Dünya Alem (40) – Doha’da siren sesleri: Körfez ülkeleri “istikrar adası” olmaktan çıkıyor mu?

İSTANBUL (Medyascope) – Dünya Alem programında bu hafta İslam Özkan’ın sorularını yanıtlayan gazeteci ve Körfez uzmanı Hişam Güney, Doha sokaklarından diplomatik koridorlara kadar uzanan bir “Körfez panoraması” çizdi.

Gazeteci ve Körfez uzmanı Hişam Güney, savaşın başladığı 28 Şubat sabahını “Ortadoğu’nun en sakin ülkesi için bir kabus” olarak tanımlayarak Doha’da insanların telefonlarına gelen acil durum sirenleriyle uyandığını hatırlattı. Katar’ın sadece başkent Doha’dan ibaret olan yapısı nedeniyle her patlamanın tüm ülkede hissedildiğini söyleyen Güney, “Başlangıçta büyük bir panik vardı ancak dördüncü haftada bir tür ‘alışma’ süreci başladı” dedi. 

Dünya Alem (40) – Doha’da siren sesleri: Körfez ülkeleri "istikrar adası" olmaktan çıkıyor mu?
Doha’da siren sesleri: Körfez ülkeleri “istikrar adası” olmaktan çıkıyor mu?

Doha’da siren sesleri

İran’ın askeri doktrininin “göze göz” ilkesine dayandığını, sivil kayıptan ziyade ekonomik yıkımın hedeflendiğini söyleyen Güney, “İran, kendisine yönelik her saldırıya, saldıran tarafın müttefiklerinde ‘muadil’ bir hedef bularak yanıt veriyor. İran’da bir santral vuruluyorsa, Katar’daki Ras Laffan veya BAE’deki tesisler hedef alınıyor” dedi.

Katar’ın ekonomik can damarı olan Ras Laffan gaz sıvılaştırma tesisinin vurulması ve ardından bir su arıtma tesisinin hedef alınması, Doha’yı sert bir diplomatik hamleye zorladı. Güney, Katar’ın İran Savunma Ataşesi’ni “istenmeyen adam” ilan ederek 24 saat içinde sınır dışı etmesinin, bölgedeki “komşuluk hukukunun” en alt seviyeye indiğinin işareti olduğunu söyledi.

Udeyd ve Siliye üsleri: Güvenlik mi, tehdit mi?

ABD’nin bölgedeki en büyük lojistik merkezi olan Udeid Hava Üssü’ne yönelik İran saldırılarını değerlendiren Güney, üssün radarlarının vurulmasının sembolik önemine dikkat çekti. “8-10 bin Amerikan askerinin bulunduğu bu üsler, Katar’ı korumak bir yana, bizzat hedef haline getiriyor” diyen Güney, Körfez elitleri arasında sessiz bir sorgulamanın başladığını söyledi.

Milyarlarca dolarlık Amerikan savunma sistemlerine rağmen tesislerin vurulabildiğini belirten Güney, “Üslerin barındırılması büyük bir ekonomik yük getirirken, karşılığında ‘koruma kalkanı’ sağlanamıyor” dedi. Güney, savaş bittiğinde tüm Körfez ülkelerinin bu üslerin varlığını ve kendi savunma stratejilerini masaya yatıracağını ön gördüğünü söyledi.

KİK’in “acziyeti” ve aşiret bağları

Güney, KİK’in askeri olarak “kadük” kaldığını ancak toplumsal olarak halen bir umut taşıdığını belirterek şunları söyledi:

“Bölge halkları aşiretlerden oluşuyor ve bu bağlar sınır tanımıyor. Katar’daki bir aşiretin devamı Suudi Arabistan’da veya Kuveyt’te. Bu yüzden ‘tek para birimi’ ve ‘ortak savunma’ hayali, halklar düzeyinde hâlâ canlı.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.