Gazeteci Hilmi Hacaloğlu ve Ekrem İmamoğlu‘nun avukatı Fikret İlkiz, İBB davasında ortaya çıkan tartışmaları, “olağanüstü mahkeme” iddialarını ve Türkiye’de siyasal suç kavramının tarihsel gelişimini ele alırken, “İBB davası “olağanüstü yargılama” mı?” sorusunun cevabını aradı.
Gazeteci Hilmi Hacaloğlu’nun sunduğu Rivayet Muhtelif programına konuk olan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Fikret İlkiz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası kapsamında yürütülen yargılama sürecini değerlendirdi. İlkiz, cezaevine yakın bir yerde duruşma salonu kurulması ve davaya özel heyet atanmasının “olağanüstü mahkeme tartışmalarını gündeme getirdiğini” söyledi.
“Mahkemeye dava için heyet atanması hatalı”
İlkiz, belirli bir dava için mahkeme heyeti atanmasının doğal yargıç ilkesine aykırı olduğunu savunarak, “Her mahkeme önüne gelen davaya bakmak zorundadır. Dava için mahkeme tayin edilirse, ortada olağanüstü mahkeme vardır” dedi.
Siyasal suç kavramının tarihsel gelişimine değinen İlkiz, bu tür yargılamaların çoğu zaman devlet ile siyaset ilişkisi bağlamında şekillendiğini belirtti. İddianamede yöneltilen suçlamaların birbiriyle bağlantılı şekilde ele alınmasının davayı siyasal nitelikte değerlendirme sonucunu doğurabileceğini ifade etti.

“Redd-i hâkim talebi zorunluydu”
Programda, davada görev yapan mahkeme heyetine yönelik redd-i hâkim talebi de gündeme geldi. İlkiz, heyetin tutumu, tensip işlemleri ve duruşma hazırlık sürecindeki usul tartışmaları nedeniyle güven eksikliği oluştuğunu belirterek redd-i hâkim talebinde bulunduklarını söyledi.
Ceza muhakemesi kurallarına göre kimlik tespitinin yapılması ve iddianamenin kabul kararının açık biçimde tebliğ edilmesi gerektiğini vurgulayan İlkiz, bu adımların eksikliği nedeniyle davanın sağlıklı şekilde başlamadığı görüşünü dile getirdi.
“İmamoğlu’nun savunma sırası tartışmalı”
İlkiz, davada Ekrem İmamoğlu’nun savunma sırasının 106’ncı sıraya konulmasını da eleştirdi. İddianamede “örgüt lideri” olarak gösterilen bir sanığın savunmasının başta alınması gerektiğini savunan İlkiz, aksi durumda savunma hakkının zayıflayabileceğini söyledi.
HTS kayıtları ve etkin pişmanlık ifadeleri
Duruşmalarda delil olarak kullanılan HTS kayıtları ve etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların ifadelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İlkiz, bazı beyanların güvenilirliğinin mahkeme önünde sorgulandığını belirtti. Hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını ifade eden İlkiz, teknik verilerin de somut gerçeklikle test edilmesi gerektiğini vurguladı.
“Gazetecilerin duruşmaları izlemesi engellenmemeli”
Programın son bölümünde gazetecilerin duruşma salonundaki koşulları da ele alan İlkiz, basının kamuoyunu bilgilendirme görevi bulunduğunu hatırlattı. Gazetecilere uygun çalışma imkânı sağlanmamasının basın ve iletişim özgürlüğüne aykırı olduğunu belirten İlkiz, “Gazeteciler haber yapma hakkını serbestçe kullanabilmelidir” dedi.
İlkiz, yargılamaların şeffaflığının hem adil yargılanma hakkı hem de demokratik kamu düzeni açısından kritik önemde olduğunu vurgulayarak değerlendirmelerini tamamladı.








