Doğan Gürpınar ile söyleşi: “Kurtlar Vadisi bir kuşağa hızlandırılmış jeopolitik raconu öğretti’

İSTANBUL (Medyascope) – Kaşif Kozinoğlu soruşturmasıyla birlikte Kurtlar Vadisi Pusu’nun siyasetle ilişkisi yeniden gündemde. Akademisyen Doğan Gürpınar, Kurtlar Vadisi’nin siyasi dönüşümü ile toplumsal etkilerini anlattı. Gürpınar, “Kurtlar Vadisi Pusu bir nevi cemaatin haftalık bülteni gibi çalışmaya başladı” dedi.

Kurtlar Vadisi'nin siyasi dönüşümü
Doğan Gürpınar ile söyleşi: Kurtlar Vadisi’nin siyasi dönüşümü ve toplumsal etkileri

Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma, Ağustos 2026’da takipsizlik kararının kaldırılmasıyla yeniden açıldı. Kozinoğlu’nun mezarı açılarak ölüm nedenine ilişkin yeni incelemeler başlatıldı. Soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın bilgi sahibi sıfatıyla ifadeleri alındı.

Savcılığın dizinin senaryosuna müdahale ettiğini belirttiği eski emniyet müdürü Bayram Özbek ise 23 Eylül’de tutuklandı. Yapım şirketi Pana Film, Özbek’in dizide herhangi bir senaryo veya danışmanlık görevi üstlendiğini reddetti.

Soruşturmanın Kurtlar Vadisi Pusu’ya uzanmasında, dizideki Kazım Kaşifoğlu karakteriyle Kozinoğlu arasındaki benzerlikler etkili oldu. Kozinoğlu’nun ölümünden iki gün önce yayımlanan bölümde Kaşifoğlu ölümle tehdit edilirken, gerçek ölümden sonra yayımlanan bir başka bölümde karakterin şırıngayla yapılan enjeksiyon sonucu öldürüldüğü gösterildi. Bu benzerlikler ve senaryonun hangi bilgilerle oluşturulduğu soruşturmanın inceleme konuları arasında yer aldı.

Dizinin siyasi gündemle ilişkisini ve yıllar içindeki dönüşümünü, Kurtlar Vadisi’ni komplo teorileri ve Türkiye’nin siyasi kültürü bağlamında inceleyen akademisyen Doğan Gürpınar’la konuştuk. Gürpınar, Kozinoğlu ile Kaşifoğlu karakteri arasındaki benzerliği Pusu’nun geçirdiği siyasi dönüşüm üzerinden değerlendirdi:

“Bir noktadan sonra Kurtlar Vadisi Pusu, bir nevi Cemaatin haftalık bülteni gibi çalışmaya başladı. Kaşif Kozinoğlu olduğu öne sürülen karakterin resmedilişini de bu dönüşümün bir parçası olarak değerlendiriyorum. Bunun 2026 yılında yeniden gündeme gelmesi, aslında uzun zamandır açık olan bir durumun bugün tartışılmasından ibaret. Elbette bu benim dışarıdan yaptığım bir okuma; dizinin yapım sürecine ilişkin içeriden bir bilgim yok.”

Kurtlar Vadisi ve Susurluk

Gürpınar, Kurtlar Vadisi’nin beslendiği siyasi ve toplumsal atmosferin merkezinde Susurluk olduğunu belirtti:

“Kurtlar Vadisi’nin başladığı dönemi anlamak için Susurluk’a bakmak gerekiyor. Susurluk, derin devlet kavramını görünür kıldı ve toplumda büyük bir merak yarattı. Dizi de izleyiciye ‘Ben size derin devleti gösteriyorum’ dedi. Ancak iki farklı derin devlet anlatıyordu: Susurluk’la ilişkilendirilen sağcı derin devlet olumsuz resmedilirken Polat Alemdar üzerinden ordunun ve güvenlik bürokrasisinin temsil ettiği başka bir derin devlet ortaya çıkıyordu.”

Kurtlar Vadisi’nin ilk 97 bölümünün ideolojik temelinde Amerika karşıtlığının ve ulus devlet savunusunun bulunduğunu belirten Doğan Gürpınar, dizinin 2003’te, AKP’nin yeni iktidara geldiği ve Irak Savaşı’nın yaşandığı siyasi atmosferden beslendiğini söyledi.

Dizinin AKP’ye yönelik eleştirisinin de partinin İslami kimliğinden ziyade Batı’yla kurduğu ilişkiler üzerinden şekillendiğini vurgulayan Gürpınar, “Kurtlar Konseyi, Amerika’nın Irak Savaşı sonrasında Ortadoğu’da değişen dengelerinin temsilcisiydi. Aslında ilk 97 bölüm boyunca Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı savaşılıyor. Ancak dizinin karşı çıktığı küresel güç yalnızca Amerika’dan ibaret değildi. Batılı ulus devletleri ve Amerikan emperyal gücünü aşan, devletler üstü ekonomik, siyasi ve kültürel bir düzeni de temsil ediyordu. Bir tarafta bu küresel güce hizmet edenler, diğer tarafta Türkiye’nin ulus devletine sıkı sıkıya sarılanlar vardı. Kurtlar Vadisi’nin siyasi anlatısı bu karşıtlık üzerine kuruluydu” dedi.

Kurtlar Vadisi'nin siyasi dönüşümü
Doğan Gürpınar ile söyleşi: Kurtlar Vadisi’nin siyasi dönüşümü ve toplumsal etkileri

Kurtlar Vadisi’nin ulusalcı çizgisi

Kurtlar Vadisi’nin klasik ulusalcı yapımlardan ayrıldığını belirten Doğan Gürpınar, dizinin sağcı ve İslami unsurları ulusalcı bir devlet fikriyle birleştirdiğini söyledi. Gürpınar’a göre yalnızca Kuvayımilliye anlatısına dayanan salt ulusalcı bir dizi, bu kadar geniş bir toplumsal karşılık bulamayacaktı.

Gürpınar, Duran Emmi’nin dindarlığının, Deli Hikmet’in sağcı komplo teorilerinin ve Polat Alemdar’ın mütevazı mahalle yaşamının, dizinin geniş bir toplumsal maneviyata yaslanmasını sağladığını söyledi. Kurtlar Vadisi’ni ulusalcılığın sağ kanadında konumlandıran Gürpınar, dizinin bugün de etkisini sürdürmesini “Zaten hiçbir zaman saf bir ulusalcı dizi değildi; gücü de buradan geliyordu” sözleriyle açıkladı.

Doğan Gürpınar, Kurtlar Vadisi’nde Ankara’nın yozlaşmış siyasetçilerin ve bürokratların merkezi olarak resmedildiğini söyledi. Dizide Kurtlar Konseyi’nin bu isimleri kolaylıkla satın alabildiği bir tablo çizildiğini belirten Gürpınar, Ankara’dan gelen emirlerin Aslan Akbey ve Doğu Bey’in önüne sürekli engeller çıkardığını söyledi. Siyaset ve bürokrasinin Türkiye’nin gerçek çıkarlarını savunmak yerine bu mücadeleyi engelleyen yapılar olarak sunulduğunu belirtti.

Dizide Ankara’nın fiziksel olarak da neredeyse hiç yer almadığına dikkat çeken Gürpınar, “Dizide Türkiye’nin kaderini belirleyen asıl mücadele İstanbul’da yaşanıyordu. Ankara ise bu mücadelenin önüne engeller çıkaran, yozlaşmış siyasetin ve bürokrasinin merkeziydi” dedi.

Kurtlar Vadisi’ndeki karakterlerin gerçek kişilerle benzerlik taşımasının dizinin etkisini artırdığını belirten Doğan Gürpınar, bu benzerliklerin izleyicide belgesel izlediği hissini yarattığını, söyledi.

Gürpınar, “Dizi, karakterlerin gerçek hayattaki kişilere karşılık geldiği hissini uyandırarak kendisini âdeta bir belgesel gibi sunuyordu. İzleyici de ‘Ben bir dizi izlemiyorum, Türkiye’nin gerçekliğini öğreniyorum’ diye düşünüyordu” ifadeleriyle sözleriylediziyle kurduğu bağı analiz etti.

Kurtlar Vadisi’nde Pala ve sağ derin devletin olumsuz resmedilmesine rağmen şiddetin estetize edilmesinin bu karakterleri karizmatik figürlere dönüştürdüğünü söyleyen Doğan Gürpınar, Kontrgerilla karakterlerinin yöntemleri eleştirilirken amaçlarının ve ideallerinin olumlandığını belirtti. Gürpınar, “Asıl sorunları, uyguladıkları şiddetten ziyade devlet içinde özerk hareket etmeleri ve kendi çıkarları doğrultusunda davranmaları olarak gösteriliyordu” dedi.

Benzer bir durumun Hollywood filmlerinde de görüldüğünü anlatan Doğan Gürpınar,  Godfather filmlerindeki kötü karakterleri ve Rocky’deki Ivan Drago’yu örnek gösterdi. Gürpınar, ahlaken olumsuz sunulan bu karakterlerin şiddetin estetize edilmesiyle kimi zaman kahramanların önüne geçerek izleyici açısından daha cazip hâle gelebildiğini, aynı durumun Kurtlar Vadisi’ndeki kontrgerilla karakterleri için de geçerli olduğunu belirtti.

‘’İskender Büyük, Ergenekon soruşturmalarıyla hesaplaşılmak istenen eski devlet yapılanmasının temsilcisi hâline gelmişti’’

Gürpınar, Kurtlar Vadisi Pusu’nun siyasi eksenindeki değişimi 2007 seçimleriyle başlayan güç mücadelesine bağladı. Gürpınar’a göre 27 Nisan e-muhtırasının ardından erken seçime gidilmesi ve AKP’nin yüzde 46,58 oy alması, Türkiye’deki siyasi dengeler açısından bir kırılma noktasıydı.

Doğan Gürpınar, Ergenekon soruşturmalarını da bu güç mücadelesinin önemli araçlarından biri olarak değerlendirdi. Dönemin liberal çevrelerinin AKP’yi hâlâ eski devlet yapılanması karşısında zayıf taraf olarak gördüğünü, ancak güç dengelerinin değişmeye başladığını belirten Gürpınar, Kurtlar Vadisi’nin dönüşümünü de eğlence dünyasının yükselen siyasi güce yönelmesinin bir yansıması olarak yorumladı.

Gürpınar, 2007-2008 döneminde öne çıkan derin devletle hesaplaşma ve sivilleşme söyleminin zamanla Cemaatin siyasi anlatısında farklı bir biçim aldığını söyledi. Kurtlar Vadisi Pusu’daki İskender Büyük karakterinin, Ergenekon soruşturmalarıyla birlikte hesaplaşılmak istenen eski devlet yapılanmasını temsil ettiğini belirten Gürpınar, bu dönüşümü şöyle anlattı:

“Artık mesele yalnızca sivilleşme değildi; devleti manipüle eden eski ve ‘çirkin’ yapıların tasfiye edilerek onların yerine ‘gerçek devletin’ ortaya çıkarılmasıydı. Bir başka ifadeyle mücadele, devletin kendisine karşı değil, devletin içindeki meşru görülmeyen güç odaklarına karşı yürütülüyordu. İskender Büyük de tam olarak bu eski, tasfiye edilmesi gereken derin devleti temsil ediyordu. İlk Kurtlar Vadisi’nde Susurluk’la ilişkilendirilen sağcı derin devletin olumsuz gösterilmesine rağmen, devletin içinde başka ve meşru bir güç bulunduğu fikri korunuyordu. Pusu döneminde de benzer bir ayrım vardı ancak siyasi koşullar değişmişti. Bu kez İskender Büyük, Ergenekon soruşturmalarıyla hesaplaşılmak istenen eski devlet yapılanmasının temsilcisi hâline gelmişti. Polat Alemdar’ın onunla mücadelesi de dönemin değişen siyasi atmosferini yansıtıyordu.”

Kurtlar Vadisi mafyayı nasıl etkiledi?

Kurtlar Vadisi’nin mafyayı estetize ederek toplumdaki sempatiyi artırdığını söyleyen Gürpınar, Türkiye’de mafyanın 1990’ların başından itibaren giderek sağcılaştığını ve devletle kurduğu ilişkiler üzerinden meşruiyet kazandığını belirtirken Gürpınar’a göre dizi, geçmişte kalmış bir suç dünyasını değil, devletle iç içe geçmiş ve gerçek hayatta varlığını sürdüren bir mafya düzenini konu alıyordu.

The Godfather filmleri ve The Sopranos dizisinin de mafyayı estetize ettiğini hatırlatan Gürpınar, Amerikan yapımlarında anlatılan İtalyan göçmenlerin kırsal değerlerine dayalı eski mafya kültürünün büyük ölçüde geçmişte kaldığını, Türkiye’de ise mafyanın varlığını sürdürmekle kalmayıp bir tür altın çağ yaşadığını ifade etti.

Kurtlar Vadisi’nin özellikle gelecekten umudunu kesmiş gençler için mafya dünyasında yükselmeyi cazip hâle getirdiğini belirten Gürpınar, dizinin Daltonlar gibi yeni nesil çetelerin gençleri saflarına katmasını kolaylaştırmış olabileceğini söyledi:

“Kurtlar Vadisi, umutsuz gençler için mafyada ayakçılıktan başlayarak yükselme hayalini kesinlikle cazip hâle getirdi. Dizinin, Daltonlar gibi yeni nesil çetelerin gençleri kendilerine çekmesini kolaylaştırıcı bir rolü olabilir. Çünkü insanlar yalnızca kısa yoldan para kazanmak istemezler; kudret ve itibar da isterler. Kurtlar Vadisi, mafya dünyasında yükselmeninv yalnızca zenginlik değil, aynı zamanda güç ve toplumsal itibar kazanmanın da bir yolu olabileceği hayalini gençlere sundu.”

Polat Alemdar’ın genç erkekler üzerindeki etkisini değerlendiren Gürpınar, karakterin yalnızca fiziksel gücüyle değil, entelektüel üstünlük arzusuyla da karşılık bulduğunu belirtti. Erkeklerin başkalarının gözünde bilgili ve derin görünmeye önem verdiğini söyleyen Gürpınar, “Kurtlar Vadisi, genç erkeklere çok fazla emek harcamadan dünyanın jeopolitik meselelerine hâkim oldukları özgüvenini verdi. Böylece kendi güç gösterilerini entelektüel bir derinlik altında ifade edebildiler” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş