Yemek Arası (8): Olmak istediğim kadının sofrası

İSTANBUL (Medyascope) – Zeynep Asutay, Yemek Arası köşesinde bu hafta Şefika Onur Akatay’ın “Yılların Eskitemediği Meyhaneci Hatun: Beyza Gürbüzer” söyleşi kitabından yola çıkarak rakı kültürünü, meyhane sofralarını ve  kitabın “Mevsimlerle Gelen Mezelerim” bölümünden denediği iki meze tarifini anlattı.

Zeytinyağlı ayva
Zeytinyağlı ayva ve cevizli havuç tarator nasıl yapılır?

Yemek Arası köşemin bu haftasında, Şefika Onur Akatay’ın “Yılların Eskitemediği Meyhaneci Hatun: Beyza Gürbüzer” söyleşi kitabından yola çıkarak enfes iki meze denedim. Açıkçası rakı kültürünü bu kadar içinde yaşatan bir kitapla daha önce karşılaşmamıştım. Ama size kitaptan bahsetmeden önce, kitapla yolumun nasıl kesiştiğini anlatayım.

Bir süre önce Yeniköy’de, bir pasajın yanında küçük bir kafe keşfettik. Ben ve arkadaşlarımın, beğendiğimiz kafelere bağlılığımız biraz derinleşebiliyor. Hayatı romantikleştirmeyi de seviyoruz. Yaklaşık bir aydır her akşam, kimimiz işten, kimimiz spordan, kimimiz dersten çıkıp bu kafede iki sade, bir orta Türk kahvesi eşliğinde günün değerlendirmesini yapıyoruz.

Doğrusunu söylemek gerekirse, bu kafeye akşamları uğramak gittikçe canımı sıkmaya başlamıştı. Çünkü pasajın içinde, camı oturduğum bahçeye bakan  küçük bir sahaf vardı ve raflardaki kitaplar her akşam beni çağırıyordu. Mesai saatlerim nedeniyle sahafı bir türlü açık yakalayamıyordum. Meğer hafta sonları 17:30’a kadar açıkmış.

Geçtiğimiz cumartesi günü, şans eseri açık yakalayınca kendimi bu davete karşı daha fazla tutamadım. Rafların arasında gezinirken koca bir bölümün yalnızca yemek kitaplarına ayrıldığını gördüm. Benim için rafları kurcalamak başlı başına bir keyifti. Kurcala, kurcala, kurcala… Öyle kitaplar buldum ki her biri benim için adeta altın değerindeydi.

Sahafın öyle bir havası vardı ki kitap okumaktan zerre hoşlanmayan Sude bile eli kolu dolu çıktı. Kitap okumaya bayılan benim içinse bu ziyaret, yemek kitaplığıma birkaç kitap daha eklemekle sonuçlandı.

Evet, yanlış okumadınız: Benim bir yemek kitaplığım var.

“Hepsini okudun mu Zeynep?” diye soracak olursanız, tabii ki hayır. Bunları okumak ve içlerindeki tarifleri denemek yıllarımı alacak. Belki de bu süreç beni mutfak konusunda iyice pişirecek.

Aramızda kalsın ama mutfakta çalışırken yemek kitabı almak en kolayıydı. Yemek yapmak zaten günlük rutinimdi. Ama iş, yemek üzerine kitaplarla birlikte çalışmaya ve tarifleri denemeye gelince hep tembel oldum. Hevesle aldığım kitapları biraz kurcalayıp rafa kaldırmak vicdanımı azıcık da olsa rahatlatıyordu. E yemek kitaplığım da böyle oluştu zaten. Benim tembelliğim minicik bir koleksiyona dönüştü ve bundan hiç şikâyetçi değilim.

Bu yıl sonuna kadar okuyacaklarımın bir listesini yaparken içerisine “Dünyayı Değiştiren On Domates”, “Kahve Sektörünün Kaderini Değiştiren Girişimcilik Hikâyesi”, “İçindekilerin Kadehindeki Şarap” ve “Gastro Gösteri” kitaplarını da ekledim. Eğer isterseniz bu kitapları anlattığım bir Yemek Arası da yazabilirim. Dönüşlerinizi merakla bekliyorum.

  • Gündemi kaçırmayın! Son dakika gelişmelerini WhatsApp üzerinden takip etmek için tıklayın ve kanalımıza katılın.

Ben bu kişi olmak istiyorum

Gelelim sahaftan bulduğum kitaba: “Yılların Eskitemediği Meyhaneci Hatun: Beyza Gürbüzer”

Kitabın kapağı beni “Al beni” diye çağırdı desem yeridir. Aşçı ceketinin üzerinde “MEYHANECİ” yazan bir önlük, elinde kaldırdığı bir kadeh rakı ve kahkaha atan neşeli bir kadın…İnanır mısınız, ben bu kişi olmak istiyorum. Kitapla bağım daha kapağında kuruldu.

Her aşçı gibi ben de bir gün kendi mutfağımın olacağı bir restoranın ve mutfağın başında olacağım günlerin hayalini kurardım. Reçete defterimde, “Bunu menüme mutlaka koymalıyım” dediğim tarifler; Pinterest panolarımda ise “Benim restoranımda kesinlikle böyle bir şey olmalı” dediğim dekorasyon örnekleri var.

Hayat beni farklı bir mesleğe savurmuş olsa da (ki şu anki halimden de oldukça memnunum) bir gün o mutfakta olacağıma inanıyorum.

Sayfalarını karıştırmaya başladığımda, kitabın daha 6. sayfasında karşıma çıkan şu cümleler beni mest etti:

“…Sadece şimdiye içilir, sadece şimdiye sövülür, şimdiye sevinip, şimdiye üzülürüz. Ve eğer yarın varsa, şimdiye kalkan kadeh için yarın pişman olunmaz.”

Bu satırları Sude’ye okuduğumda o da en az benim kadar büyülendi. Onun da rakı sofralarında böyle etkileyici sözleri olabiliyor. “Nasıl aklıma gelmedi?” diye düşündüğüne eminim.

Söyleşi kitabını henüz bitirmedim, doğruya doğru. Kitapta rakı sofralarının günümüze nasıl evrildiğinden, sofra adabından ve rakı kültüründen uzun uzadıya bahsediliyor. Kimi yerlerde anılara, kimi yerlerde ise Gürbüzer’in işlettiği mekânlara değiniliyor. İşin özü, rakı kültürüne dair epey bilgi barındıran bir kitap.

Ama benim için kitabın en can alıcı kısmı, sonunda yer alan “Mevsimlerle  Gelen Mezelerim” bölümü oldu. Mevsimlere göre hazırlanmış mezelerin her biri iştah açıcı görünüyor.

Ben de sizler için kitaptan iki tarif denedim: Cevizli havuç tarator ve zeytinyağlı ayva.

Aramızda kalsın, havuç taratorun yeri bende çok ayrı. Ne olursa olsun, o masada limeli kuru cacığın yanında bir de tarator görmek isterim. Kitapta tarifini görünce yapmak için de bahanem hazırdı.

Zeytinyağlı ayva

Zeytinyağlı ayva için gerekli malzemeler şöyle:

Malzemeler

  • 1 adet ayva
  • 1/2 soğan
  • 1 diş sarımsak
  • 1 kereviz sapı ve yaprakları
  • 1 adet portakal
  • 1 adet limon
  • Tuz

Yapılışı

Soğan, sarımsak, ayva ve kereviz sapını zeytinyağında çevirin. Portakal ve limon suyunu ekleyin ve kısık ateşte pişirin. Kereviz sapının yapraklarıyla süsleyerek servis edin.

Cevizli havuç tarator

Cevizli havuç tarator için gerekli malzemeler şöyle:

Malzemeler

  • 4-5 adet havuç
  • 3-4 diş sarımsak
  • 1,5-2 bardak süzme yoğurt
  • 1 kâse çekilmiş ceviz
  • 2 kaşık zeytinyağı
  • Karabiber
  • Pul biber
  • Nane
  • Tuz

Yapılışı 

Havuçları temizleyip rendeleyin. Zeytinyağında havuçları kavurun. Ardından cevizi ekleyip soğuması için bekleyin. Bu sırada süzme yoğurdu ezilmiş sarımsaklarla birlikte çırpın. Soğuyan havuçları süzme yoğurtlu karışımla iyice harmanlayın. Üzerine karabiber, pul biber ve dilediğiniz baharatları serpin.

Bu haftanın sofrasında kitaptan iki meze, aklımda ise tek bir cümle kaldı:

“Belki de bazı sofralar sadece yemek yemek için değil, olmak istediğimiz kişiyi hatırlamak için kuruluyor.”

Hazırladığınız mezelerin fotoğrafını bana göndermeyi unutmayın. Şimdiden afiyet olsun!

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş