İPM-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi ve Medyascope işbirliğiyle hazırlanan “Nasıl bir Dünya? Nasıl bir Türkiye?” programının bu bölümünde “İnsan Hareketliliğinden Yoksun Bağlantısallık: Türkiye-AB İlişkileri ve Orta Koridor’un Sınırları” raporu konuşuldu. 2025/26 Mercator-İPM Araştırmacıları Damla Bayraktar Aksel ve Ali Baydarol, Cenk Narin’in sorularını yanıtladı.
İstanbul Politikalar Merkezi-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi ve Medyascope işbirliğiyle hazırlanan “Nasıl Bir Dünya? Nasıl Bir Türkiye?” programının yeni bölümünde araştırmacılar Damla Bayraktar Aksel ve Ali Baydarol, “İnsan Hareketliliğinden Yoksun Bağlantısallık: Türkiye-AB İlişkileri ve Orta Koridor’un Sınırları” başlıklı raporlarını ele aldı.
Ukrayna savaşı yeni işbirliği alanları açtı
Baydarol, Şubat 2022’den itibaren Ukrayna’daki savaşın Türkiye-AB ilişkilerinde kısa ve uzun vadeli işbirliği olanaklarını genişlettiğini belirtti. Haziran 2023’e kadar süren tahıl koridoru, kısa vadeli arabuluculuğun somut bir örneği olarak öne çıktı. Uzun vadede enerji, savunma sanayii ve ticaret üç temel işbirliği alanı olarak gündemin merkezine oturdu.
Enerji alanında Baydarol, AB’nin 2025 yılında Rusya’dan hâlâ 35 milyar metreküp doğalgaz aldığını ve bu bağımlılığı 2027’ye kadar sıfıra indirmeyi hedeflediğini aktardı. Türkiye’nin bu dönüşümde Azeri gazını transit geçiş ülkesi olarak AB’ye ilettiğini, ayrıca sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) yeniden gazlaştırma ve depolama kapasitesinde Avrupa’da İspanya’nın ardından ikinci sıraya geldiğini hatırlattı. Güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin de bu tabloya eklendiğini söyleyen Baydarol, ancak AB’nin bu kapasitenin finansal ve altyapısal engellerini aşmak için somut bir adım atmadığını vurguladı.

Orta Koridor neden önem kazanıyor?
Rusya-Ukrayna savaşının kuzey karayollarındaki ticareti riskli kılması ve AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar, Orta Koridor’u Doğu-Batı ticaretinin alternatif güzergâhı olarak öne çıkardı. Baydarol, Türkiye’nin bu koridorun merkezinde konumlandığını, ancak AB’nin Türk TIR şoförlerine ve iş insanlarına uyguladığı vize engellerinin sürdüğünü söyledi. Buna ek olarak transit geçiş kotaları ve ücretlerinin de tedarik zincirlerini aksattığını aktardı.
Vize sorunu 2015’ten bu yana derinleşti
Göç araştırmacısı Bayraktar Aksel, Orta Koridor tartışmalarının insan hareketliliği boyutunu sistematik olarak dışarıda bıraktığını söyledi. Malların, sermayenin ve altyapının nasıl işleyeceğinin planlandığını, ama bunu fiilen sağlayacak olan tır şoförlerinin, iş insanlarının, teknik uzmanların ve servis sağlayıcıların bu denklemin dışında tutulduğunu vurguladı.
Türkiye’deki AB konsolosluklarının 2024’te 1 milyonun üzerinde Schengen vizesi başvurusu aldığını aktaran Bayraktar Aksel, bu hacimde Çin’in ardından Türkiye’nin ikinci sıraya oturduğunu söyledi. Ret oranlarındaki sıçrama da dikkat çekici: 2015’te her 100 başvurudan 4’ü reddedilirken bu oran 2024’te 15’e yükseldi. Bazı konsolosluklarda bu oran yüzde 35’e ulaşıyor. Bayraktar Aksel, 2024’te devreye alınan kademeli vize (Cascade) sisteminin belgelenmiş seyahat geçmişi olan kişilere daha uzun ve çok girişli vize öngördüğünü ancak bunun zaten vize sahibi olanlara yarar sağladığını belirtti.








