İsmail Arı: “Gezi’ye bağlamak istedikleri çocuk benim”

İSTANBUL (Medyascope, BirGün) – Bir haftadır tutuklu olan gazeteci İsmail Arı, Gezi eylemleri sırasında lise 2 öğrencisi olduğuna dikkat çekerek, Gezi davası dosyasına dahil edilmek istendiğini belirtti.

Tutuklu gazeteci İsmail Arı'dan, İsmail Arı Gezi davası
İsmail Arı Gezi davası dosyasına dahil edilmek istendiğini belirtti

21 Mart Cumartesi 22:00 sularında Tokat’ta gözaltına alınan ve 22 Mart sabah saatlerinde Ankara’ya getirilerek tutuklanan BirGün muhabiri İsmail Arı, cezaevinden gönderdiği mesajında kendisinin Gezi davası dosyasına dahil edilmek istendiğini söyledi.

Gezi eylemleri sırasında lise 2 öğrencisi olduğunu hatırlatan Arı, Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman ile 2020’de iki telefon görüşmesi, Mücella Yapıcı ile 2024 yılında dört dakikalık telefon görüşmesi yaptığının belirlendiğini, savcılık soruşturmasının da bu noktaya odaklandığına dikkat çekti.

BirGün’ün aktardığına göre, İsmail Arı’nın cezaevinden paylaştığı metin şöyle:

“Aslında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Mayıs 2025’te gözaltı kararı vermişti”

“(…) Bayramda gözaltına alınıp tutuklanırken de cezaevinde de son bir yıldır beni tutuklamanın yolunu aradıklarını vurguladım. Bahsettiğim lise öğrencisi, yani 12 yıl sonra Gezi’ye bağlamak istedikleri çocuk da bendim.

Aslında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2025’in mayıs ayında benim hakkımda gözaltı kararı vermişti. Hatırlar mısınız; Sırrı Süreyya Önder’in cenaze töreninin çıkışında bir şahıs, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e saldırmıştı. Ben de bu saldırıya tepki gösterip saldırganın iktidar cenahından cesaret aldığını ifade ettim.

Çünkü saldırıdan çok kısa bir süre önce biri çıkıp ‘Bakalım daha kaç CHP’li telef olacak’ gibi bir açıklama yapmıştı! Nasıl olduysa bir savcı, Özgür Özel’e yönelik saldırıya tepki gösterdiğim bir cümlelik sosyal medya paylaşımım hakkında bir saatte re’sen soruşturma başlatmış! Aynı gün hakkımda ışık hızında gözaltı kararı veriliyor ve talimat Emniyet’e gönderiliyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü ise savcılığın talimatına, ‘İsmail Arı isimli şahıs ilimizde bulunmamaktadır. Yaptığımız çalışmada Ankara’da olduğunu belirledik’ diye yanıt veriyor. Savcılık ise bu yanıttan hemen sonra ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçu ile yürütülen soruşturmaya tuhaf bir şekilde ‘Hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçunu ekleyip dosyaya gizlilik kararı aldırıyor. CB’ye hakaret iddiası ile başlatılan soruşturmaya bu ‘büyük’ suç nasıl ekleniyor? Büyük dememin nedeni ise suçun cezası… Ancak mesele bu kadar değil elbette!

Tayfun Kahraman ve Mücella Yapıcı’yla telefon görüşmeleri

Gizlilik kararı aldırılan soruşturma kapsamında HTS, yani telefon görüşme kayıtlarım ile MASAK raporum isteniyor. Hatırladığım kadarıyla HTS kaydım lise ikinci sınıf öğrencisi olduğum 2012 yılından itibaren, MASAK raporum ise 2017 yılından itibaren alınıp dosyaya ekleniyor. Bu raporlar ile Emniyet’e yaptırılan çalışmada; Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman ile 2020’de iki telefon görüşmesi, Mücella Yapıcı ile 2024 yılında dört dakikalık telefon görüşmesi yaptığım belirleniyor ve savcılık soruşturmada bu noktaya odaklanıyor.

Önce Gezi davasının 16 sanığından ikisi ile iletişimim belirleniyor. Sonra da savcılık, İsmail Arı ile Tayfun Kahraman ve Mücella Yapıcı arasında ‘para alışverişi var mı’ diye soruyor. Emniyet ise verdiği yanıtta ‘Arı’nın Kahraman ve Yapıcı ile para alışverişi yoktur’ diyor.

Aylar sonra soruşturma dosyasının savcısı, ‘İsmail Arı Ankara’da yaşadığından bu soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yürütmeli’ diyor ve dosya ‘yetkisizlik’ kararı ile Ankara’ya gönderiliyor. Ankara’da da böylesine ‘büyük bir suçtan’ yürütülen soruşturma, ‘kovuşturmaya yer yoktur’ kararı verilerek kapatılıyor; hem de ifadem bile alınmadan.

Merak edenler olabilir, o yüzden burada bir parantez açayım. 30 yaşındayım; hayatım boyunca elde ettiğim, banka hesaplarıma yatan en büyük para gazetem BirGün’den aldığım maaşım. Ben demiyorum bunu, MASAK diyor. İkinci sırada ise iki kitabım olduğu için Tekin Yayınevi’nden aldığım cüzi telif ücreti. Bunun dışında 2017’den bu yana hesaplarıma para gönderen yerli veya yabancı tek bir kurum dahi yok. Benim en fazla para gönderdiğim kişi ise annem. Tahmin edileceği üzere o da cüzi bir miktar. Bunu da ben demiyorum, MASAK diyor!

“Yatarı olmayan bir suçtan neden cezaevindeyim”

Peki kim veya kimler, Gezi’de lise ikiye gittiğim hâlde beni Gezi dosyasına bağlamaya çalıştı? Tayfun Kahraman ve Mücella Yapıcı ile konuşmanın nesi suç? İkisi de alanında uzman isimler. Bu soruşturma temelsiz ve suç uydurma maksatlıdır benim gözümde! Ayrıca HTS kaydı ve MASAK raporum hukuksuz soruşturma ile elde edildiğinde kişisel verilerim ele geçirildi. Bu soruşturmanın neresi hukuki!

Bu yüzden tutuklanırken ‘Bir yıldır tutuklanmak isteniyorum’ dedim. Bu yüzden ‘Çok önce kurt kuzuyu yemeye karar vermişti’ dedim.

Şunu da vurgulamak istiyorum; bahsettiğim soruşturma dosyasını, hakkımda KYOK (Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar) kararı verildiği için yasal yolla alıp inceledim. Avukatım, bu suç uydurma soruşturması için yasal yollara başvuracak.

Israrla yeniden sormak istiyorum: Ben yatarı olmayan bir suçtan neden cezaevindeyim?

Beni neden susturmak istediler? Benim haberlerim kimleri rahatsız etti?

Anayasa çiğneniyor. Anayasa’da ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ deniyor. Bir gazetecinin cezaevine tıkılması, Anayasa’nın bu açık hükmünün ayaklar altına alınması anlamına gelmiyor mu?

Beni gözaltına aldırıp tutuklayan yargı mensupları suç işlemiyor mu?

Hem haber alma hakkınıza hem de gazetecilere sahip çıkın.

Beni bir beton yığınına da hapsetseler ben yazmaya, konuşmaya devam edeceğim. Çünkü ben gazeteciyim! Ve ben suç işlemedim; hangi dağ efkarlıysa orada oldum. Sesi çıkmayanların sesi olup, suç işleyip yolsuzluk yapanları anlattım. Burada, ‘susarsam çıkabilirim’ demiyorum. ‘Daha çok yazmalıyım’ diyorum.

Özgür günlerde görüşmek üzere…”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.