İSTANBUL (Medyascope) – Rivayet Muhtelif programında Hilmi Hacaloğlu, konuğu Prof. Dr. Adem Sözüer ile Türkiye’deki ceza hukuku ve genel hukuk sisteminin mevcut durumunu değerlendirdi.
Türkiye’de hukuk kavramını değerlendiren Prof. Dr. Adem Sözüer, 11 Eylül sonrası Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde gelişen, kimin dost kimin düşman olduğunun liderlerce belirlendiği “düşman ceza hukuku” kavramını hatırlattı. Sözüer, Türkiye’nin başlangıçta Avrupa Birliği (AB) süreciyle bu rüzgarlara direndiğini, ancak gelinen noktada düşman ceza hukukunu bile aşan “kayıtdışı hukuk”a geçtiğini söyledi.
Türkiye’de hukuk krizi: Davalar ve kayıtdışı hukuk
Türkiye’nin, 11 Eylül sonrası dönemde dünya genelinde ortaya çıkan “düşman ceza hukuku” uygulamalarını bile aşarak “kayıtdışı hukuk” adı verilen, tamamıyla siyasal gerekliliklere göre şekillenen bir sisteme geçtiğini belirten Sözüer, şunları söyledi:

“11 Eylül saldırılarından sonra Türkiye ceza hukuku reformu yapıyordu. O zaman Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde, bizim yanımızda olan dost karşımızda olan düşmandır diyerek Guantanamo uygulamaları başladı. 11 Eylül’de Türkiye Türk ceza hakkı reformunu yaptı ve bu reformları yaparak Avrupa Birliği üyeliği için tarih aldı. Ancak bugün Türkiye’de kim düşman, kim dost o bile belli değil. Ben o yüzden artık kayıtdışı hukuka geçtik diyorum.”
Kayıtdışı hukuku, “bir iktidarın siyasi varlığını devam ettirmek için siyasal gerekliliklere uygun olarak yaptığı uygulama” olarak tanımlayan Sözüer, “Eğer iktidarımızın devamı için siyasi rakiplerimizi tasfiye etmemiz gerekiyorsa tutuklarız. Gazetecileri susturmak gerekiyorsa onları da tutuklarız. Kanallarına el koyarız. Onları iktidarın propagandasını yapan bir araç haline getiririz” dedi.
Gerçekten demokratik bir seçim yapılacak mı?
Erdoğan’ın geçmişte “hukuk devleti” vurgusunun olduğunu ancak gelinen noktada tüm gücü elinde toplayan bir lidere dönüştüğünü belirten Sözüer, geçmişte Erdoğan’ın kendisine yönelik siyasi yasakların kaldırılması için anayasa mahkemesine tebliğ sunduğunu, hatta kendisi belediye başkanıyken bazı davalarda bilirkişilik yaparak kendisini savunduğunu söyledi.
Sözüer, belediye operasyonları üzerinden, siyasi rakiplere yönelik olarak yolsuzluk iddialarının hukuki süreç yerine siyasi tasfiye aracı olarak kullanıldığını belirterek, Ekrem İmamoğlu’nun babasının emekli maaşına el konulmasına totaliter rejim benzetmesi yaptı. Sözüer, “Atatürk’ün kurduğu konsept bize demokrasi ve hukuk devletini çoğulcu bir şekilde geliştirmenin güçlü bir altyapısını veriyor. Şimdi bu altyapı çok o kadar sarsıldı ki herkes bana, hocam acaba seçim yapılacak mı diye soruyor. Ben kesinlikle yapılacak diyorum. Ama gerçekten demokratik bir seçim yapılacak mı diye sorulduğunda, bu çok zor görünüyor” dedi.








