İSTANBUL (Medyascope) – 350.org’un raporuna göre, COP31 eşbaşkanları Türkiye ve Avustralya son 10 yılda 75 milyon tonluk karbondioksit emisyonuna neden olan bir fosil yakıt ticaretini paylaşıyor.

Uluslararası iklim örgütü 350.org tarafından 1 Ekim’de yayımlanan rapora göre, COP31 eşbaşkanları Türkiye ve Avustralya, son 10 yılda 75 milyon ton karbondioksit emisyonuna sebep oldu. “Kömür Ortakları” başlığıyla yayımlanan raporda, her iki ülkenin de henüz kömürden çıkış yönünde bir taahhüdü bulunmadığı hatırlatıldı.
Eşbaşkanlar arasında fosil yakıt ticareti
Birleşmiş Milletlet (BM) Comtrade verilerine dayanan raporda, iki ülkenin Paris Anlaşması’nı imzaladığı tarihten bu yana, 75 milyon tonun üzerinde karbondioksitten sorumlu bir kömür tedarik zincirini paylaştığı belirtildi. Bu miktar, 2027’de COP32’ye ev sahipliği yapacak Etiyopya’nın bir yıllık karbondioksit salımının yaklaşık dört katına eşdeğer.
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) eşbaşkanlık etmeye hazırlanan Türkiye ve Avustralya arasındaki fosil yakıt ticareti, sadece kömürle sınırlı değil. Rapora göre, Paris Anlaşması’yla uyumsuz bir şekilde, LNG de (sıvılaştırılmış doğal gaz) ticareti yapılan fosil yakıtlar arasında.
Karabiga kömürlü termik santralde yüzde 80 kapasite artışı
Türkiye’de 2035’e kadar kömür ve gazla elektrik üretim kapasitesinde yaklaşık yüzde 30 artış öngörülüyor.
Rapor, Türkiye’nin Çanakkale Karabiga’daki CENAL kömürlü termik santralini genişletme planının, mevcut 1.320 MW’lık kapasiteye, 1.050 MW yeni kömürlü elektrik üretim kapasitesi ekleyerek ülkenin ithal kömüre bağımlılığını daha da artıracağına dikkat çekiyor. Böylece toplam kapasite, yaklaşık yüzde 80 artışla 2.370 MW’a çıkacak.

Üç COP31 mektubunda fosil yakıtlardan söz edilmiyor
Rapora göre, zirvenin misyonunu ve beklentilerini ortaya koymak üzere ülke delegasyonlarına gönderilen üç resmi COP31 Başkanlık mektubunun hiçbirinde “fosil yakıtlar” ifadesine yer verilmedi. Raporda, ülkelerin bu tutumu eleştiriliyor.
350 Politik Strateji Direktörü Andreas Sieber, yaptığı açıklamada iklim felaketleri ve petrol fiyat şokları dünyayı sarsarken, COP31 eşbaşkanlarının fosil yakıtlardan çıkış konusundaki sessizliğinin kabul edilemez olduğunu belirterek şöyle dedi:
“Türkiye ve Avustralya BM Genel Kurulu’nda ve COP 31’de inandırıcı olmak istiyorlarsa, önce kendi evlerindeki fosil yakıt bağımlılığına son vermeliler. İki ülke için de ilk adım net bir kömürden çıkış tarihi açıklamak olmalıdır.”
350 Türkiye Direktörü Efe Baysal ise COP31 Başkanlığı’nın küresel kamuoyuna sunduğu 2035’e kadar yüzde 35 elektrifikasyon çağrısı olduğunu hatırlatarak şöyle dedi:
“Bu çağrı değerli olmakla birlikte gerçek iklim liderliği küresel hedefler koyarken evdeki fosil yakıt bağımlılığından kurtulmayı gerektirir. Elektrifikasyon hedefini başta kömür olmak üzere kirli fosil yakıtlarla değil yenilenebilir kaynaklarla taçlandırmak Türkiye’nin samimi iklim eyleminin en büyük kanıtı olacaktır.”

Rapordan öne çıkan başlıca bulgular şöyle:
- Türkiye ve Avustralya, Ek-1 ülkeleri arasında kömürden çıkış için resmi bir tarih açıklamayan tek iki ülke konumunda.
- Küresel kömür madeni projelerinin yüzde 56’sını elinde tutan Avustralya, dünyada en çok petrol ve gaz üreten ilk 15 ülke arasında üretimini 2015’ten bu yana yüzde 77 ile en hızlı artıran ülke durumunda.
- Avrupa’nın en büyük kömür kaynaklı elektrik üreticisi olan Türkiye, güncellenmiş enerji planına göre 2035 yılına kadar kömür ve gaz kapasitesini %30 daha artırmayı hedefliyor ve 2035’e kadar yaklaşık 10 GW’lık yeni gaz santrali kapasitesine açıkça yer bırakıyor.
COP31 eşbaşkanlarına çağrı
Yayınlanan rapor kapsamında 350.org, Türkiye ve Avustralya başta olmak üzere zirveye katılacak tüm ülkelere aşağıdaki üç temel alanda acil eylem çağrısında bulundu:
- Somut geçiş yol haritaları: Enerji güvenliği ve enerjiye erişilebilirlik göz önünde bulundurarak fosil yakıtlardan adil geçiş planları ulusal düzeyde hazırlanmalı.
- Taahhütlerin uygulamaya geçirilmesi: Müzakere masasındaki vaatler sahada uygulanmalı, hesap verilebilirlik artırılmalı.
- İklim finansmanının sağlanması: Gelişmiş ve yüksek emisyonlu ülkeler, iklim krizinden en az sorumlu olan gelişmekte olan ülkelere yeterli ve hibe bazlı finansman sağlamalı.
Türkiye – Avustralya COP31 başkanlık süreci
COP tarihinde ilk kez iki ülke bir arada COP başkanlığı yürütecek.
2025’te iki ülkenin yoğun rekabeti üzerine süreç, Kasım 2025’te görev paylaşımıyla sonuçlanmıştı. 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde Türkiye, ev sahipliğini ve COP başkanlığını yürütürken Avustralya ise müzakerelerin liderliğini üstlenecek.







