Açık Oturum (538) | İzmir’i Tayyip Erdoğan mı aldı, Özgür Özel mi verdi?

İSTANBUL (Medyascope) – Açık Oturum programında İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (İstanPol) Direktörü Selen Selvin Korkmaz, Siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu ve Bayetav Akademik Araştırma Çalışmaları Koordinatörü Serkan Turgut, Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksu’nun konuğu oldu. Programda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesi değerlendirildi.

İzmir’i Tayyip Erdoğan mı aldı, Özgür Özel mi verdi? Açık Oturum’da sosyal demokrasinin kalesi olarak görülen İzmir’in el değiştirmesinin ardından, muhalefetin aday belirleme yöntemleri ve süreç karşısındaki tutumu tartışıldı. Siyasette muhalefette yer almanın “ateşten bir gömlek” giymeye benzetildiği yayında, seçmen ile siyasi kurumlar arasındaki bağın giderek zayıfladığı vurgulandı.

“Erdoğan sembolik olarak CHP’nin kalesini aldığını gösterdi, esas mesele kolayca verilmesi”

İzmir’in CHP açısından sembolik önemine dikkat çeken Korkmaz, Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinden çok, bu geçişin muhalefet tarafından karşılanışının tartışılması gerektiğini savundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sembolik yaklaşımıyla tam olarak CHP’nin kalesini aldığını çok net bir şekilde seçmenine ve Türkiye’ye gösterdiğini söyleyen Korkmaz, asıl meselenin İzmir’İn bu kadar kolay verilmesi olduğunu söyledi:

“Erdoğan tam olarak seçmenine, Türkiye’ye CHP’nin kalesini, aldığını çok net bir şekilde göstermiş oldu ve bence esas mesele bunun  bu kadar kolay verilmesi. O ‘siyah karanfil’ meselesine olan tepkinin de bu olduğunu düşünüyorum. Yani bekle ve gör meselesi, kazanılmış hakların bu kadar kolay teslim edilmesi, bakın görüntü de bile olsa bir mücadele verilmiyor gibi oluşu bugün esas tartışmamız gereken ve seçmenin duygusunu etkileyen şey. Çünkü oraya belki de ileri yaşında giden o insanlar, bir mücadele vermek için, bir şeye inandıkları için  gidiyorlar. Yani keyiflerinden veya sosyalleşmek için gitmiyorlar. Şimdi siz bu insanlara bir  mücadele, bir örgütlülük alanı sunmazsanız ne diyor insanlar? ‘Ya partinin başındaki insanlar gelmemiş, ben niye sahip çıkayım’ diyor. Aslında burada bir makas açılıyor örgütlü muhalefetle toplum arasında ve ben bu makasın yönetilememesini esas problem olarak görüyorum.”

Açık Oturum (538) | İzmir'i Tayyip Erdoğan mı aldı, Özgür Özel mi verdi?
Açık Oturum (538) | İzmir’i Tayyip Erdoğan mı aldı, Özgür Özel mi verdi?

Seren Selvin Korkmaz’dan “Kırmızı Pazartesi” göndermesi

Seren Selvin Korkmaz, İzmir ve Üsküdar gibi örneklerde verilen tepkilerin yetersiz kalmasının İstanbul Büyükşehir Belediyesi açısından da risk oluşturduğunu söyledi. Nobel ödüllü yazar Gabriel García Márquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanına gönderme yaparak göz göre göre gelen olumsuzluklara müdahale edilmediğini anlattı: 

“Muhalif figürler eleştiri almaya, eleştiri duymaya açık olmadığı sürece maalesef şartlar çok zor. Ben ‘Kırmızı  Pazartesi’lerin çok yaklaşacağını düşünüyorum. Hani çanlar hep İBB için çalıyor hikayesi duyuluyor ya şimdi, elinizdeki bütün belediyeleri Üsküdar’ı, İzmir’i hiçbir tepki göstermeksizin verdiğiniz zaman, ne oluyor? ‘İBB’yi de gelir alırlar’ diyor insanlar.  Dolayısıyla ben bu göz göre göre gelen dalganın seyredilmesi meselesini sorunlu  buluyorum”. 

“İzmir’de büyük bir hayal kırıklığı var”

Bayetav Akademik Araştırma Çalışmalar Koordinatörü Serkan Turgut, Cemil Tugay’ın CHP’den AKP’ye geçişinin İzmir’de büyük bir hayal kırıklığı yarattığını söyledi. Yaptıkları araştırmalarla kentin nabzını tutan Turgut, İzmir’in her şeye rağmen AKP’ye mesafeli olduğunu anlattı: 

“Bir gün öncesine kadar insanlarla konuştuğunda ‘yok ya, olmaz umarım’ düşüncesi vardı. Bunun yaratmış olduğu bir hayal kırıklığı var şehirde. Neredeyse 25 yıldır ana muhalefetin yönettiği, yüzde 65’inin ‘AKP’ye oy vermem’ dediği bir yerde belediyeyi AK Parti yönetmeye başlıyor. Ve bu oy verilen bir belediye başkanının transferi yoluyla gerçekleşmiş oluyor. Bunun yaratmış olduğu bir hayal kırıklığı var insanlarda. Bir grup partili sokağa çıktı. Ama çoğunlukla emek ve demokrasi bloğu ve sosyalist kesimin protestosu söz konusu oldu. Yani kurumsal muhalefet ile sokaktaki muhalefet senkronize olamadı. İnsanlar daha sokağın sesini örgütleyebilen bir parti beklentisi içerisinde.”

Tugay’ın saf değiştirmesinin CHP’nin 31 Mart öncesindeki aday belirleme sürecini de yeniden tartışmaya açtığını belirten Turgut, İzmir’de belediye hizmetlerinden memnuniyetin yüzde 25 olmasına rağmen seçmenin oy verme davranışında özgürlük, demokrasi ve kadın-erkek eşitliği gibi başlıkları da dikkate aldığını söyledi. Siyasi transferlerin seçmende daha kalıcı sonuç doğurabileceğini belirten Turgut, en önemli riskin siyasete yönelik inancın zayıflaması olduğunu söyledi.

“İzmir’in kendi temel kodlarıyla Ankara’nın çarpışması”

Siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu da aday belirleme süreçlerinin yeniden sorgulandığına dikkat çekti. Aksoyoğlu’na göre bugünkü tablonun nedenlerinden biri de, İzmir’de uzun yıllar iktidarda olan CHP’nin kentin toplumsal dinamiklerini dönüştürecek bir siyaset üretememesi:

“27 yıl boyunca İzmir’i yönetmesine rağmen CHP orada bir toplumsal dönüşüm dinamiği yaratamadı. Daha çok olduğu yerde takılı kalan ve o dönüşüm pratiğini, o projeksiyonu ortaya koymak yerine arkasına doğru yaslanan, kentin temel dinamikleriyle onu dönüştürmek üzerine bir işi geliştirmeyen bir yerde durmayı tercih etti.”

Aksoyoğlu, İzmir’in sembolik önemine dikkat çekti:

“İzmir simgesel önemi olan yerlerden bir tanesi. Yani İzmir düştüğünde artık geriye çok fazla bir şey kalmayabilir. Aynı zamanda bu bakış açısıyla bir siyaset yapma tarzının da çözülmeye başladığını görüyoruz. İzmir’i okurken farklı sosyolojilerden gelen, İzmir’deki liberaller, İzmir’deki ulusalcılar, İzmir’deki demokrasi ve emek güçleri, sosyalistler, Kürt hareketi gibi herkesi bir arada tutan bir nosyonun bu aşamada kaybedildiğini görmek lazım.”

İzmir’in artık kendiliğinden kazanılacak bir “kale” olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Aksoyoğlu, CHP ve Yeni Parti’nin ayrı adaylarla seçime girmesinin de riski büyütebileceğini söyledi.

Sosyal demokrat siyasetin önündeki en önemli sınavın ise farklı aktörleri yeniden ortak bir zeminde buluşturmak olduğunu belirten Aksoyoğlu, “O yüzden ben yarının bir miktar risk taşıdığı kanaatindeyim. Burası biraz İzmir açısından endişelendiriyor” diyerek olası bir riske dikkat çekti. 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş