23 Mart’ta, Cumhuriyet’te Barış Terkoğlu, bir MSB çalışanının Linkedin hesabında “MNC-Türkiye” (Multinational Corps/Çok Uluslu Kolordu) adlı yeni bir kolordunun varlığından söz etti. Sonradan sildiği bu paylaşımı yapan kişi, profilinde en başa “NATO MNC-TÜR”ü yazmıştı. Bir paylaşımında ise 29-30 Ocak tarihlerinde NATO’nun savunma planlarını gerçeğe dönüştürmeyi hedefleyen LANDCOM Kolordu Komutanları Konferansı’nda, MNC-TÜR’ü temsilen katıldığını söylüyordu.
Terkoğlu’nun ulaştığı MSB kaynakları önce olayı doğrulamamışlar, ardından da şu açıklamalarda bulunmuşlardı: “Bu çalışma NATO’nun bölgesel planlamaları kapsamında yapılıyor. Başladı ama henüz nihayete ermiş değil. Henüz kurulmuş değil, kesin kurulacak da diyemeyiz. Arması da kesin olarak bu değil. Çalışma geçen yıl başladı. Son İran krizi ile ilgisi yok. Evet, NATO kapsamında yapılıyor ama biz yapıyoruz, yerli bir çalışma.”

MSB’nin açıklamalarına göre MNC-Türkiye
26 Mart’ta (dün) MSB tarafından basın bilgilendirme toplantısında ise MNC-Türkiye ile ilgili daha ayrıntılı bilgiler verildi:
“Bakanlığımız tarafından, 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargâhı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılması emredilmiş ve bu niyetimiz 2024 yılında NATO’ya beyan edilmiştir. Bu kapsamda, bir Türk general komutasında kurulması planlanan karargâhın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6’ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirilmiş, milli çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapılmıştır. Karargâhın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir. Bahse konu Kolordu Karargâhının görevi, Bölgesel Planlar kapsamında, kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemektir.”
Bu açıklamanın üç önemli ve aslında ilginç ayağı bulunuyor bana kalırsa:
Konuşlanma yeri Adana
Birincisi, sadece kâğıt üzerinde, plan aşamasında olan bir hazırlıktan değil, kısmen hayata geçmeye başlamış bir teşkilatlanmadan söz ediliyor. Nitekim, karargâh çekirdek olarak halihazırda kurulmuş, bu kadrolara bazı atamalar da yapılmış. Çalışmaların başlangıcı ise 2023’e kadar gidiyor.
İkincisi, açıklamaya göre öneri NATO’dan Türkiye’ye değil; Türkiye’den NATO tarafına yapılmış.
Üçüncü ve belki en önemli kısım ise bu kolordunun karargahının konuşlanacağı yerle ilgili. Bakanlık, şehir ismi belirtmeden, söz konusu NATO Çok Uluslu Kolordu Karargahının 6’ncı Kolordu bölgesinde faaliyet göstereceğini açıkladı.
Bilindiği gibi 6’ncı Kolordu Adana’da bulunuyor.
6’ncı Kolordunun iki önemli özelliği olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi, İncirlik Üssü ile aynı şehirdeler, aralarında yaklaşık 10 km mesafe var.
İkincisi, Türkiye’nin Suriye’de sürdürdüğü askerî varlık ve harekatlar buradan komuta ediliyor. Dolayısıyla MNC-TÜR’ün Adana’da kurulması akla ister istemez Suriye-ABD-NATO-İncirlik-Türkiye; ve belki ilave noktalar olarak da, Irak, İran ve Gazze denklemini getiriyor.
Buraya kadar anlattıklarım yeterince ilginç ama MNC Kolordusunun ne olduğu, nereden doğduğuna ilişkin aşağıda paylaşacağım bilgiler, bu meseleyi daha da ilginç hale getiriyor ve konunun yalnızca taktik düzeyde bir askerî mesele olmayabileceğini ima ediyor.

MNC kolordularının ortaya çıkışı
2016’ya kadar NATO’nun kolordu yapılanması, biri de Türkiye’de (İstanbul’daki 3’üncü Kolordu) olmak üzere “Hızlı İntikal Edebilir” (Rapid Deployable)” kolordulara dayanıyordu. Bunlara NRDC (NATO Rapid Deployable Corps) deniyor. Vurgulamak gerekirse, MNC (Multinational Corps) adında bir yapılanma/konsept bu yıla kadar ortada bulunmuyor.
NRDC Kolorduları, Türkiye’nin yanı sıra Yunanistan, Fransa, İtalya, Birleşik Krallık ve İspanya’da da bulunuyor. Bu NRDC yapısı NATO’nun ana kara kuvveti komuta mimarisini oluşturuyor ve esasen bugün de bu sistem geçerliliğini koruyor. Sistemin ana mantığı şu: Bu karargâhlar ve birlikleri, bir kriz/savaş zamanında “hızla” harekat bölgesine intikal etmek üzere, normal dönemlerde kendi ülkelerindeki konuş yerlerinde bulunuyorlar.
Öte yandan, 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakının yarattığı şok, NATO’nun özellikle doğu kanadındaki yeni üye ülkelerde ciddi güvenlik kaygılarına yol açtı. Çünkü NATO’nun “hızlı intikal” kavramı, aslında, uygulamada haftalar süren bir reaksiyon süresi anlamına geliyor. Oysa Baltık ülkeleri gibi sınırlı askerî kapasiteye sahip devletler açısından bu birkaç gün içinde sonuçlanabilecek bir Rus oldubittisi felaket demekti.
Bu endişeler üzerine 2016 Varşova Zirvesi’nde, NATO’nun doğu kanadında yer alan ve “kolay lokma” olabilecek bu ülkeleri korumaya yönelik yeni bir model benimsendi: Kriz anında intikal edecek kuvvetler yerine, kalıcı olarak o ülkelerde konuşlu çok uluslu bir kolordu (MNC) oluşturulması.
Yani MNC Kolorduları, Rusya tehdidine karşı, yeterli ordusu bulunmayan ülkeler için bulunmuş “palyatif” diyebileceğimiz bir çözümdü.
Böylece ilk MNC, MNC-NE (Kuzeydoğu) adıyla Polonya merkezli olarak kuruldu. Bu kolorduya, Estonya, Polonya ve Litvanya’da tugay düzeyinde unsurlar; Danimarka ve Litvanya’nın çerçeve ülke rolü üstlendiği çok uluslu tümende ise Kanada, Almanya, İtalya ve Birleşik Krallık’ın bölük/tabur vb. seviyelerde katkı verdiği birlikler bu yapının parçası oldu.
2023’te Romanya’da ikinci bir MNC kuruldu (MNC-SE/Güneydoğu). Hatta şu an komutan yardımcısı da bir Türk generali.
MNC-Türkiye kolordusunun gelecek projeksiyonu ne olabilir?
Tüm bu tarihsel arka plan dikkate alındığında, Türkiye/Adana’da MNC-Türkiye adıyla çok uluslu bir kolordu kurulması, ne MNC konseptinin tarihsel olarak ortaya çıkış öyküsüyle ve gerekçeleriyle örtüşüyor, ne NATO’nun mevcut tehdit algısı ile uyuşuyor, ne de Türkiye’nin bilinen askerî kapasitesi açısından bir gereklilik çerçevesine oturuyor.
Halen tanımlı iki tehdidinden biri Rusya diğeri de terörizm olan NATO perspektifinden sorulması gereken temel soru şu: Adana’da konuşlanacağı MSB tarafından açıklanan bu muhtemel kara kolordusunun mukabele etmeyi hedeflediği somut tehdit/risk nedir? Rusya mı? Terörizm mi?
Türkiye açısından ise mesele daha da dikkat çekici: NATO’nun en büyük ikinci kara ordusuna sahip bir ülke için, hangi operasyonel veya kaynak temelli eksiklik; veya kendi gücüyle üstesinden gelemeyeceği hangi somut tehdit, diğer üye ülkelerden gelecek birliklerin katkısıyla oluşacak bir çok uluslu kara gücünü gerekli kılmaktadır?
Ciddi bölgesel sonuçlar doğurmaya aday bu tür bir girişimin gerekliliğinin TBMM’de, Milli Savunma Komisyonunda, siyasi partilerde ve elbette kamuoyunda tartışılmasının gerektiği çok açık.
- Görseller yapay zeka yardımıyla yapıldı








