İSTANBUL (Medyascope) – Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, İBB davasındaki beş saatlik savunmasının ardından gece hastaneye kaldırıldı. Avukatı Cihan Ünal, lösemi nüksü riski taşıyan müvekkilinin cezaevine geri gönderilmesinin yaşam hakkını tehdit ettiğini savundu.

Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, İBB davasının 11. duruşma gününde beş saatlik savunma verdi; aynı gece hastaneye kaldırılarak kurum içi hastanede yaklaşık üç saat geçirdi. Avukatı Cihan Ünal, durumu heyete aktarırken “Belki bugün bana kızabilir, ancak sağlık meselesi hem müvekkilimiz hem de ailesi açısından kendisinin anlattığından çok daha fazla acı ve yıpranmaya sebep olmuştur” dedi.
İlk ara karar 2 Nisan’da açıklanacak
Mahkeme başkanı, sanık savunmalarının nisan sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını ancak sürecin uzayabileceğini belirterek 30 günlük tutukluluk değerlendirmesinin de ele alınacağını duyurdu, “Ara değerlendirmelerimizi yapacağız ve 30 günlük tutukluluk değerlendirmesi de mutlaka ele alınacak” dedi.
Mahkeme başkanı, savunması alınmayan sanık sayısının fazla olduğunu belirterek önümüzdeki salı, çarşamba ve perşembe günlerinin yalnızca bu sanıkların müdafileri için ayrıldığını açıkladı. Mahkeme, günlük 7,5 saat üzerinden üç gün sürecek bir planlama kurduğunu duyurdu, “Başka çaremiz yok; kanunun izin verdiği ölçüde bir çözüm buluyoruz” dedi.
“Bu iddianame kesinlikle iade edilmesi gerekirdi”
Mahkeme, Çalık’ın çapraz sorgusunu tamamlayarak avukatlarının savunmasına geçti. Avukat Selami Mahmutoğlu, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki iddianamenin iadesi müessesesinin iki nedenle işlevsiz kaldığını savundu:
“İddianame vasfına sahip olmayan dosyaların kanundaki 15 günlük sürede sağlıklı incelenmesi fiilen mümkün değil. Hâkimler ile savcıların günlük mesai birlikteliği de kaçınılmaz psikolojik etkiler doğurmuş olabilir. Bu iddianame kesinlikle iade edilmesi gereken bir iddianameydi.”
Avukat Ali Mesut Seçkin ise müvekkilinin Kale Kent Projesi kapsamında kolluk ve savcılıkta hiç ifade vermediğini vurguladı. Ruhsatların 2013 temmuz-eylül döneminde, yani müvekkil ve Ekrem İmamoğlu göreve gelmeden önce düzenlendiğini belirten Seçkin, “İddianamede müvekkil hangi gerekçeyle sorumlu tutuldu, tarafımızca anlaşılmıyor” dedi.
Seçkin, Demir La Vida Projesi’ne de değindi, projenin yaklaşık 75 bin metrekare olduğunu, ruhsatın 28 Temmuz 2017’de bir aydan kısa sürede düzenlendiğini anımsatarak makul süre ihlali iddiasının somut bir dayanağının bulunmadığını öne sürdü.
“Müvekkil cezaevine gönderildikten sonra yoğun bakıma alındı”
Avukat Ünal, Çalık’ın sağlık sürecini tıbbi raporlarla birlikte heyete sundu. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nin 3 Temmuz 2025 tarihli sağlık kurulu raporunu doğrudan okuyan Ünal, raporun içeriğini aktardı:
“Ciddi kilo kaybı öyküsü olan hastaya lenf bezi biyopsisi planlanmıştır. Hastanın kemik iliği biyopsisi patoloji raporunda blast oranı 4,5 sınırda olarak belirtilmiş olup lösemi açısından nüks riski mevcuttur.”
Ünal, bu raporun Başsavcılığa sunulduğu anda müvekkilinin tahliye edilmesi gerektiğini savundu.
Raporun ardından Çalık’ın yeniden cezaevine gönderildiğini belirten Ünal şöyle aktardı:
“Aynı akşam fenalaşarak yeniden hastaneye kaldırıldı, yoğun bakıma alındı ve 10 Temmuz 2025 tarihinde anjiyo uygulandı.”
Ünal, 8 Temmuz 2025’te durumu Başsavcılığa bildirdiklerini, İzmir’deki meslektaşları aracılığıyla raporu çıkar çıkmaz temin ettiklerini de belirtti.
“Adli Tıp Kurumu kararı olmadan tahliye mümkündür”
Ünal, Adli Tıp Kurumu beklenmeksizin de tahliye kararı verilebileceğini vurguladı:
“Müvekkilimiz tutukludur, hükümlü değildir. Adli kontrol hükümleri, konutu terk etmeme ve yurtdışı yasağı tam da bunu sağlamak için vardır.”
Adli Tıp Kurumu’nun Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi raporuyla çelişen İzmir Şehir Hastanesi raporunu neden esas aldığını sorgulayan Ünal, Katip Çelebi’nin hem eğitim hem araştırma hem de bölgenin hakem hastanesi olduğunu hatırlattı.
Ünal, savunmasını şöyle tamamladı:
“Bu denli ağır ve riskli bir sağlık sürecinin cezaevi koşullarında güvenli şekilde takip edilmesi tıbben mümkün değildir. Mevcut tutukluluk hâli ölçülülük ilkesine, insan onuruna ve kötü muamele yasağına açıkça aykırıdır.”
Avukatlar, Çalık’ın tahliyesine ve beraatına karar verilmesini talep etti.








