Osman Kavala: “Güvenilir nitelikte doğru deliller olmadan özgür yaşama hakkı kısıtlanamaz”

Osman Kavala

Gezi Parkı davasından tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala, AİHM ve AYM kararlarına uyulması çağrısını yineledi, “Suç işlendiğini gösteren güvenilir nitelikte doğru deliller olmadan özgür yaşama hakkı kısıtlanamaz” dedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), iş insanı Osman Kavala’nın ikinci başvurusunu görüşmek üzere bir kez daha toplandı. AİHM’nin temyiz organı olan 17 yargıçlı Büyük Daire’de görülen duruşmada, Kavala’nın 2019 tarihli ilk karar sonrası maruz kaldığını savunduğu hak ihlalleri ele alınacak.

Duruşmanın ardından hemen bir karar çıkması beklenmiyor ancak başvurunun öncelikli dosya olarak ele alınması nedeniyle nihai kararın önümüzdeki aylarda açıklanabileceği belirtiliyor.

Osman Kavala da konuya dair yazılı açıklama yaptı. AİHM ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyulması çağrısını yineleyen Kavala, “Suç işlendiğini gösteren güvenilir nitelikte doğru deliller olmadan özgür yaşama hakkı kısıtlanamaz” dedi.

İktidardan Osman Kavala savunması: Siyasi değil!
Osman Kavala AİHM kararlarına uyulmasını talep etti

Osman Kavala’nın açıklaması şöyle:

“Önceki gün, 25 Mart’ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ikinci başvurumla ilgili düzenlediği duruşmada, avukatlarım ve hükümet temsilcileri görüşlerini sözlü olarak aktardılar. Mahkeme, kararını bir süre sonra açıklayacak.

AİHM 2019 yılında, tutuklanmamla ilgili aldığı kararda suç işlediğimi gösteren delil olmadan tutuklanmış olmamın bir hak ihlali olduğuna, serbest bırakılmam gerektiğine hükmetmişti. 2022 yılındaki kararında ise Türkiye’nin ilk kararın gereklerini yerine getirmemiş olduğu tespitini yapmış, herhangi bir değişiklik olmadan, suç işlediğime işaret etmeyen aynı deliller kullanılarak farklı bir suçlamayla tutukluluğumun devam ettirilmesini ‘hukukun etrafında dolanmak’ olarak nitelemişti. Aynı doğrultuda olacağına inandığım AİHM’in yeni kararı, verilen hükmü ve hükmün onanması süreçlerini de kapsayacak.

AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması, son Meclis Komisyonu raporunda da güçlü biçimde vurgulandığı gibi, anayasal zorunluluk. Ancak daha önemlisi, bu kararlarda ifade bulan temel hukuk ilkesinin tam anlamıyla benimsenmesi ve buna mutlak şekilde riayet edilmesi. Suç işlendiğini gösteren güvenilir nitelikte doğru deliller olmadan özgür yaşama hakkı kısıtlanamaz.”

Kavala’nın tutukluluk süreci nasıl ilerledi?

İş insanı Osman Kavala, 18 Ekim 2017’de gözaltına aldı ve  1 Kasım 2017’de “cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2019 tarihli “derhal serbest bırakılmalı” kararına rağmen tutukluluğu sürdü. 18 Şubat 2020’de Gezi davasında beraat etti, ancak aynı gün başka bir dosyadan yeniden tutuklandı. 25 Nisan 2022’de ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldı. Yargıtay 2023’te kararı onadı, yeniden yargılama talebi 2024’te reddedildi.

AİHM, Kavala hakkında ilk kararını 10 Aralık 2019’da açıkladı. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesi ile hakların kötüye kullanımını yasaklayan 18. maddenin ihlal edildiğine hükmetti.

Kararda, tutuklama için ileri sürülen şüphelerin somut delillerle desteklenmediği ve mevcut yasal düzenlemelerin Kavala’yı susturmak amacıyla kullanıldığı belirtildi. Ayrıca Türkiye’nin Kavala’nın derhal serbest bırakılması için gerekli tüm adımları atması gerektiği vurgulandı.

Türkiye’nin bu kararı uygulamaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi devreye girdi. AİHM, 11 Temmuz 2022’de verdiği ikinci kararda, Türkiye’nin AİHS’nin 46. maddesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğine hükmetti.

İkinci başvuru hangi ihlalleri kapsıyor?

Kavala’nın 18 Ocak 2024’te yaptığı ikinci başvuru, 2019 kararının ardından alınan tüm tedbirleri kapsıyor. Başvuruda Türkiye’nin AİHS’nin yedi maddesini ihlal ettiği ileri sürüldü.

Bu maddeler arasında kötü muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel haklar var.

Normal koşullarda bu başvurunun yedi yargıçlı bir daire tarafından incelenmesi bekleniyordu ancak ilgili daire, 16 Aralık 2025’te yetkisini Büyük Daire’ye devretti.

AİHM, 19 Ocak 2026’da taraflara yönelttiği sorularla davanın çerçevesini netleştirdi. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediği, 2019 sonrası tutukluluğun keyfi olup olmadığı ve yargılama sürecinin adil olup olmadığı gibi kritik başlıklara odaklanacak.

Uluslararası kuruluşlardan yargı bağımsızlığı vurgusu

Duruşma öncesinde Human Rights Watch, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Türkiye İnsan Hakları Dava Destek Projesi (TLSP) ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu da AİHM’ye üçüncü taraf görüşü sundu. Kuruluşlar, Kavala’nın tutukluluğunun sürmesinde Türkiye’de yargı bağımsızlığının zayıflamasının etkili olduğunu belirtti.

TLSP Direktörü Ayşe Bingöl Demir, “Osman Kavala’nın hukuka aykırı ve siyasi saiklerle yürütülen tutukluluğu neredeyse on yıla yayıldı. Bunun önemli nedenlerinden biri Türkiye’de yargı sisteminin bağımsızlıktan uzaklaşması” dedi.

Uluslararası Hukukçular Komisyonu’ndan Temur Shakirov ise, yargı kurumlarının siyasi etkilerle şekillendiğini ve bunun hakimler üzerinde baskı yarattığını belirtti.


AİHS’nin 46. maddesi uyarınca AİHM kararları taraf devletler için bağlayıcı nitelik taşıyor. Türkiye, sözleşmeyi 1950’de imzaladı, 1954’te onayladı ve 1989’dan bu yana mahkemenin zorunlu yargı yetkisini tanıyor.

AİHM kararlarının uygulanması Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetleniyor. Türkiye’nin genel uyum oranı yüksek olsa da Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi siyasi açıdan hassas davalarda bu uyumun düşük seyretmesi dikkat çekiyor.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2021 yılında AİHM kararlarına ilişkin olarak, “Avrupa Birliği’nin Kavala’yla, Demirtaş’la ilgili aldığı kararları tanımıyoruz… Bizim indimizde bunlar yok hükmündedir” ifadelerini kullanmıştı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.