Yemen yeniden savaşa sürükleniyor: Kim kimin yanında?

Yemen'de neler oluyor

İSTANBUL (Medyascope) – Yemen’de 2022’den bu yana büyük ölçüde duran çatışmalar yeniden hareketlendi. Peki Yemen’de neler oluyor, Husilerin Babülmendep ilerleyişi bölgesel dengeleri nasıl değiştirdi? Çatışma sahasında kim kimin yanında? Birkaç soruda bilmeniz gerekenleri derledik:

Yemen’de on yılı aşkın süredir devam eden iç savaş, 2022’de varılan ateşkesin ardından tamamen sona ermese de büyük ölçüde durmuştu ancak bu yaz Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki gerilim yeniden yükseldi, eylül ayında Husilerin Kızıldeniz kıyısında hızla ilerlemesiyle çatışmalar yeni bir aşamaya geçti. Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti de ekim başında geniş çaplı bir karşı harekât başlattı.

Yeni çatışmaların en kritik noktası ise Babülmendep Boğazı. Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan boğaz, dünya deniz ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri.

Babülmendep Boğazı
Babülmendep Boğazı. Yemen’de neler oluyor?

Peki 2022’den bu yana büyük ölçüde durmuş olan çatışmalar nasıl yeniden başladı?

Yemen’de ne oluyor?

Son gerilimin başlangıcı yaz aylarına uzanıyor. Suudi Arabistan, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in cenazesine katılan Yemenlileri Sana’ya taşıyan İran’a ait bir uçağın inişini engellemek amacıyla Husi kontrolündeki Sana Havalimanı’nın pistini bombaladı.

Riyad yönetimi yolcuları taşıyan başka bir charter uçağın inişine izin verilebileceğini ancak İran’a ait uçağın kabul edilmeyeceğini söyledi.

Husiler saldırıyı, Suudi Arabistan’ın kendi kontrollerindeki Yemen bölgelerine yönelik kuşatmasının bir parçası olarak gördü ve “kuşatmaya kuşatmayla” karşılık vereceklerini açıkladı. Ardından Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukası ilan ettiler ve ülkenin petrol altyapısını füzelerle hedef almaya başladılar.

Böylece Suudi Arabistan ile Husiler arasında 2022’den bu yana süren fiili ateşkes sona erdi.

Husiler neden Babülmendep’e ilerledi?

Husiler daha önce de Kızıldeniz kıyısındaki konumlarını, özellikle İsrail bağlantılı olduğunu söyledikleri gemileri hedef almak için kullanıyordu ancak eylül ortasında stratejilerini değiştirdiler ve kıyı boyunca güneye, Babülmendep Boğazı’na doğru ilerlemeye başladılar.

Husilerin boğaz çevresindeki hâkimiyeti, yalnızca Yemen hükümeti açısından değil, Kızıldeniz üzerinden yapılan uluslararası ticaret ve petrol sevkiyatı açısından da önemli bir tehdit. Suudi destekli güçler 5 Ekim’de başlattıkları karşı saldırıyla Babülmendep çevresindeki bazı bölgeleri yeniden ele geçirdiklerini açıkladı.

Husiler nasıl bu kadar hızlı ilerledi?

Husilerin karşısındaki güçler tek bir ordu gibi hareket etmiyor. Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetine bağlı birliklerin yanı sıra güneyli ayrılıkçılar, kabile güçleri ve farklı siyasi gruplara bağlı silahlı yapılar bulunuyor. Bu gruplar arasında komuta, istihbarat ve siyasi hedefler konusunda uzun süredir anlaşmazlık yaşanıyor.

İran’ın Husilere yıllardır askerî ve siyasi destek verdiği biliniyor ancak Husileri yalnızca Tahran’ın yönettiği bir vekil güç olarak görmek Yemen’deki tabloyu açıklamaya yetmiyor.

Hareketin Suudi Arabistan’a yönelik tutumu, Yemen içindeki iktidar mücadelesi, mezhepsel dinamikler ve Riyad’ın ülkedeki etkisine yönelik uzun süreli tepkiyle de bağlantılı.

Yemen'de neler oluyor?
Yemen’de neler oluyor?

Suudi Arabistan nasıl karşılık verdi?

Husilerin ilerleyişinin ardından Yemen’in uluslararası alanda tanınan yönetiminin başındaki Reşad el-Alimi geniş çaplı bir karşı harekât başlattı.

“Yemen Şafağı Operasyonu” adı verilen harekâtta Yemenli kara birliklerine Suudi savaş uçakları destek veriyor. Çatışmalar Babülmendep ve Taiz çevresinin yanı sıra Marib ve Sana hattında da sürüyor.

Riyad’ın amacı Husilerin kıyıdaki ilerleyişini durdurmak ve kaybedilen bölgeleri geri almak. Ancak Husiler de Suudi Arabistan içindeki petrol tesisleri ve başka hedeflere füze saldırıları düzenliyor. Bu durum, savaşın yeniden Yemen sınırlarının dışına taşma ihtimalini artırıyor.

Husi karşıtı cephede kimler var?

Husilerin karşısındaki en büyük sorunlardan biri, rakiplerinin ortak bir siyasi hedef etrafında birleşmemiş olması. Uluslararası alanda tanınan hükümet Suudi Arabistan’ın desteğini alırken, Güney Geçiş Konseyi ülkenin güneyinde bağımsız bir devlet kurulmasını istiyor. Bir dönem aynı cephede savaşan bu güçler, Yemen’in savaş sonrasında nasıl yönetileceği konusunda birbirinden oldukça farklı hedeflere sahip.

Güneyli ayrılıkçıların lideri Aidarus ez-Zübeydi, ocak ayında ayrılıkçı bir devlet kurmaya çalışmakla suçlanmasının ardından Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) gitti. Buna rağmen STC’ye bağlı güçler bugün Husilere karşı yürütülen çatışmalarda önemli bir rol oynuyor. Bu durum, Husi karşıtı cephenin askerî olarak aynı yönde hareket ederken siyasi olarak parçalı kalmasına yol açıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri nerede duruyor?

BAE, 2015’te Husileri Sana’dan çıkarmak amacıyla kurulan Suudi öncülüğündeki koalisyonun önemli üyelerinden biriydi ancak zamanla Riyad’dan farklı bir Yemen politikası izlemeye başladı ve özellikle Müslüman Kardeşler bağlantılı gördüğü Islah Partisi’ne karşı güneyli ayrılıkçıları destekledi.

Abu Dabi 2026 başında Yemen’den çekildi ancak daha önce eğittiği ve silahlandırdığı yerel güçler sahada etkisini koruyor. BAE ile Suudi Arabistan arasındaki farklı öncelikler de Husi karşıtı güçlerin neden ortak bir siyasi çizgi oluşturamadığını açıklayan unsurlardan biri.

ABD müdahale eder mi?

Washington şu aşamada Yemen’de yeni ve geniş kapsamlı bir askerî harekâta girmeye mesafeli.

ABD, 2025 baharında Husileri yaklaşık 50 gün boyunca bombalamış, ardından grupla ikili bir ateşkese varmıştı ancak bu anlaşma İsrail’i kapsamıyordu.

İran’a savaşın ABD’nin askerî kaynakları üzerindeki baskısı ve Donald Trump yönetiminin yeni bir uzun süreli savaşa girmek istememesi de Washington’ın tutumunda etkili. Suudi Arabistan, Babülmendep’in güvenliğinin uluslararası bir mesele olduğunu savunsa da ABD şimdiye kadar daha geniş bir müdahaleye yanaşmadı.

Mekke Anlaşması Yemen savaşını nasıl etkiliyor?

Yemen’deki yeni çatışma Türkiye açısından da önem taşıyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos’ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşmaya göre üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırı, üçüne birden yapılmış kabul ediliyor.

Bu hüküm, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları arttıkça anlaşmanın Yemen krizinde nasıl uygulanacağı sorusunu gündeme getirdi.

Reuters’ın aktardığına göre Türkiye, Suudi Arabistan’a hava savunması, istihbarat, lojistik, askerî ekipman ve teknik destek sağlamaya başladı ancak anlaşma henüz TBMM’de onaylanmadığı için Ankara’nın verdiği destek ikili anlaşmalar çerçevesinde yürütülüyor ve Türkiye Yemen’e muharip asker göndermiş değil.

Pakistan’ın da Suudi Arabistan ile askerî koordinasyonu sürüyor. Böylece Yemen’deki savaş, Husiler ile Yemen hükümeti arasındaki bir iç çatışmanın ötesine geçerek bölgede oluşan yeni güvenlik ittifaklarının da sınandığı bir krize dönüşüyor.

Yemen’deki savaş neden bütün dünyayı ilgilendiriyor?

Bunun temel nedeni Babülmendep Boğazı.

Akdeniz’den Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz üzerinden Hint Okyanusu’na uzanan deniz yolunun en dar noktalarından biri olan boğaz, küresel ticaret açısından hayati önemde. Buradaki güvenlik sorunu, gemilerin Afrika’nın güneyini dolaşmasına ve hem taşıma sürelerinin hem de maliyetlerin artmasına yol açabiliyor.

Üstelik çatışma yalnızca deniz taşımacılığıyla sınırlı değil. Husilerin Suudi petrol altyapısını hedef alması, savaşın enerji piyasalarına doğrudan yansıma ihtimalini de artırıyor. Bu nedenle Yemen’de sahada yaşanan gelişmeler artık Suudi Arabistan’ın güvenliğinden Kızıldeniz ticaretine, İran’la bölgesel mücadeleden Türkiye ve Pakistan’ın rolüne kadar çok daha geniş bir denklem içinde değerlendiriliyor.

Savaşın nasıl sonuçlanacağı ise belirsiz. Suudi Arabistan destekli güçlerin Husileri Sana’ya kadar geri püskürtebilip püskürtemeyeceği bilinmiyor. Husiler yaklaşık 20 yıldır Yemen’in zorlu coğrafyasında savaşırken Suudi Arabistan’ın enerji altyapısı da füze ve İHA saldırılarına karşı açık hedef olmaya devam ediyor.

Yemen’de bir kez daha ortaya çıkan temel sorun da bu: Çatışmanın tarafları yalnızca ülkenin kontrolü için savaşmıyor, Yemen artık bölgedeki çok daha büyük güç mücadelelerinin kesiştiği cephelerden biri haline geldi.

Kaynak: Guardian

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş