Berrin Sönmez yazdı: Dilan Karaman için soruşturma neden hâlâ başlamadı?

Dünyada savaş, ülkede siyasallaşmış yargı eliyle yürütülen muhalefetsizleştirme operasyonları hız kesmeden sürüyor. Aynı zamanda ülkede demokratikleşme ve toplumsal barışla sonuçlanmasını umduğumuz bir süreç yürüyor gibi… “Gibi” diyorum çünkü bir yandan devlet Abdullah Öcalan ile görüşür, Bahçeli ona statü önerirken Nevruz kutlamalarında Öcalan posteri ve sloganlar nedeniyle gözaltı ve tutuklama gerçekleştirildi. Ve siyaseti, iktidar alternatifi olamayacak partiler manzumesi olarak düzenleme politikası, her zamanki gibi gazetecileri hedef aldı. BirGün muhabiri İsmail Arı, basının son rehinesi olarak şu an Sincan’da zorunlu ikamete yollandı. Umarım tüm gazeteciler en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşur ve hepimiz haber alma hakkımıza erişiriz.

Dilan Karaman kimdi, nasıl öldü?

Kadınların eşit yaşam mücadelesi de bedel ödettiren bir diğer hak savunucusu. Dilan Karaman’ın şüpheli ölümü üzerinden altı ay geçti. Ancak hâlâ Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatmadı. Dosya karakolda bekletiliyor ve adı geçen bazı kişilerin ifadesi bile alınmadı. Dilan gazeteciydi ve aynı zamanda DEM Parti Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz’in basın danışmanı olarak partide görevliydi. 11 Kasım 2025’te saat 16:00 sularında “intihar ettiği iddiasıyla” ve “taksiyle” partneri Mazlum Toprak tarafından hastaneye kaldırıldı. 16 gün süren tedaviye rağmen kurtarılamadı. 

5 kadın örgütünün katıldığı komisyon raporu

Diyarbakır’da kadın örgütleri ve Baro kadın hakları merkezinden temsilcilerinden oluşan komisyon, Dilan’ın ölümünden beş ay sonra rapor yayınladı. Vicdanları kanatan bir rapordu. Ailenin de katıldığı toplumsal tepkiler üzerine örgütler raporu geri çekmek zorunda kaldı. Zira ölen kadının hayatını sorguluyor, erkek adaletin mağdur suçlayıcı ve fail kayırmacı yaklaşımından izler taşıyordu. 19 sayfalık raporu okuduğum zaman çok şaşırdım. İki suç ve iki fail tespit edilip açıkça yazılmış ama yine de mağdur suçlanmıştı. Suçlardan birisi cinsiyet temelli şiddet. Psikolojik şiddet var, fiziki şiddet var ve fail partneri Mazlum Toprak. İkinci suç mobbing ve faili danışmanlık yaptığı Milletvekili Saliha Aydeniz ama rapor adını bile kayda geçirmemiş. Üstelik beş ay boyunca Dilan’ın arkadaşları, yakınları dinlenmiş olmasına rağmen kolayca ölümün intihar kaynaklı olduğuna inanılmış ve toplumu da intihar olduğuna inandırma çabasına girilmiş.

Dilan Karaman
Dilan Karaman için soruşturma neden hâlâ başlamadı?

İntihar ettiğini söyleyen kişi şiddet faili

Kadın cinayetini gizlemek isteyen pek çok failin başvurduğu bir yöntem olarak intihar iddiasına ne çok tanık olduk. Raporu hazırlayan örgüt temsilcileri de böylesi iddialarla defalarca mücadele eden kişiler. Fakat raporun kaleme alınış tarzı şiddet failinin intihar iddiasına kolayca inandıkları izlenimi veriyor. Oysa tanık beyanları ve Mazlum Toprak’ın ifadesi psikolojik ve fiziksel şiddeti açıkça ortaya koymuş. “Keşke gözümün önünde intihar etsen” dediğini ve Dilan’a bıçak çektiğini, evden kovduğunu beyan ediyor, Toprak.

Dilan kendisine ev kiralamış. Ve yeni evinden sabah erken saatlerde bir sağlıkçı arkadaşını arayıp intihar girişimini anlatmış ama kimseye söylememesini rica etmiş, beyanlara göre. Bir kişi hem sağlıkçı olacak hem arkadaş olacak hem de intihar girişimine müdahale etmeyecek… Bu durum hiç inandırıcı değil. Dilan’ın telefonu dosya kapsamında emniyetin elinde, beyanın sorgulanması mümkün ve gerekli.

Diğer taraftan Mazlum Toprak saat 13:00 civarında Dilan’ın yeni evine gittiğini ve intihar girişimini anladığını beyan ediyor. Fakat sağlıkçıların ve polisin “bilinci açık olduğu ve tedaviyi reddettiği için müdahale edemeyeceklerini telefonda belirttiklerini” söylüyor, rapora göre. Bu da imkansız bir iddia. Emniyet ya da savcılık Mazlum Toprak’ın telefonunu inceleyip iddiasını doğrulamak zorunda. Üstelik saat 16:00 civarına kadar başında beklemiş. Yanında bir arkadaşı olduğunu söylüyor ama bugüne kadar o arkadaşın ifadesi alınmamış. Ayrıca ambulans çağırmak yerine taksiyle götürülmüş hastaneye. Olay yerini sağlıkçılar görmemiş, polis incelememiş. Şüphe etmek gerekir bu durumda. İntihar süsü verilmiş cinayet mi, intihara sürüklenme mi? İntihar yönünde tanıklık beyanı sadece şiddet failinden geliyor. Bir de “sağlıkçı arkadaş” iddiası var ki raporda bu durum üstü kapalı geçmiş.

Dilan Karaman için soruşturma neden hâlâ başlamadı?

Mobbing faili vekil Saliha Aydeniz

Milletvekili, danışmanı Dilan ile kurduğu ilişkiye dair bir nevi özeleştiri verdi, sorumluluğunu kabul etme yönünde ifadeler kullandı ve sonuçta örgütlerin beş ayda hazırladığı rapor HDK Kadın Meclisi’nin baskısıyla geri çekildi. Ancak intihar iddiası dile getirildiği için soruşturmanın derinleştirilmesini önleyen bir etki yaptığını düşünüyorum. Maalesef iktidar politikasıyla kolluk ve yargı zaten 6284 sayılı şiddet yasasını layıkıyla uygulamadığı için savcılık, rapora dayanarak soruşturma aşamasını başlatmaktan kaçınma bahanesi olarak kullanmış olabilir. Hem Kürt siyasetine hem kadın hareketine düşen sorumluluk Dilan’ın ölümündeki hakikate ulaşmak için dosyanın rafa kaldırılmasını önleme mücadelesini aralıksız sürdürmek olmalı.

Dilan Karaman için adalet mi? DEM’i çökertmek mi?

Süreç bahanesiyle iktidar tarafından bir köşeye sıkıştırılmış haldeki DEM Parti bir yandan da kendi kitlesinden gelen siyasi baskılarla karşı karşıya. Türkiye’de genel olarak siyaset etmenin iktidar baskıyla bütün partiler için zorlaştığı bir dönemde DEM, ayrıca tabanından siyasi kadrolara yükselmek isteyenlerin, yönetim kadrosunu her fırsatta suçlayışı ile mücadele ediyor. Bir yandan münfesih örgütün dağ kadrosu bir yandan tahliye olanlar siyasi kadroların kendi hakları olduğu iddiasıyla sivil siyaseti küçümsüyor. Yani kitlesinden DEM’e yönelen eleştirilere dair benim yorumum böyle.

“Kurşun ata ata, mapus yata yata biter” dizesine karşılık siyasetin ilmek ilmek öre öre yapıldığını belirtmek gerektiğini düşünüyorum. Silahlı siyaset “ideolojik haklılık” duygusuyla şiddeti normalleştirdiği için kimseyi ikna etmeye ihtiyaç duymaz. Oysa sivil siyaset hem kendi kitlesini hem ülke genelindeki halkları, seçmeni ikna edecek politikalar üretmek zorundadır. Bu nedenle siyasetini nakış gibi teker teker işleyerek, dantel gibi ilmek ilmek örerek toplumda rıza üretmek zorundadır. 30 yıl hapis yatmış olanların, yıllardır ülke dışında yaşayanların hem Kürt toplumunda hem Türkiye genelinde yaşanan sosyolojik ve kültürel değişimleri, toplumsal beklentideki farklılaşmaları anlaması ve uyum sağlaması pek kolay olmasa gerek.

Bu ülkede sivil siyaset, çatışmaktan daha az bedel ödemek anlamına gelmez. Özellikle de Kürt siyasi hareketi için hiçbir zaman kolay olmadı. Sivil alanda ödenen bedelleri kimse küçümsemesin derim, naçizane. Ve bugün iyi-kötü, belli-belirsiz bir süreçten söz edebiliyorsak Kürt siyasetinin yıllar boyunca işlediği nakışın hikâyesi yaşanıyor demektir. Özellikle Dilan Karaman’ın yaşadıkları ve ölümü bahane edilerek DEM Parti’ye karşı eleştirilerin haksızca abartılması kabul edilemez. Evet partide hatalar olmuş. Bu hatalar en az bir cana mal olmuş. Ancak parti hatasını kabul etmiş ve düzeltme yönünde adım atmış. Türkiye siyasetinde hangi parti toplumsal tepkilere değer verip hatasından dönmüştür? DEM Parti dışında böyle bir adımı atan parti gören, duyan varsa söylesin, ben görmedim. Böylesi hassasiyetin kıymetini bilmek, DEM Parti’ye hakkını teslim etmek gerekir. 

Toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele etmek yönünde kurumların, partilerin, sendikaların, dernek ve vakıfların da iç işleyişlerinde mücadele etmeleri gerekir. Ancak bu sorumluluk faili yargılamak değil, en fazla yapabileceği şey faili yargıya sevk etmekle sınırlıdır. Yurttaşının yaşam hakkını korumak devletin yükümlülüğüdür. Yaşam hakkı korunamayan yurttaşın adaletini sağlamak yargının görevidir. Ve yasaları uygulamak iktidar politikasıyla doğrudan ilişkilidir. Son söz olarak toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele görevi iktidara ait olduğu için kimse Dilan Karaman’ın ölümü üzerinden DEM Parti’ye yüklenerek, genç bir kadının bedenini kendi siyasi hırsı için basamak olarak kullanmasın. 

Biz kadınlar olarak Dilan’ın ölümündeki hakikati ve cinayetse failin yargılanmasını sağlamak için her türlü mücadeleyi toplumsal cinsiyet eşitliği ve feminist ilkeler bağlamında yürütürüz. Dilan Karaman’ın yaşamını ve ölümünü hiç kimsenin siyasi beklentilerine malzeme haline getirmesine izin vermeyiz.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.