Diyarbakır (Medyascope) – Fransa’nın önde gelen gazetesi Le Monde, Amedspor ile ilgili yaptığı haberde, “Türkiye’de Kürt kimliğinin sancaktarı ve Ankara ile ilişkilerin ister istemez barometresi” dedi.

Süper Lig’e çıkması ve gösterdiği başarı ile Avrupa basınınıda ilgi odağı olan Amedspor, İngiliz basınından sonra Fransız basınının da gündemine girdi. Le Monde Gazetesi, Amedspor ile ilgili yaptığı haberde, “Süper Lig’e bu sezon yükselen Diyarbakır ekibi, herkesi şaşırtarak Süper Lig’in zirvesine yerleşti. Kulübün yükselişine damga vuran şiddetli engeller göz önüne alındığında, bu durum büyük bir başarı” dedi.
Beşiktaş maçında yaşanan atmosferede değinilen haberde, “20 Eylül Pazar akşamı Amedspor, İstanbul’un üç büyük kulübünden biri ve ligin devlerinden olan Beşiktaş’ı adeta serseme çevirdi. Korkunç bir hakem yönetimine rağmen sonuna kadar hak edilmiş bir galibiyet (3-2) ve Süper Lig puan durumunda beklenmedik bir liderlik elde etti. Bu sonuç, kulübün ülkenin en büyük takımlarına ciddi bir rakip olarak konumlanmasını sağladı. Takımın gençliği ve Kürt kimliğinin sancaktarı olan bu kulübün yükselişine eşlik eden şiddetli engeller düşünüldüğünde, bu durum büyük bir başarı” dedi.
Amedspor’un geçmişte yaşadığı saldırı ve sıkıntılarında yer aldığı haberde, 2019 yılında kulübe yönelik soruşturmaların artırıldığı, stadyumda açılan “Çocuklar ölmesin, maça gelsin!” yazılı barış pankartı nedeniyle kulüp hakkında soruşturma başlatıldığı hatırlatıldı. Takımın deplasmanlarda karşılaştığı ırkçı ve Kürt karşıtı saldırı ve pankartların da hatırlatıldığı haberde şöyle denildi:
“Yıllar içinde Türk tribünleri kulüp etrafında sembolik bir imgelem oluşturdu. Bunların başında, pankartlarda yer alan beyaz Renault 12, yani ‘Beyaz Toros’ geliyordu. Bu araç, Kürt çatışması bağlamında 1990’lı yılların şiddet olaylarına atıfta bulunuyor; devletin karanlık yapılanmaları tarafından gerçekleştirilen insan kaçırma ve zorla kaybettirme olaylarıyla bağdaştırılıyordu. Rakip taraftarlarca zaman zaman resmi çekilen ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım eski bir istihbarat elemanı Kürt hafızasında hâlâ yargısız infazlarla anılmaktadır. Son olarak 24 Ağustos Pazartesi günü Kocaelispor tribünlerinde, Amedspor taraftarlarına doğru sarı torbalar havaya kaldırıldı. Bu hareket, çatışmalarda öldürülen PKK’lıların cenazelerini taşımakta kullanılan sarı torbalara yapılan bir atıftı.”
“Türk-Kürt ilişkilerinde bir barometre”
Le Monde’nin haberinde, Kocaeli ribünlerinde açılan sarı torbalar için, “Bu kasvetli provokasyon zamanlama açısından da talihsizdi; zira Ankara ile Kürtler arasındaki müzakerelerin yeniden gündeme geldiği bir döneme denk gelmişti. Olayla ilgili soruşturma açıldı ve beş kişi hakkında ev hapsi kararı verildi. Bu durum, Amedspor’un ister istemez Türk-Kürt ilişkilerinin bir barometresi haline geldiğinin bir başka göstergesiydi” denildi.
Amedspor’un Süper Lig’e yükseldiği sırada muhalefetteki iki aşırı sağcı oluşumun iktidara gelmeleri halinde kulübü kapatma tehdidinde bulunduğu belirtilen haberde, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdogan’ın hükümet koalisyonundaki ultranasyonalist müttefiki Devlet Bahçeli için ise durum biraz farklıydı. Kürt gerillası ile yürütülen mevcut diyaloğun öncülerinden olan Bahçeli, tarihi başarısından ötürü Amedspor’u hemen tebrik etti. Ancak eylül ayı başında kulübü, ‘terörsüz Türkiye’ hedefine zarar verecek ‘kirli projelere araç olmaması’ konusunda sert bir dille uyardı. Radikal sağın kıdemli ismi, taraftarların büyük çoğunluğunun kulübü ‘Kürt kimliğini’ temsil ettiği için desteklediğini gösteren bir ankete tepki gösteriyordu. Nitekim sahada karşılaşılan tüm taraftarlar da bu okumayı doğrulamaktadır” denildi.
Nahit Eren’in açıklamaları
Amedspor Başkanı Nahit Eren’in de açıklamalarına yer verilen haberde, “Bir yıldır Amedspor’un başkanlığını yürüten Eren, böyle bir takımı yönetmenin bedelini iyi biliyor. Kurulduğu günden bu yana insanlar bunun bir futbol kulübü mü yoksa başka bir şey mi olduğunu sorguluyor. Oysa Amedspor sadece şehrin değerlerini ve renklerini doğal bir şekilde ifade ediyor” ifadelerine yer verildi.
Nahit Eren’in bir avukat olarak başka bir yerde asla çalışamayacağını belirttiği de hatırlatıldı ve şu sözlerine yer verildi:
“Amedspor sıradan bir kulüp değil. Nitekim dernek statüsünü korumuş olması da bunun bir kanıtı. Açıkça görülüyor ki Amedspor sadece Kürtleri değil; nereden olurlarsa olsunlar özgürlük savunucularını, dışlanmışları ve ötekileştirilenleri bir araya getiriyor.”







