İSTANBUL (The Economist) – Savaşın askeri cephesinde baskı altında olan İran, petrol gelirlerinde ise dikkat çekici bir artış yaşıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz Tahran’a nasıl bir avantaj sağladı? Petrol gelirleri bu süreçte nasıl neredeyse ikiye katlandı?
Haberin özeti:
- ABD ve İsrail’in saldırılarına rağmen İran, Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanmasıyla petrol gelirlerinde büyük bir artış yaşıyor. Günde 2,4 ila 2,8 milyon varil petrol ihraç eden İran, yüksek fiyatlarla satış yapıyor.
- İran’ın petrol ticareti, satış ağları, taşımacılık ve finansal sistemlerden oluşan çok katmanlı bir yapı üzerinden yürütülüyor.
- İran petrolü, çoğunlukla Çin’e gidiyor ve fiyat farkı, global fiyat artışlarıyla daralıyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan Ortadoğu’daki savaş, enerji piyasasında dengeleri kökten değiştirdi.
Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanmasıyla dünya petrolünün yaklaşık yüzde 15’i piyasaya ulaşamaz hale geldi, Körfez ülkeleri üretimi kısmak zorunda kaldı.
Ancak bu tablo içinde bir ülkenin petrol gelirleri arttı: O da İran.
Hürmüz krizi: İran nasıl daha fazla kazanmaya başladı?
Kaynaklara göre İran, günlük 2,4 ila 2,8 milyon varil petrol ve petrol ürünü ihraç etmeyi sürdürüyor. Bu miktarın savaş öncesi seviyelere yakın, hatta bazı dönemlerde daha yüksek olduğu belirtiliyor. Üstelik İran petrolü artık daha yüksek fiyatlardan alıcı buluyor.
Bu da demek oluyor ki, askeri baskı altında olan Tahran enerji alanında kazanıyor. Petrol gelirlerin önemli bir bölümünün doğrudan İran Devrim Muhafızları’na aktarıldığı ifade ediliyor.
Üç ayaklı sistem: Satış, lojistik ve finans
İran’ın petrol ticareti, satış ağları, taşımacılık ve finansal sistemlerden oluşan çok katmanlı bir yapı üzerinden yürütülüyor. Resmi olarak ihracat devlet şirketi üzerinden yapılsa da pratikte farklı devlet kurumları ve bu kurumlarla bağlantılı aktörler petrol satışında rol oynuyor.
Bu ağın merkezinde yer alan sınırlı sayıdaki güçlü isimlerin, kendi ticaret ve lojistik bağlantıları üzerinden petrolü nakde çevirdiği belirtiliyor. Bu yapı, yaptırımlara ve askeri saldırılara karşı daha esnek ve dayanıklı bir sistem oluşturuyor.
Hürmüz’de kontrol ve “gölge lojistik”
İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, petrol taşımacılığında belirleyici rol oynuyor. Tankerlerin geçişinde özel kod sistemleri kullanıldığı ve gemilerin çoğu zaman İran kıyılarına yakın dar koridorlardan yönlendirildiği ifade ediliyor.
Bazı tankerlerden milyonlarca doları bulan geçiş ücretleri talep edildiği, ayrıca sinyal karartma, sahte belge kullanımı ve açık denizde yük transferi gibi yöntemlerle sevkiyatın gizlendiği belirtiliyor.
Çin faktörü: Petrolün ana adresi
İran petrolünün yüzde 90’dan fazlası Çin’e gidiyor. Özellikle Çin’in Shandong bölgesindeki bağımsız rafinerilerin bu ticarette kilit rol oynuyor.
Savaş öncesinde brent petrolüne kıyasla ciddi indirimlerle satılan İran petrolünde fiyat farkı daraldı. Küresel fiyatların yükselmesiyle birlikte İran petrolünün Çin’e ulaştığında Brent seviyesine yaklaşan hatta bazı durumlarda daha yüksek fiyatlara çıktı.
Gölge finans ağı nasıl işliyor?
Petrol gelirlerinin transferi ise “gölge bankacılık” olarak tanımlanan karmaşık bir sistem üzerinden yürütülüyor. Ödemeler genellikle Çin ve Hong Kong’da açılan geçici hesaplar üzerinden yapılıyor ve çok katmanlı şirket ağları aracılığıyla farklı ülkelere aktarılıyor.
Bu sistem, yaptırımlara rağmen para akışını sürdürmeyi sağlarken işlemlerin izlenmesini zorlaştırıyor. Son dönemde bazı ülkelerin İran bağlantılı finans ağlarına yönelik bilgi paylaşımını artırmasıyla birlikte, işlemlerin daha da karmaşık hale getirildiği belirtiliyor.






