
- Savaşı başlatmanın kolay, bitirmenin çok zor olduğunu;
- Bu savaşın sanıldığı ve umulduğu gibi kolay kolay bitmeyeceğini;
- Ayetullah Hamaney, Ali Laricani gibi isimlerin kolaylıkla öldürülebilmelerinden hareketle “istihbarat”ın ne kadar önemli olduğunu;
- Ama İran rejiminin öldürülenlerin yerini hızla doldurmasıyla istihbaratın tek başına yeterli olmadığını;
- Ta şahlık döneminden beri “istihbarat temelli” devlet örgütlenmesine sahip olan ve bununla övünen İran’ın, kendi halkına karşı casusluk faaliyetleri yapmaktan, son derece hayati olan karşı-casusluk konusunu ihmal etmiş olduğunu ve bunun bedelini ağır ödediğini;
- İsrail’e ait olduğu ileri sürülen savaştan kısa bir süre sonra İran toplumunun rejime karşı ayaklanacağı öngörüsünün temelsiz olduğunu;
- İran halkının çoğunun, rejime ne kadar karşı olurlarsa olsunlar ABD-İsrail saldırganlığıyla aynı kare içinde yer almak istemediğini;
- ABD’de yaşayan şah heveslisi ve onun destekçilerinin pek bir karşılığı olmadığını;
- İlk günlerde, kara savaşının önemli bir ayağı olacakları yönünde epey haber ve analiz çıkan Kürtlerin kurbanlık koyun olmaya yanaşmadıklarını;
- Trump’ın kısa zamanda çok şeyler elde etme hayallerinin suya düşmesiyle ne diyeceğini, ne yapacağını şaşırdığını, bir söylediğinin bir diğerini tutmadığını;
- Körfez ülkelerinin, İran’ın ilk andan itibaren kendilerini hedef almasına çok şaşırdıklarını ve bunun şokundan hâlâ kurtulamadıklarını;
- İran’ın İslam dünyasında uzun zamandır yapayalnız kalmış olduğunu;
- NATO tarafından düşürülen üç füzeden hareketli Türkiye’nin hava savunma sistemleri açısından çok da iyi durumda olmadığını;
- Ankara’nın, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile birlikte savaşı sonlandırma gayretlerinin anlamlı ama yetersiz olduğunu;
- Bu dört ülkenin birlikte hareket etme çalışmalarına kimilerinin memnuniyet, kimilerinin de kızgınlıkla “Sünni ekseni” etiketini uygun gördüğünü;
- Türkiye’de iktidara yakın “aydın” ve “din alimi” sıfatlı bazı isimlerin fırsattan istifade edip Şiiliğe ve Şiilere karşı düşmanlıklarını kusmakta sakınca görmediklerini;
- Özellikle Suriye iç savaşı nedeniyle İran düşmanına dönüşen bazı İslamcıların İsrail’e karşı Tahran’ı destekleyince birdenbire “İrancı” diye yaftalandıklarını;
- Tıpkı Gazze soykırımı sırasında olduğu gibi İran savaşında da dünyanın ve solun namusunu İspanya ve onun başbakanı Pedro Sanchez’in kurtardığını;
- Ülkemizde muhalefetin özgün politikalar geliştirip savaşla ilgili gündemi belirleme fırsatını kaçırdığını;
- Hakikat sonrası (post-truth) çağında enformasyondan çok dezenformasyonun öne çıktığını, herkesin rahatlıkla kullanabildiği yapay zeka yüzünden işin çığrından çıktığını, insanların neye inanacaklarını iyice şaşırdıklarını…














