X’te 1,5 trilyon izlenme. Tarihin en çok “izlenen”, belki de en az “görülen” savaşı. Harita üzerinde çizilen her okun pembe çiçekli okulun duvarlarını yıktığını unutarak büyük resmi tamamlayabilir miyiz?
Petrol fiyatlarındaki kalıcı artış, ABD ara seçiminin sonucunu belirler…
Çin’in depolarındaki petrol bir ay içinde bitecek…
Rusya, artan petrol fiyatlarından memnun…
Netanyahu’nun talep ettiği savaş bütçesinin %40’ı doğrudan ABD’ye gidecek…
Husilerin savaşa girmesi doğrudan gıda fiyatlarını etkileyecek…
ABD – İsrail arasında görüş ayrılığı derinleşiyor…
Bunların hepsi ben de dahil İran savaşını anlatmaya çalışan herkesin kullandığı ifadeler. Hepsi doğru, hepsi de önemli. Üzerlerine saatlerce konuşulabilir. Bölgeden gelen tek bir açıklamayla hepsi yeniden yorumlanabilir…
Her bir cümle eline sopa alıp harita önünde saatlerce konuşulur… Hepimiz “büyük resmi” görebiliyoruz.
Altını çizeyim hiçbiri önemsiz değil. Büyük resmi anlamak kendimizi ve ideolojik duruşumuzu konumlandırmak açısından elbette çok önemli. Ama bu son savaşta büyük resme bakarken, küçük resmi atlıyoruz…
Peki ya küçük resim?
28 Şubat sabahı, savaşın başladığı gün, Minab’daki Şacare-i Tayyebe (İyi Ağaç) ilköğretim okulu öğrencilerle dolu. İki katlı bina, pembe çiçekler ve yeşil yapraklarla boyanmış. Sabah 10’da, savaşın ilk dalgasına ilişkin haberler yeni yeni gelmeye başladı. Veliler panikle telefon açıp çocuklarını almaya çalıştı. Yetişmeye vakit bulamadılar.

Okul müdürü, öğretmenler ve personel çocukları dışarı çıkarmak için binada kaldı. Sabah 10:23’te uydu görüntüleri binanın sağlam olduğunu gösteriyordu; 10:45’te füze isabet etti. Tavan öğrencilerin üstüne çöktü.
İran Eğitim Bakanlığı’na göre saldırı anında okulda 7-12 yaşları arasında çoğunluğu kız 264 öğrenci bulunuyordu. Hayatını kaybedenler arasında okul müdürü, öğretmenler ve çocuklarını almaya gelen veliler de vardı. Ölü sayısı hâlâ net değil. İran’dan gelen resmî açıklama hayatını kaybedenlerin en az 110’unun öğrenci olduğu yönünde: 66 erkek, 54 kız, 26 öğretmen ve 4 veli.
İnsan hakları kuruluşlarından oluşan bir konsorsiyumun 27 Mart’ta yayımladığı rapora göre, savaşın başından bu yana okullar, hastaneler ve diğer sivil altyapıyı hedef alan onlarca saldırıda yaklaşık 1.500 İranlı sivil hayatını kaybetti.
İran Kızılayı’na göre 7 Mart’a kadar 6 bin 668 sivil yerleşim birimi hedef alındı: 5 bin 535 konut, 1.041 ticari bina, 14 sağlık merkezi, 65 okul ve 13 Kızılay birimine ait tesis.
Biz büyük resme bakarken İsrail Lübnan’ı yerle bir ediyor…
Bölge genelinde 3 milyon İranlı ve en az 1 milyon Lübnanlı evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre ölü sayısı 1.200’e yaklaştı; hayatını kaybedenlerin en az 120’si çocuk; beş hastane ve 49 sağlık merkezi artık hizmet veremiyor.
Dünya Gıda Programı, savaşın sürmesi ve yakıt fiyatlarındaki artışın devam etmesi halinde 45 milyon kişinin aşırı açlıkla yüz yüze gelebileceği uyarısında bulundu.
Maalesef bu rakamlar ve veriler ekranlardaki büyük haritalarda yeterince yer almıyor…
“Küçük resim” neden görülmüyor?
Peki neden? Benim aklıma iki sebep geliyor. Birincisi İran’ın ülkede çalışan yerli ve yabancı (dışarıdan yeni girenler de dahil) saha muhabirlerine uyguladığı kısıtlamalar. Ülkedeki internet kesintileri ve rejimin konuşanlara uyguladığı baskı da eklenince haber almak imkansızlaşıyor. Okul saldırısıyla ilgili benim bulabildiğim sadece bir öğretmen ismini açıklayarak konuşmuş, çoğu haberde ismini vermek istemeyen öğretmen ya da veliler var.
Bir diğer sebepse biraz can sıkıcı… 2003 Irak işgalini televizyonda izlemiştik. Canlı izlenen ilk savaş olarak tarihe geçti… Şimdiki İran savaşını ise sosyal medyadan izliyoruz.
Argyle Consulting Group’un araştırmasına göre savaşın ilk 8 günü (28 Şubat–7 Mart) boyunca X’te “İran” kelimesini içeren 98 milyon gönderi yapıldı, 696,4 milyon etkileşim gerçekleşti ve tahminen 1,5 trilyon potansiyel izlenmeye ulaşıldı. Bu, kayıtlara geçmiş en büyük çevrimiçi bilgi olaylarından biri olarak nitelendiriliyor.
1,5 trilyon görüntülenme. Tarihin en çok “izlenen” savaşlarından biri bu. Ama belki de en az “görülen” savaşlarından biri de bu…
X’te muazzam bir trafik var, ama bu trafik büyük ölçüde jeopolitik analiz, dezenformasyon ve propaganda üzerinden akıyor. İran’ın internet kesintisi nedeniyle savaşın ilk günlerinden itibaren 11 milyon İranlı VPN araçlarına sığınmak zorunda kaldı. Sahadaki insan sesine zaten yer yoktu; algoritmalar da o boşluğu analistlerle, botlarla ve propagandayla doldurdu.
Minab’daki o okulun pembe çiçekli duvarlarını, 10:23’te sağlam, 10:45’te enkaz olan o binayı, morgun kapasitesi yetmediği için cesetlerin soğutmalı araçlarda bekletildiğini kaç analist yazdı? Kaç harita başında anlattı?
Büyük resmi görmek şart. Ama büyük resme bakarken küçük resmi görmezden gelmek, aslında hiçbir şeyi görmemektir. Petrol fiyatları düşer, ateşkes olur, masalar kurulur ama Minab’daki o çocukların isimleri hâlâ duvarların üzerine yapıştırılmış kâğıtlarda. Harita üzerinde çizilen her okun, aslında pembe çiçekli o duvarları yıktığını unutarak büyük resmi tamamlayabilir miyiz?














