büyütmeyi değil, tam tersine çözümü hızlandırmalı ve büyütmelidir” dedi. Bakırhan, çözüm sürecinde atılacak adımlar için kaybedecek zaman olmadığına da dikkat çekti.
“İktidar küçük hesaplar peşinde”
Bakırhan bölgesel risklere işaret ettikten sonra “Tehlike büyük ama iktidar hâlâ küçük hesaplar peşinde” diyerek kayyumların görev süresinin uzatılmasına, Danıştay’ın Barış Akademisyenleri hakkındaki kararına da tepki gösterdi. Danıştay’ın, AYM’nin ihlal kararlarını fiilen yok saydığını söyleyen Bakırhan, önümüzdeki dönemde hazırlanacak yasal düzenlemelerin Barış Akademisyenleri’nin uğradığı hukuksuzluğu da açıkça gidermesi gerektiğini ifade etti.
AİHM kararlarının uygulanmamasına da değinen Bakırhan, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenerek bunun “takdire bağlı” bir mesele olmadığını söyledi. Bakırhan, “Görev sizindir. AİHM’in aldığı kararlar var. Meclis’i bekleyecek bir şey yok. Uygulayın” dedi.
“Bu Nevroz’da Demirtaş Amed’te, Yüksekdağ İstanbul’da olsun”
21 Mart Nevroz Bayramı için yapılacak mitinglere işaret eden Bakırhan, tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanlarından Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır’da, Figen Yüksekdağ’ın İstanbul’da olması gerektiğini söyledi. Kobani davası tutukluları ile Gezi tutuklularının da “Nevruz halayında” buluşması çağrısı yaptı.
İlk duruşması başlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu yargılanmasına tepki gösteren Bakırhan, “15 milyonluk bir kentin belediye başkanını tutuklu yargılayarak, kayyumların görev süresini uzatarak, Barış Akademisyenlerine zulmederek, AİHM kararlarını uygulamayarak birliği nasıl sağlayacağız, nasıl demokrasi getireceğiz” diye sordu.








