Bu blog sonlandırılmıştır – CHP belediyelerine operasyonlar devam ediyor. 1 Ekim Perşembe günü Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in de aralarında olduğu 59 kişi gözaltına alındı. 2 Ekim Cuma günü de CHP’li Eyüpsultan Belediyesi’ne operasyon düzenlendi. Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile birlikte 28 kişi gözaltına alındı.
Peki hedef İstanbul Büyükşehir Belediyesi mi? Medyascope editörleri gün boyu operasyonları takip etti.
Kılıçdaroğlu Mersin'de konuştu
Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in gözaltına alınmasının ardından Mersin Büyükşehir Belediyesi önünde açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, "Başkanımızın ifadesi alınır, eyvallah. Ama derhâl serbest bırakılması, görevine başlaması ve Mersin’e hizmet etmesi gerekiyor. Hukuku siyasi araç olarak kullanan, haklıyı haksız gibi gösterip sabahın beşinde evi basılan bir yapıyı, bir anlayışı asla ve asla kabul etmiyoruz. Ben buraya iki milyon Mersinlinin hakkını ve hukukunu savunmak için geldim" dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile iki belediye başkanının gözaltına alınmasının ardından Mersin Büyükşehir Belediyesi önünde açıklama yaptı.
Belediye başkanlarının görevinin halka hizmet olduğunu, zamanı geldiğinde halka hesap vermesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Vahap Seçer, seçildiği günden bu yana Mersin’e, Mersinlilere her türlü hizmeti yapmıştır. Fedakârlık da yapmıştır. Bizim belediye başkanlarımız için saat kavramı yoktur. Günün 24 saati belediye başkanlarımız görevlerinin başındadır ve bizim belediye başkanlarımız halka hesap vermeyi namuslu bir görev addederler” dedi.
"2 milyon Mersinli'nin hukukunu savunmak için geldim"
Vahap Seçer’i ve CHP’li belediye başkanlarına selamlayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hukuk kişiden kişiye değişmez. İktidardan iktidara göre değişmez. Adalet herkes için geçerlidir. Bir belediye başkanının, büyükşehir belediye başkanının evi saat beşte, sabaha karşı basılmaz ve aranmaz. Doğru değildir. Siz davet ettiğinizde büyükşehir belediye başkanımız gitmedi mi? Siz söylediğinizde gelmedi mi? Hayır. Belediye başkanlarımız davet edildiklerinde giderler. İfade verecekse verirler. Hesap verecekse verirler. Hiç kimse hesap vermekten kaçmıyor ki. Dolayısıyla belediye başkanlarımızı sabahın beşinde gözaltına almak demokrasiyle bağdaşmaz. Onun için biz hak, hukuk ve adalet diyoruz.
Vahap Başkan 2 milyonluk Mersin’e hizmet etmek için yola çıksın. Bir belediye başkanının görevi Mersin’e hizmet etmektir. Hizmet ediyor. Eğer siz bir büyükşehir belediye başkanını tutuklarsanız iki milyon Mersinliyi tutuklamışsınız demektir. O nedenle başkanımızın ifadesi alınır, eyvallah. Ama derhâl serbest bırakılması, görevine başlaması ve Mersin’e hizmet etmesi gerekiyor. Bizim görevimiz her ortamda her yere hesap vermektir. Halkımıza hesap veririz, eyvallah. Şikâyet gelirse değerlendiririz, eyvallah. Ama hukuku siyasi araç olarak kullanan, haklıyı haksız gibi gösterip sabahın beşinde evi basılan bir yapıyı, bir anlayışı asla ve asla kabul etmiyoruz. Davet edersiniz, gider. Hesap sorarsınız, hesabını verir. Ama başkanı cezalandırdığınızda iki milyon Mersinliyi cezalandırmış oluyorsunuz. Ben de buraya 2 milyon Mersinlinin hakkını ve hukukunu savunmak için geldim."
"Feriştahı gelse gücümü sekteye uğratamazlar"
CHP’nin halka hizmet etmeyi şiar edinmiş bir parti olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Biz her kuruşun hesabını millete veren bir partiyiz. Biz AK Parti gibi değiliz. Başka partiler gibi değiliz. Başka partilere benzemeyiz biz. Biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının kurduğu bir partiyiz. Biz millî bir partiyiz. Gerçekçi bir partiyiz. Halka hesap veren bir partiyiz. Her kuruşun hesabını yeri geldiğinde soran bir partiyiz. Biz sıradan bir parti değiliz. O nedenle Cumhuriyet Halk Partisi ahlaki temelleri en güçlü olan bir partidir. Siyasi irade, siyasi otorite baskılarla eğer bizi susturmak istiyorsa onların feriştahı gelse bizim gücümüzü asla ve asla sekteye uğratamazlar. Biz gücümüzü halktan alırız. Masumdan alırız. Çalışandan alırız. Alın terinden alırız biz gücümüzü. Biz gücümüzü siyasi otoriteden almayız. Biz gücümüzü yargıdan almayız. Biz gücümüzü başka yerlerden almayız" dedi.
"Başkanınıza sahip çıkın"
Seçer’in serbest bırakılmasını ve pazartesi gününden itibaren görevine başlaması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Eğer adaleti sağlamak için değil de adaleti, hukuku kullanarak CHP'li belediye başkanlarını sindirebileceğini düşünüyorsa siyasi iktidar, hiç buna tevessül etmesin. Adalet herkes için geçerliyse sadece bizim için değil, halk için de geçerlidir. Halkın oyuna, halkın iradesine saygı göstermek demokrasinin temel kurallarından birisidir. Vahap Seçer’i ben seçmedim. Vahap Seçer’i iktidar da seçmedi. Vahap Seçer’i seçen Mersinlilerdir. Mersinlilerin iradesine yargının da savcının da hâkimin de Erdoğan’ın da herkesin riayet etmesi gerekiyor. Yargıyı bir sopa gibi kimse kullanamaz. Yargı adalet dağıtmak zorundadır. Adalet, hukuk dağıtmak zorundadır.
Biz bilmiyor muyuz Türkiye’de nelerin olduğunu? Bu operasyonun eğer temel amacı fon yolsuzluklarını kapatmaksa hiç endişe etmesin, o defteri asla kapatmayacağız, asla. O defteri kapatmayacağız. Hesap soruyorsan onlara sor. Çalışan insanlara, alın teri döken insanlara neyin hesabını soracaksın? Biz hesap vermekten çekinmeyiz ki. Hesabını veririz. Kime veririz? Millete veririz hesabını. Halka veririz hesabını. Sen eğer hesap soracaksan kendi yandaşlarına soracaksın. Kendi adamlarına soracaksın. Kendi belediye başkanlarına soracaksın. Yani halkın deyimiyle sen hesap soracaksan malı götürenlerden hesap soracaksın.
Bütün gerçekleri biliyoruz. Sizden tek isteğim, moralinizi bozmayın. Birliğinizi bozmayın. Beraber olun. Birlikte mücadele edeceğiz. Türkiye’nin zor süreçlerden geçtiğini biliyoruz. Zeydan Başkan’ın başına gelenleri gayet iyi biliyoruz. Ama moralimizi bozmayacağız. Güçlü, kararlı iradeyle yolumuza devam edeceğiz. Çünkü demokrasiyi bu ülkeye getiren partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu herkesin bilmesi lazım. Ahlaki temel kurallarıyla bu ülkeye getiren partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu herkesin bilmesi gerekir. Halka hesap vermenin namuslu bir görev olduğunu her CHP’linin ve halkımızın bilmesi gerekir. Biz beş kuruşun hesabını veririz. O nedenle sizden isteğim belediye başkanınıza sahip çıkın. Beraber sahip çıkacağız. Cezalandırılan sadece belediye başkanı değil, iki milyon Mersinlidir. Bunlar cezalandırılıyor. Gelecek, görevinin başında oturacak. Gelecek, görevini yapacak. Hesabını soracaksan çağırırlar, gider hesabını verir. Kimse gidip de ifade vermekten kaçınmıyor ki. Kaçmıyor ki. Öyle bir şey yok. Ama siz görev yapmasını engellerseniz Mersinliyi cezalandırmış olursunuz. Mersinlilerden isteğim, yine söyleyeyim: Başkanınıza sahip çıkın. Çalışkan, sevecen, güzel bir belediye başkanınız var. Ona sahip çıkın, hepinizin sahip çıktığı gibi.
Biz mücadelemizi yapıyoruz. Parlamentoda da mücadelemizi yapacağız. Hiç endişe etmeyin. Hiç endişe etmeyin. İnsanlık tarihi, adaletsizlikle mücadele tarihidir. Biz adaletsizlikle mücadele edeceğiz. Hukuksuzlukla mücadele edeceğiz. Bizim mücadelemiz kutsal bir mücadeledir. Bu mücadeleyi bugün için değil, evlatlarımız için de yapıyoruz. Onların geleceği için de yapıyoruz. Demokrasi dediğiniz halkın iradesidir. Halkın iradesi güçlü bir iradedir. O iradeye kim olursa olsun, nerede olursa olsun, hangi kimlikte olursa olsun herkesin saygı göstermesi lazım. Sizden istediğim budur. Birlikte mücadeleyi sonuna kadar yapacağız. Birlikte mücadele yapmaya söz veriyor musunuz? Birlikte mücadele yapmaya ben de söz veriyorum. Beraber mücadeleyi yapacağız. Sonuç alıncaya kadar mücadelemizi de sürdüreceğiz. Zeydan Başkanımız da burada. Birlikte mücadele edeceğiz. Bizler hakkı ve adaleti savunan herkesle gurur duyuyoruz. Sizlerle gurur duyuyoruz. Sizler sağ olun, var olun. Bizim sokaklardaki, kahvedeki, tarladaki sesimiz sizlersiniz. Adaleti sizler sokaklarda, kahvelerde, tarlalarda dillendiren kişilersiniz. O nedenle ben sıradan bir vatandaş olarak hepinize yürekten teşekkür ediyorum adaleti, hakkı ve hukuku savunduğunuz için."
(ANKA)
Nuri Aslan: "Mithat Bülent Özmen’in ve Eyüpsultanlı komşularımızın iradesinin yanındayız"
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nuri Aslan, Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik operasyona ve Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen'in gözaltına alınmasına ilişkin, "Hukukun üstünlüğünü ve seçmen iradesini esas alan bir anlayışın hakim olması gerektiğine inanıyoruz. Başkanımız Mithat Bülent Özmen’in ve Eyüpsultanlı komşularımızın iradesinin yanındayız" dedi.
Aslan'ın açıklaması şöyle:
"Bugün yine milletimizin sandıkta ortaya koyduğu iradeyi gölgeleyen bir tabloyla karşı karşıyayız. Görevi, adresi belli olan; seçilmiş bir belediye başkanına yönelik bu yöntem, hukuka ve millet iradesine olan güveni zedeliyor, vicdanları yaralıyor. Hukukun üstünlüğünü ve seçmen iradesini esas alan bir anlayışın hakim olması gerektiğine inanıyoruz. Başkanımız Mithat Bülent Özmen’in ve Eyüpsultanlı komşularımızın iradesinin yanındayız."
CHP Sözcüsü Sarı'dan gözaltı görüntülerinin yayınlanmasına tepki
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Mersin'de düzenlenen operasyonlarda gözaltılar sırasında kaydedilen bir kadının pijamalı görüntüsünün servis edilmesine tepki gösterdi.
Polis kamerası görüntülerinin yayınlanmasını "teşhir" olarak niteleyen Sarı, "Bu görüntülerin kim tarafından ve hangi gerekçeyle servis edildiği açıklanmalı, sorumlular hakkında derhal soruşturma açılmalıdır" dedi.
Sarı, şunları kaydetti:
"Bir soruşturmanın yürütülüyor olması, insanların onurunun ve mahremiyetinin yok sayılabileceği anlamına gelmez. Sabahın erken saatlerinde, kendi evinde pijamasıyla bulunan bir kadını görüntülemek, 'kapatır mısınız' demesine rağmen kayda devam etmek ve ardından bu görüntüleri kamuoyunun önüne taşımak kabul edilemez. Bu görüntülerin kim tarafından ve hangi gerekçeyle servis edildiği açıklanmalı, sorumlular hakkında derhal soruşturma açılmalıdır. Soruşturma başkadır, teşhir başkadır. Devletin gücü, hiç kimsenin özel hayatını ve insanlık onurunu hiçe sayma yetkisi vermez."
Gaziosmanpaşa Belediyesi davası: Baki Aydöner hakkında tahliye kararı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü iddiasıyla yürütülen soruşturmadan ayrılan Gaziosmanpaşa Belediyesi dosyasının ikinci duruşması İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Gaziosmapaşa Belediyesi davasında eski CHP PM Üyesi Baki Aydöner’in tahliyesine karar verdi. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin tutukluluğu ise devam edecek. Bir sonraki duruşma, 27 Ekim’de görülecek.
Duruşmada neler oldu?
Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ile eski CHP PM Üyesi Baki Aydöner duruşmaya katıldı.
Bahçetepe ve Aydöner'in tahliye taleplerinin ardından duruşma savcısı ara mütlaasını sundu. Savcı, Aydöner’in sağlık sorunları da göz önüne alınarak tahliyesini talep etti. Bahçetepe’nin 16 aylık tutukluluğunun ise “kuvvetli suç şüphesi” gerekçesiyle devamını istedi.
Savcının talebinin değerlendirilmesi üzere duruşmaya ara verildi.
Aranın ardından heyet, Aydöner’in tahliyesine karar verdiğini duyurdu. Bahçetepe’nin tutukluluğu ise devam edecek.
Ayrıca bilirkişi raporunun pazartesi günü dosyaya ekleneceği ve duruşma savcının raporun gelmesinin ardından esasa ilişkin mütalaasını sunacağı kaydedildi.
Dolayısıyla, 27 Ekim’de görülecek olan bir sonraki duruşmada dosya, karara çıkacak.
Kılıçdaroğlu, CHP Mersin İl Başkanlığı’nı ziyaret etti
Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve iki belediye başkanının gözaltına alınmasının ardından gittiği Mersin'de CHP Mersin İl Başkanlığı’nı ziyaret etti.
Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile iki belediye başkanının gözaltına alınmasının ardından Mersin'e geldi.
Mersin programı kapsamında ilk olarak CHP Mersin İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Kılıçdaroğlu'nu burada partililer karşıladı.
Burada il yöneticileri ve milletvekilleri ile durum değerlendirmesi yapan Kılıçdaroğlu, daha sonra Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit'in evini ziyaret edecek.
Kılıçdaroğlu, son olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi önünde açıklama yapacak.
(ANKA)
Dilek Kaya İmamoğlu: “Adalet kişiye göre değil, herkese eşit uygulansın”
19 Mart operasyonunda gözaltına alınıp tutuklananların yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) 46’ncı buluşması Saraçhane’de gerçekleştirildi.
Buluşmaya YENİ İstanbul Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun, tutuklu yakınları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve yurttaşlar katıldı. Bir yılı aşkın süredir Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, konuşmasında şunları dile getirdi:
"Buradan tüm siyasilere bir kez daha sesleniyorum. Adalet çağrımıza kulak verin. Silivri’ye gelin. Duruşmalara katılın. Aileleri dinleyin. Yaşadığımız hak ihlallerini kendi kulaklarınızla duyun, kendi gözlerinizle görün. Millet iradesinin gasp edilmesine, milletin devletine olan güveninin sarsılmasına daha fazla izin vermeyin. Biz yalnızca sevdiklerimiz için değil, bu ülkede hakkının korunacağına inanmak isteyen herkes için konuşuyoruz. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla korku, daha fazla ayrışma ve daha fazla çaresizlik değil; yeniden güvenebileceğimiz bir hukuk düzenidir. Her bir yurttaşın hakkının korunduğundan emin olduğu, sesinin duyulduğu ve adaletin herkese eşit işlediği bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız. Bizim mücadelemiz bunun mücadelesidir. Hak, hukuk, adalet için mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız."
"Kendimi Silivri Cezaevi'nde buldum"
Ardından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Nazire Oylum Işık’ın kızı Nehir Işık, annesinin mektubunu okudu. Işık, mektubunda şunları kaydetti:
“Bir gece ansızın, sabaha karşı hiçbir açıklama yapılmadan, gerekçe gösterilmeden, ‘Dosyada gizlilik kararı var’ denerek komşularımın gözü önünde evimden, ailemden, çocuklarımdan kopartılarak şafak operasyonu ile gözaltına alındım. İfademi sayın savcı bizzat kendisi almak istedi. O gün hastalanıp, ambulans ile acile götürülüp acilde olsam dahi aynı gün savcılık makamında ifade vermeme engel olmadı. Acilden savcı odasına... Yine aynı bildiğiniz hikaye. Birkaç yalan yanlış beyan, birkaç HTS kaydı... Somut hiçbir delil, kanıt olmaksızın yapılan suçlama ve tutuklama... Hayatımda karakoldan bile içeri girmemiş biri olarak kendimi Silivri Cezaevi’nde buldum. Mahkumlar birbiriyle tanışırken ilk sordukları soru ‘Sen neden yatıyorsun’. Eskiden bildiğimiz hırsızlık, gasp, uyuşturucu, terör, cinayet gibi tanımlamalara artık ‘İBB’ci’ kavramı da yerleşmiş. Belediye soruşturmaları kapsamında alınan herkes hangi kurumdan veya ilçeden olduğuna bakılmaksızın ‘İBB’ci’ diye tanımlanıyor.”
"Gözaltına alındığım ve tutuklandığım süreçten itibaren 5 kilo kaybettim"
Son olarak tutuklu YENİ Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Özlem Demir Karakaş’ın mektubu okundu. Kadın Kolları Yöneticisi Hülya Karakurt Mahmutoğlu’nun okuduğu mesajda Karakaş, şunları anlattı:
“18 Mayıs’ı 19 Mayıs’a bağlayan gece saat 02.30 sularında baba evimden, o dönem 7 yaşındaki oğlumun ve 67 yaşındaki annemin yanında gözaltına alındım. Aynı anda eşim de kendi evimizde gözaltına alındı. Halbuki 19 Mayıs kutlamalarına katılacaktık. 20 Mayıs akşamı eşimden bir gün önce tutuklanıp Silivri zindanına getirildim. Ertesi gün yıllardır emek ve gönül verdiğim, sarsılmaz bir neferi olduğum partiye zihinlerde geliş biçimi nedeniyle meşru olmayan butlan yönetimi getirildi. Politika psikolojisinin ülkemde bu kadar derinleşmesi beni derinden üzdü. Muhalefete muhalefet edilir miydi? Gözaltına alındığım ve tutuklandığım süreçten itibaren 5 kilo kaybettim. 17 adet besin alerjisi, çölyak genim, histamin alerjim, geçirgen bağırsak sendromu; tevkifevi koşullarında yetersiz beslenmeme yol açtı. Birkaç kez rektal kanama yaşadım. Bedenimdeki bu sendromlar ne yazık ki spesifik bir diyet programı uygulamamı gerektirmekte. İdeal ulaşmam gereken kilo 55 kilo iken şu an 46-47 kilolar arasındayım.”
(ANKA)
Hedef İBB mi?
İstanbul'da Üsküdar ve Adalar belediyelerinin CHP'ye geçmesi, son günlerde "Hedef İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde mi?" sorusunu gündeme getirdi.
Üsküdar ve Adalar’da belediye başkanlığının transferler ve operasyonlarla CHP’den AKP’ye geçmesi sonucu İBB'deki meclis dağılımı da tartışma konusu.
Bu tartışmanın temel nedeni sadece ilçelerdeki değişim değil. Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Yüksek Seçim Kurulu üyelerine “hakaret ettiği” gerekçesiyle aldığı iki yıl yedi ay 15 gün hapis cezası istinaf tarafından onandı. Dosya şu anda Yargıtay’da.
Eğer karar Yargıtay tarafından onanırsa Ekrem İmamoğlu siyasi yasaklı olacak. Böyle bir durumun oluşması halinde İBB Başkanlığı için seçim yenilenecek. Son duruma gelmeden önce 31 Mart 2024 seçimlerinin ardından çıkan tabloya bakmakta yarar var.
İlçe belediyeleri el değiştirdi
2024 seçimleri sonrası CHP’nin 26, AKP’nin 13 ilçe belediyesi vardı. Şimdi ise durum terse döndü. Esenyurt ve Şişli’ye kayyum atandı. 2024’ün sonunda başlayan operasyonlar, tutuklamalar ve transferler sonrası CHP’nin artık 16 ilçe belediyesi var. AKP’nin yönettiği ilçe belediyesi sayısı ise 21. Kayyumları da sayarsak bu sayı 23’e çıktı.
Üsküdar Belediyesi’nde eylül ayı başında yapılan başkanvekili seçimlerinde altı CHP’li belediye meclis üyesi AKP adayına oy verdi. AKP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin yeni başkanvekili oldu.
Adalar da transferlerle alındı
Adalar’da da benzer bir durum yaşandı. Normalde 10 meclis üyesi bulunan CHP, 2 meclis üyesi olan AKP’ye karşı ezici bir çoğunluk sağlıyordu. Ali Ercan Akpolat’la birlikte Adalar’da da 4 meclis üyesi tutuklandı. Durum 6’ya 2’ydi. Ancak Üsküdar’dakine benzer şekilde burada da önce iki CHP’li belediye üyesi transfer edildi.
Haklarında adli kontrol tedbirleri uygulanan Yavuz Çiftçioğlu ve Nesimi Aday ise görevden uzaklaştırıldıkları için oy kullanamayacaktı. Durum 4-4 iken adli kontrol şartıyla serbest kalan belediye meclis üyesi Yavuz Çiftçioğlu’nun tedbiri kaldırıldı. CHP’li Çiftçioğlu AKP lehine oy kullanınca 5-4 ile yeni başkanvekili AKP’li Kemal Türkyılmaz oldu.
Hem belediye meclis üyeleri tutuklanıyor, hem bazıları transfer ediliyor hem de başkanvekili değiştiği için o başkanvekilleri de doğrudan meclis üyesi olarak İBB’de oy kullanabiliyor.
17 Eylül’de İBB ve Kartal Belediye Meclis Üyesi Ekrem Eray Arda, CHP’den istifa etti. Arda’yı ilk olarak AKP’li meclis üyeleri tebrik etti. Üsküdar’da AKP’ye oy veren CHP’li Halit Onur Bayav da hâlâ İBB Meclisi üyesi.
CHP’li meclis üyesi 187’den 154’e düştü
Sonuç olarak el değiştiren ilçe belediyeleriyle birlikte İBB’deki meclis üyesi dağılımı da değişmek üzere. CHP’nin İBB’de 154 belediye meclis üyesi vardı. Ancak 29 Eylül’de CHP’li Ataşehir Belediye meclis üyesi ve İBB meclis üyesi Oğuz Sarul AKP’ye geçti.
Cumhur İttifakı’nın toplam üye sayısı ise 143’e kadar çıktı.
Bundan sonra özellikle başka ilçe belediyesinde de seçimler yenilenerek belediye meclis üyeleri transfer edilecek mi, yoksa Ekrem İmamoğlu hakkındaki ceza onanırsa İBB’de mi direkt transfer yapılacak tartışma konusu. Ancak kulislerde konuşulduğu üzere AKP’nin gözünü İBB’ye diktiği kesin. İBB’de 6-7 meclis üyesi transfer edildiği taktirde durum AKP lehine değişebilir.
CHP’li Eyüpsultan Belediyesi’ne operasyon
CHP’li Eyüpsultan Belediyesi’ne operasyon düzenlendi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Eyüpsultan Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’in de aralarında bulunduğu 23’ü kamu görevlisi toplam 28 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
Vahap Seçer gözaltına alındı
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Yenişehir ve Mezitli belediye başkanlarının da aralarında olduğu 59 kişi “yolsuzluk soruşturması” kapsamında gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlar arasında Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de yer aldı.
Kim, ne tepki verdi?
Mahkemenin mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, gözaltı kararına tepki gösterdi. Sert tepki gösterdi:
"Vahap Seçer… Mersinlilerin yüzde 60’ının oyuyla seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı. Milyonlarca vatandaşın iradesiyle seçilmiş, Mersin’de farklı siyasi görüşlerden insanların oyunu almış bir isim. Bu sabah ne yaptılar? Evine şafak vakti operasyon yaptılar, gözaltına aldılar. Soruyorum: Vahap Seçer kaçacak mıydı? Çağırsanız ifadeye gelmeyecek miydi? Nedir bu şafak baskınları? CHP’liysen ifadeye çağrılmak yok. Sabahın karanlığında kapına polis dayanacak, gözaltına alınacaksın. Ama iktidarın çevresindeysen başka bir hukuk var.
Bir tarafta, iktidara yakınsan dokunulmazlık; diğer tarafta, muhalifsen sabahın karanlığında gözaltı. Bunun adı hukuk devleti değildir. Bunun adı adalet değildir. Bu mesele artık yalnızca CHP’nin meselesi değildir. Bu mesele yalnızca Vahap Seçer’in meselesi değildir. Bu, artık Türkiye’nin beka sorunudur. Çünkü adaletin olmadığı yerde devlet ayakta kalamaz. Hukukun kişiye, partiye, soyadına göre uygulandığı bir ülkede hiç kimse kendisini güvende hissedemez. Bir ülke böyle yönetilemez. Türkiye böyle yönetilemez."
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de hem operasyona tepki gösterdi hem de Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarını "ikiyüzlü" olarak değerlendirdi:
"Belediye başkanlarının nasıl yargılanacağı, sorgulanacağı bellidir. Savcı eliyle sabahın 6'sında belediye başkanı alma işi siyasidir, hepimiz biliyoruz. Bu kişi YENİ Partili olsa da siyasidir ve CHP’li olsa da siyasidir, DEM Partili olsa da siyasidir, İYİ Partili olsa da siyasidir.
Biz siyasi operasyonlara karşı ayrımsız, net dururuz. Bir ikiyüzlülükle karşı karşıyayız, çok net bir şekilde. Bizim arkadaşlarımız, bize yakın siyasiler, bizim yol arkadaşlarımız operasyona uğradığında ‘Arınma, arınma’ diyenlerin; bize yakın arkadaşlar olunca‘Bu davalar siyasi değil ki, bu davalar adli süreçler. O yüzden gitsinler, arınsınlar, hesap versinler’diyenlerin kendilerine bir gıdım, yani ‘Ben partide kalacağım’diye söyleyen bir belediye başkanına aynı şey yapıldığında heyet görevlendirmeleri ve buna tepki gösteren yaklaşımları ikiyüzlülüğün dik alasıdır.
AK Parti’nin operasyon yaptığı; senden ise sahiplen, senden değilse AK Parti ile aynı sözleri sahiplen. ‘Arınma’ de. ‘Arınacaklar, gelecekler’ de. Ondan sonra sana bir miktar meyilli kendince gördüğün kişiler olduğunda bu sefer savunma diline geç. Bu ikiyüzlülüğü milletimizin önünde teşhir ediyorum ve bunu tarih önünde kınıyorum."







