Tarık Çelenk ile Sağduyu (96): Ersin Kalaycıoğlu anlatıyor | Osmanlı’dan bugüne dönüşemeyen köylülük

Sağduyu’nun bu bölümünde Ersin Kalaycıoğlu, Türkiye’de dönüşemeyen köylülük meselesini Batı’daki tarihsel gelişmelerle karşılaştırarak Tarık Çelenk’e değerlendirdi. Kalaycıoğlu, Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan çizgide ki temel sorunun yalnızca ekonomik geri kalmışlık değil, siyasal iktidarın aşırı merkezileşmiş yapısı olduğunu vurguladı.

Sağduyu’da bu hafta Tarık Çelenk’in konuğu siyaset bilimci Ersin Kalaycıoğlu oldu. Programda dönüşemeyen köylülük meselesi ele alındı. Kalaycıoğlu, Türkiye’de muhafazakârlık ve köylülük tartışmalarının birbirinden ayrı başlıklar olmadığını, tam tersine aynı tarihsel zihniyet dünyasının parçaları olduğunu belirtti.

Dönüşemeyen köylülük

Ersin Kalaycıoğlu, Türkiye’de muhafazakârlık kavramının çok farklı anlamlarda kullanıldığını, bu nedenle bilimsel bir açıklık üretmek yerine çoğu zaman kafa karıştırdığını söyledi. Kalaycıoğlu muhafazakârlığın Avrupa’daki klasik içeriğini hatırlatarak, Edmund Burke üzerinden şekillenen anlayışın korunmaya değer somut kurumlara ve başarıya dayandığını vurguladı:

“Muhafazakârlık esas itibariyle siyaset bilimindeki literatürde kullanıldığı şekliyle, özellikle Avrupa’da bizden çok önce çıkmış bir kavram. Edmund Burke diyor ki, ‘bakın biz İngiltere olarak çok büyük işler yaptık, çok önemli kurumlarımız var, iktisadi, toplumsal, siyasal gelişmelere yol açmış yapılarımız var, bunları korumak lazım.’ Yani burada muhafazakârlık bir başarıyı, temellendirilmiş kurumları, geniş kitlelere yayılmış sonuçları korumak anlamına geliyor ama bizde aynı dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nun böyle bir başarısı yok. Moratoryum ilan etmiş, borçlarını ödeyememiş, 1881’de borç yönetimini alacaklılara bırakmış bir imparatorluktan söz ediyoruz. Şimdi bununla övüneceğiz derseniz, arkasından çok insan gelmez.”

Ersin Kalaycıoğlu anlatıyor | Dönüşemeyen köylülük (Video)
Ersin Kalaycıoğlu anlatıyor | Dönüşemeyen köylülük (Video)

Osmanlı ile Britanya arasındaki temel farkın yalnızca ekonomik gelişmişlik düzeyi olmadığını belirten Kalaycıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim rejimimiz aşırı derecede merkeziyetçi. Merkezdeki tek bir hanedana ve onun içindeki bir kişiye muazzam bir yetki ve müthiş bir güç veriyor. Max Weber buna patrimonyal yönetim diyor. Bunun tam tersi ise feodalizm. Osmanlı feodal değil, patrimonyal. Çünkü feodalizmin hukukuna sahip değil. Avrupa’daki lord, sadece toprak ağası değil. O toprağı yönetme hakkı olan, gelir elde eden, yatırım yapan, kültüre yatırım yapan, opera açan, sanatçıyı destekleyen biri. Bizde böyle bir yapı yok. Bizde toprak ağalığı büyük ölçüde hukuken değil, güce dayalı ve gayriresmî ilişkiler üzerinden yürüyen bir şey.”

Ersin Kalaycıoğlu anlatıyor | Dönüşemeyen köylülük (Video)
Ersin Kalaycıoğlu anlatıyor | Dönüşemeyen köylülük (Video)

Ersin Kalaycıoğlu, II. Mahmud dönemini de bu çerçevede yorumladı:

“II. Mahmud’un önünde bir alternatif vardı. Ayan’la birleşip eski orduyu tasfiye edip yeni bir ordu kurmak, onları da bir meclis içinde temsil ederek Avrupa’daki hemcinsleri gibi onlara da elindeki iktidarın bir kısmını vermek mümkündü. Ama o ayanı ortadan kaldırmayı ve merkezdeki gücü korumayı tercih etti. Sonuçta Mora İsyanı çıktı, Yunanistan ayrıldı, sonra yeni kurulan ordu da yıllarca etkin performans gösteremedi. Yani merkeziyetçilik, Osmanlı’yı güçlendirmek yerine birçok yerde zayıflattı.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.