Ruşen Çakır yazdı: İran savaşı ilk bir ayında bize neler öğretti?

İran savaşı bir ayda
Ruşen Çakır yazdı: İran savaşı ilk bir ayında bize neler öğretti?
  • Savaşı başlatmanın kolay, bitirmenin çok zor olduğunu;
  • Bu savaşın sanıldığı ve umulduğu gibi kolay kolay bitmeyeceğini;
  • Ayetullah Hamaney, Ali Laricani gibi isimlerin kolaylıkla öldürülebilmelerinden hareketle “istihbarat”ın ne kadar önemli olduğunu;
  • Ama İran rejiminin öldürülenlerin yerini hızla doldurmasıyla istihbaratın tek başına yeterli olmadığını;
  • Ta şahlık döneminden beri “istihbarat temelli” devlet örgütlenmesine sahip olan ve bununla övünen İran’ın, kendi halkına karşı casusluk faaliyetleri yapmaktan, son derece hayati olan karşı-casusluk konusunu ihmal etmiş olduğunu ve bunun bedelini ağır ödediğini;
  • İsrail’e ait olduğu ileri sürülen savaştan kısa bir süre sonra İran toplumunun rejime karşı ayaklanacağı öngörüsünün temelsiz olduğunu;
  • İran halkının çoğunun, rejime ne kadar karşı olurlarsa olsunlar ABD-İsrail saldırganlığıyla aynı kare içinde yer almak istemediğini;
  • ABD’de yaşayan şah heveslisi ve onun destekçilerinin pek bir karşılığı olmadığını;
  • İlk günlerde, kara savaşının önemli bir ayağı olacakları yönünde epey haber ve analiz çıkan Kürtlerin kurbanlık koyun olmaya yanaşmadıklarını;
  • Trump’ın kısa zamanda çok şeyler elde etme hayallerinin suya düşmesiyle ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırdığını, bir söylediğinin bir diğerini tutmadığını;
  • Körfez ülkelerinin, İran’ın ilk andan itibaren kendilerini hedef almasına çok şaşırdıklarını ve bunun şokundan hâlâ kurtulamadıklarını;
  • İran’ın İslam dünyasında uzun zamandır yapayalnız kalmış olduğunu;
  • NATO tarafından düşürülen üç füzeden hareketli Türkiye’nin hava savunma sistemleri açısından çok da iyi durumda olmadığını;
  • Ankara’nın, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile birlikte savaşı sonlandırma gayretlerinin anlamlı ama yetersiz olduğunu;
  • Bu dört ülkenin birlikte hareket etme çalışmalarına kimilerinin memnuniyet, kimilerinin de kızgınlıkla “Sünni ekseni” etiketini uygun gördüğünü;
  • Türkiye’de iktidara yakın “aydın” ve “din alimi” sıfatlı bazı isimlerin fırsattan istifade edip Şiiliğe ve Şiilere karşı düşmanlıklarını kusmakta sakınca görmediklerini;
  • Özellikle Suriye iç savaşı nedeniyle İran düşmanına dönüşen bazı İslamcıların İsrail’e karşı Tahran’ı destekleyince birdenbire “İrancı” diye yaftalandıklarını;
  • Tıpkı Gazze soykırımı sırasında olduğu gibi İran savaşında da dünyanın ve solun namusunu İspanya ve onun başbakanı Pedro Sanchez’in kurtardığını;
  • Ülkemizde muhalefetin özgün politikalar geliştirip savaşla ilgili gündemi belirleme fırsatını kaçırdığını;
  • Hakikat sonrası (post-truth) çağında enformasyondan çok dezenformasyonun öne çıktığını, herkesin rahatlıkla kullanabildiği yapay zeka yüzünden işin çığrından çıktığını, insanların neye inanacaklarını iyice şaşırdıklarını… 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.