Özgür Özel: “Cami temizliği ihalesinde yarım milyar TL yolsuzluk yaptılar, Soylu dosyanın üstüne oturdu”

CHP lideri Özgür Özel, 2018’de AKP döneminde cami temizliği ihalesinde dolar bazında yarım milyar TL’lik yolsuzluk yapıldığını, hazırladıkları dosyaların dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından kapatıldığını söyledi.

cami temizliği
Özgür Özel: “Cami temizliği ihalesinde yarım milyar TL yolsuzluk yaptılar, Soylu dosyanın üstüne oturdu”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu‘na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 97’ncisini İstanbul’un Pendik ilçesi Sahil Tören Alanı’nda gerçekleştirdi.

Özel, “19 Mart darbesinden neredeyse bir yıl sonra, 97’nci eylemde hep beraberiz. Sizlere bakınca ben görüyorum ki hiçbir zaman karanlık kazanamaz. Zulmedenler değil zulme direnenler kazanır, korkaklar değil cesurlar kazanır. Kötüler değil iyiler kazanır. Size bakınca görüyorum ki biz kazanacağız” dedi.

Özel, şunları kaydetti:

“Bu soğukta on binleriz ama bir yanımız yine eksik. Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler’e, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı’ya, belediye meclis üyelerimize, bürokratlarımıza, emekçi arkadaşlarımıza bir selam yolluyoruz buradan. Pendik’te 35 yıldır seçimleri kazanamadık ama Pendik’e küsmedik, kusuru kendimizde aradık. Eksik yanlarımızı aradık, bu seçimlerde yine kazanamadık ama büyük bir başarı yakaladık. Küçük bir farkla Pendik’i kaybettik.”

“Cami temizliği ihalesinde yarım milyar TL yolsuzluk”

Özel, 2024 seçimlerinde partinin Pendik adayı Tarık Balyalı’nın “Hesap” isimli bir kitap yazdığını, bu kitabın tüm gelirlerinin Aile Dayanışma Ağı’na aktarılacağını ifade ederek şunları dedi:

“Kitabı sizlere emanet ediyorum. Bugün Ekrem Başkanımızı ve arkadaşlarımızı sözde yargılayanların ellerinde tek bir delil yokken, Tarık Balyalı’nın kitabında somut deliller var, her sayfası ibretlik, her sayfası skandal.

Rastgele bir tanesini söyleyeyim. Yıl 2018, selatin camilerinin temizlenmesi ihalesi açılıyor. 100 milyon TL’ye bir şirket kazanıyor. 2019’da biz geliyoruz, aynı cami temizliği ihalesini ihaleyi bir daha açıyoruz, 35 milyona dünya kadar teklif geliyor. Bundan yedi sene öncenin parasıyla 65 milyon TL, dolar bazında bakarsan yarım milyar TL bir yolsuzluk var cami temizliği ihalesinde. Allah’tan korkmazlar, kuldan utanmazlar. Güya muhafazakarlar, ecdadın emaneti camiyi temizleteceğim diye yarım milyar TL yolsuzluk yapmışlar.

Cami temizliği ihalesi yolsuzluğunun hesabı sorulsun diye dosyalar hazırlandı. O günün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hırsızların imdadına yetişti, dosyayı aldı, üstüne oturdu. O günden beri bu dosyada bir adım atılmadı. Bir yanda iftirayla dünyanın en namuslu bürokratlarını içeri koyanlar, bir yanda cami temizliğinde yolsuzluk yapan birileri ve onları savunan Süleyman Soylu denilen kişi. Hırsıza hırsız olduğunu hatırlatmazsan sana ahlak dersi verirmiş. Tam bu durumla karşı karşıyayız. And olsun ki o dosyalar açılacak, o hesaplar sorulacak. Tüm kanıtlarıyla bunlardan hepsinin hesabı sorulacak.”

“Bu meydanı doldur da göreyim bakayım”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için “İnsafsızlığın, haksızlığın mimarı, yoksulluğun Türkiye’deki banisi” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erdoğan, bugün çıkmış ‘Emeklilere bir müjdem var’ diyor. 2018’de ilk verdiklerinde 24 kilo dana kuşbaşı alan emekli ikramiyesi, bugün dört kilo dana kuşbaşı alıyor. Bu dört lirayı beş yapacaklardı, onu bile vermediler. Bugün müjde diye ne söylüyor beyefendi? 4 bin TL’yi bayramdan önce verecekmiş, müjde diye bunu söylüyor. Yazıklar olsun böyle müjdeye. Tayyip Erdoğan sen önce insan merkezli siyaset yap, emekli merkezli, emekçi merkezli siyaset yap, ondan sonra karşımıza çık. 20 yıldır otobüslerin üstündeyim, görmedim böyle öfke.

Ey Erdoğan, bak, siyaset milletle, halkla yapılır. Kimin üstün olduğuna millet karar verir, bu siyasette sen birine hırsız dersin, o hırsızsa insan içine çıkamaz ama değilse o iftirayı atan insan içine çıkamaz. Ben, 97’nci kez milletin içindeyim, bugün Pendik’in bağrındayım. Meydanlardayım. Sen nerdesin Erdoğan? Kendine güvenen meydana çıkar. Haftaya çarşamba bu meydana gel, bu meydanı doldur da göreyim bakayım. Hodri meydan.

“İktidar değişimi artık zamanlama meselesidir”

Peki bu kara düzenin içinde biz ne yapacağız. Bugün karşı karşıya olduğumuz süreç şundan ibarettir. Millet kimi göndereceğine, kimi getireceğine karar vermiştir. İktidar değişimi artık zamanlama meselesidir.

Tayyip Erdoğan, iktidarda kaldığı her gün dünyanın en adaletsiz vergi sistemini uygulamaktadır. Bu iktidar değişecek. Çok kazanadan çok, az kazanandan az vergi alınacaktır. Bugün çalışanlar aldıkları 12 maaşın üçünü vergiye vermektedir. Biz gelmezsek, bu düzen sürerse en düşük emekli maaşı 0,6 asgari ücrettir. CHP iktidarında en düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, sonra bir buçuk asgari ücret düzeyine çıkacaktır. Emeklilere Kurban’da ve Ramazan Bayramı’nda birer asgari ücreti bizim iktidarımız verecektir. Tarımda planlı ve alım garantili üretim modeline geçeceğiz. Çiftçi borçlarının faizlerini silecek, anaparayı beş yıla böleceğiz. Çiftçinin aldığı mazottan ÖTV’yi, KDV’yi kaldıracağız. Bir kilogram sütün, 1,6 kilogram yem alabileceği pariteyi sağlayacak, süt üreticisini destekleyecek, dışarıdan hayvan alımını yasaklatacak, eti, sütü ucuzlatacağız. İlk 100 gününde iktidarımızın eğer iş bulamıyorsak, iş bulamadığımız vatandaşa onuruyla yaşayacağı bir temel vatandaşlık geliri vereceğiz. Hiç kimse bu ülkede yaşarken işsizlikle sürünmek, yoksul kalmak, sokakta kalmak, eşine çocuğuna mahcup olmak, manava taksidini borcunu ödeyememek ve ailesini geçindirememek gibi bir şeyle karşılaşmayacak. Bunu Almanya başarıyorsa, Danimarka başarıyorsa, Fransa, İspanya başarıyorsa, bu güçlü ülke, bu zengin ülke başaracak. Halkın iktidarında başaracak, 100 yıl önce olduğu gibi bir kez daha başaracak.

“Tutuksuz yargılama bu ülkede tansiyonu düşürür”

19 Mart darbesinin üzerinden 357 gün geçti. Türkiye’de iç cepheyi zayıflatan da dışarıda ateş çemberi varken, içeride tartışmalarla enerjimizi sömüren de bu iktidardan başkası değildir. İç cephenin tahkim edilmesi, Türkiye’nin bir ve beraber olmasının birinci düşmanı AK Parti’nin kara düzenidir.

Erdoğan bana bir çağrı yapmış, ben de kendisine sesleniyorum. Biz bu ülkenin birliği için beraberiliği için her şeyi yapmaya hazırız. Ancak bu kadar zulüm, bu kadar haksızlık, bu kadar eşitsizlik olmaz. Emeklinin elinden tutan, asgari ücretliyi gören, asgari ücret artışını işverenin sırtına yüklemeyen, çiftçisine sahip çıkan, öğrencisinin geleceğini karartmayan politikalara hep birlikte sahip çıkabiliriz.

Tutuksuz yargılama bu ülkede tansiyonu düşürür. Arkadaşlarımızın uğradığı iftiralar var. Kendimize, partimize, arkadaşlarımıza, cumhurbaşkanı adayımıza güveniyoruz. Kendine güveneni, kanun teklifimize destek vermeye, davaları televizyondan canlı yayınlamaya, iddiaları da cevapları da milletten saklamamaya, TRT’den canlı yayınlamaya davet ediyoruz. Biz kendimize güveniyoruz, Erdoğan da güveniyorsa karşımıza çıksın.

Yalandan bezdik. Aynı kişiye 18 yaşında sahtecilik yaptın diyenler, diplomasını iptal edenler, aynı kişiye aynı anda hem casus diyenler, hem seçimde hile yaptın diyenler, hırsızlık yolsuzluk yapan diyenler, olmadık uçaklarda terbiyesizlik yaptın diyenler bütün bu yalanlarının altında kaldılar. Erdoğan’a sesleniyorum, diploma varsa, diplomayı sun mahkemeyi kazan. Diploma yoksa, sus, olmayan diplomayla diploması olana kumpas kurma.

“Bu kadar kişiliksiz dış politika olamaz”

Amerika ve İsrail yeni bir dünya düzeni kurmak istiyor. İstiyorlar ki, istedikleri her ülkeye saldırabilsinler. İstiyorlar ki, istedikleri yeri işgal etsinler. İstiyorlar ki, kimi istiyorlarsa o ülkenin başına onu getirsinler. Bunun için gecenin bir yarısı devlet başkanlarını yatak odalarından alıp New York’ta kafesle gezdiriyorlar, bir başka yere füzeyle saldırıyorlar.

İsrail ve ABD son saldırılarda 160 küçücük kız öğrenciyi, masum sivil insanları öldürdü. Bu düzenin adı Trump ve Netanyahu’nun yeni dünya düzeni değildir. Düzen böyle bir düzen değildir, dünya böyle bir dünya değildir. Bu ikisine sessiz kalan, bundan meşruiyet arayan, milletin desteğini kaybedince desteği Trump’tan arayan bizden değildir. Bizim kabul edeceğimiz birisi değildir. Bunun için Oval Ofis merkezli siyaset yapanları, Anadolu merkezli, Filistin merkezli, vicdan ve ahlak merkezli siyaset yapmaya davet ediyorum.

Doğruları söyleyince alınıyorlar. ‘Dostum Trump’ diyorsun, F-35’i alamıyorsun, F-16’na modernizasyon yaptıramıyorsun, 15 yıldır tek bir uçak alamıyorsun. Rus uçağını düşürdün, efelendin, boyunun ölçüsünü aldılar, gittin affettirmek için S-400 aldın. Bu sefer ABD’yi kızdırdın, CAATSA’dan yaptırım aldın. S-400 geldi hangarda, füzeler uçuyor tepemizde. Hani nerede S-400’ler? Neden kurmadın, neden kuramadın? Bu kadar kişiliksiz, özgüveni yoksun bir dış politika olmaz. Trump’tan korkarak, Netanyahu’ya susarak Türkiye’nin hakkını, menfaatini kollamayarak, Filistin’i yalnız bırakarak, Irak Savaşı’nda olduğu gibi ABD’nin planının parçası olarak, 1 Mart tezkeresini dayatarak, İran’da olana bitene susarak yapılacak dış politikadan memlekete fayda yok. Trump’tan gelen meşruiyetin Allah cezasını versin. Meşruiyet, Trump’tan alınmaz, emperyalist Amerika’dan alınmaz. Meydandan alınır, Pendik’ten alınır, sokaktan alınır, sandıktan alınır.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.