Mümtaz’er Türköne yazdı: Çözüm süreci ve borsa soygunu

Muhalefet killi toprağa suyu azar azar yediriyor, bir yandan da yoğuruyor. Ortaya çıkacak soygun abidesinin hamuru yavaş yavaş kıvamını buluyor. Sonra el birliği ile çamura bir şekil verilecek ve kor ateşte fırına sürülecek. Hiçbir propagandanın, algı operasyonunun, dikkat dağıtmanın kâr etmediği maskesiz, makyajsız itici-çirkin eser, sonuç olarak maalesef yaşadığımız çağa damgasını vuracak.

Ciğerci dükkânına bekçi olarak tayin edilen kediler ordusu fail olarak sap gibi ortada kaldı.

Hiçbir güç, hiçbir operasyon bu çirkin manzaranın üzerine bir çuval geçirip gizleyemez. AKP, bu ağır yükün altında ezilir, geriye kalanlar asfalttan kazınsa da çıkmaz.

Bu soygun bir iktidar değişiminin açık gerekçesi olacak.

Aktüel manzara yılan hikâyesinin varacağı acı ve pahalı sonu bütün çıplaklığı ile haber veriyor.

Soygun siyaseti

Batan fonlarda parası olan iktidarın tanıdık yüzlerinden bazıları “Biz zarar ettik” bahanesine sığınıyor, ama o fonlara giriş tarihini söylemiyorlar. Belli ki girerken kulaklarına bir fısıltı gelmiş, çıkmaları gereken zaman mesaj ulaşmamış veya ulaştırılmamış. Belki de işin başındaki asıl soyguncular gelmekte olan felaketi görüp başlarının derdine düşmüş, çok az kişiye haber verebilmiş olmalılar.

Sorun şurada:

Devlet yetkisi kullanan, sıradan hisse sahibinin sahip olamayacağı bilgilere kolayca ulaşabilen biri borsaya giremez, hisse senedi alamaz, spekülasyona açık bir pozisyonda kalamaz. Hissenin ait olduğu şirketin sahibini veya yöneticisini arayıp, bilançosunu ve kârını önceden öğrenebilecek, borsa sözlüğüne göre “insider trading” imkânına sahip pozisyonda olan kamu görevlilerine, ahlaken borsa tahtası kapalı tutulur. Düşünün, koskoca Ticaret Bakanı ile hangi şirketin yöneticisi veya SPK üyesi sahip olduğu bilgiyi paylaşmaz. Bırakın Nihat Zeybekçi’yi, onun şirketinin işletme müdürü bile, telefon açtığında içerden istediği bilgiye ulaşabilir.

Beka sorunundan başlayarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve milletin sahip olduğu maddi ve manevî bütün varlığını tehlikeye atan çok büyük bir soygun duruyor karşımızda. Bu soygun iktidar gücünü, devletin sahip olduğu ayrıcalıkları, imkânları kullanarak toplu halde vatandaşın parasına çökme işinden ibaret değil. Ortalık yerde 500 bin insanı soyarken desteği alınacak, soyguna ortak edilecek resmî görevliler, hiç olmazsa yedirilerek susturulacak sayısız ağız var. İllegal işlerin raconudur: “Ağzı olan yer.” Böylece soygundan toplu halde beslenen bir çıkar ağı ortaya çıkıyor.

Arka planda işleyen tezgâhı çözmek için MASAK eski başkan yardımcısı Ramazan Başak’ın sözleri yeterli. Adam gelmekte olan felaketi belgeleri ile haber veriyor. İstanbul’un önceki başsavcısına: “Dosyayı bizzat size sundum, işlem yapmak yerine beni gözaltına aldınız” diyor.

İşin bambaşka bir veçhesi daha var:

Borsa soygununu bir siyaset veya hükmetme tekniği olarak düşünebilirsiniz. Para güçtür, hem de büyük güçtür. Birilerini hukuk dışında iş görmeye ikna etmenin bedeli vardır. İktidar sahipleri hukuku askıya alırken, rakiplerini ortadan kaldırırken, soygun düzeninin ortaya çıkardığı oligarşiye yaslanıp en kestirmeden netice alabilirler. Kapsamlı, çok paralı ve baştan masum görülen, ama patladığında pisliği herkese bulaşan bir soygun düzeni ile.

Bürokrasideki, AKP’deki, iş dünyasındaki uzantıları ile birbirine menfaat gibi çok sıkı bir bağla kenetlenmiş bir oligarşiden bahsediyoruz.

Fon soruşturmaları doğal olarak bu oligarşiyi hedef almak ve deşifre etmek zorunda. Ne kadar büyük bir dirençle karşılanacağını varın siz tahmin edin. Adamlar direnir, yetki hâlâ ellerinde.

Öbür taraftan bu soygunda hissesi olan oligarşi deşifre edilip elindeki yetkiler alınmadığı ve hesap sorulmadığı sürece bu ülkenin, milletin ve devletin dirliğinden, birliğinden ve düzeninden kimse söz edemez.

Çözüm süreci ve borsa
Mümtaz’er Türköne yazdı: Çözüm süreci ve borsa soygunu (Görsel yapay zeka ile üretilmiştir)

Hukuk güvencesinde olmadan süreç ilerler mi?

Kritik sayıda Meclis üyesini gözaltına aldırıp, o kısa zaman aralığında seçim yaptırıp Üsküdar Belediyesi’ne el koyan AKP’nin seçim sandığı hırsızlığını, borsa soygununu işleten düzenden ayrı bir yere koyamazsınız. Birbiri ile sıkı bağlara sahip, birbirinden beslenen aynı oligarşik yapının marifetleri ile karşı karşıyasınız. Halkın ha sandıktaki oyunu çalmışsınız, ha parasını.

Sandık hırsızlığı, halkın iradesini ve bu iradenin tecellisini gasp etmek demek. Borsa soygunu da eski MASAK başkan yardımcısının gözaltına alınmasında görüldüğü üzere mecazî anlamda devlet gücü ile girişilen bir soygunun ayrıntıdaki bir eylemi olarak “ya malını-ya canını” tarzı silahlı gasp eylemine girer.

Tekrarlayalım: Her ikisinin de fiilen mümkün olduğu bir ülkenin dirliğini ve birliğini hiçbir güç sağlayamaz. Böylesine bir soygun oligarşisinin su başlarını tuttuğu bir ülkede, yüz yıllık ulusal sorun, yani Kürt sorunu tarafların halisane niyetine, rızasına ve uyumuna rağmen çözülemez. Halkın cebindeki paranın biriktiği kasadaki parayı çuvala doldururken birden yanan projektörlerin altında, fara yakalanmış tilki gibi donup kalan bu soygun oligarşisi, elinde fırsat varken ülkeyi yangın yerine çevirir. Bunun için de gözünü kırpmadan çözüm sürecini işine gelen en uygun şekilde istismara yeltenir. Üstelik ülke cayır cayır yanarken yangından mal kaçırmayı sürdürür.

Allah’tan kritik eşik bu soygun skandalı ortaya çıkmadan aşıldı, çerçeve kanun çıktı. Güvenlik birimleri ve PKK tarafı silahsızlanma işini, prosedüre bağlı olarak sürdürüyor. Yavaş da olsa süreç ilerliyor. Kasım ayındaki MGK öncesinde ciddi bir engel görünmüyor. DEM’den sürecin yavaş işlemesinden şikayet eden sözcüleri, yine aynı merkezden “bir aksaklık olmadığı” beyanları dengeliyor.

Topyekûn Öcalan’ın adını koyduğu entegrasyon dinamikleri işlemeye devam ediyor. Henüz engeller aşılmadı, asıl mevzuya da daha gelmedik, ancak umut bütün canlılığıyla ve ete-kemiğe bürünerek büyüyor. Bölge ateş çemberi ile çevrili. Türkiye ile Kürtler önlerine çıkan fırsatı değerlendirip, güvenli bir gelecek inşa ediyor.

ABD’nin Irak’tan çekilmesi bütün dengeleri değiştirecek kritik bir gelişme. Vekâlet savaşları dönemi sona erdi. Asıl failler yani Türkiye ve Kürtler ortak çıkarlarına uygun stratejik bir aklı devreye sokuyor.

Sürece taş koymaya kalkanlar varsa, onlar da soygunun yol açtığı telaş yüzünden kendi başlarının derdine düşmüş olmalılar. Elinde hâlâ güç bulunan soygun tayfası için, Türkiye’nin her milli meselesi paçayı sıyırma adına birer istismar konusundan ibaret. Bu yüzden dikkatli olmak ve her lafın altından hakikati bulup çıkarmak gerekir.

Türkiye’de hukuk güvencesi hiç kimse için işlemiyor. Anayasa fiilen askıda. Masumiyet karinesi gibi, en temel haklardan biri sürekli ve sistematik olarak çiğneniyor. Anayasa’nın açık hükmüne rağmen AYM ve AİHM kararlarına uyulmuyor.

Bu hukuksuzluğun iki farklı yüzü veya sonucu var. Birincisi, hukukun bu kadar yerlerde süründüğü bir ülkede, iktidar mahfillerine yaklaşabilen her niyeti bozuk kişi akıl almaz soygunlara girişebilir ve herkesi bu soyguna ortak ederek bir soygun oligarşisi yaratabilir. İkincisi, koskoca bir ülkenin yağma çanağı gibi soyulabildiği yerde çözüm süreci gibi beka sorunları hiçbir şekilde güvence altına alınamaz.

Kritik eşik aşıldığı için çözüm süreci devletin ve Kürtlerin feraseti ile ilerleyecek. Ancak borsa soygununun maddi ve manevî tahribatının giderilmesi, devlet erki kullananların, dolayısıyla devletin bütün kurumlarının yerlerde sürünen itibarının ayağa kalkması için henüz çok erken. Baksanıza ciğerler, hâlâ eski kasap dükkanının bekçilerine emanet ediliyor. Soygun sırasında yetki ve sorumluluk sahibi olanlar, kendi suçlarını veya ihmallerini araştırıp denetliyor. Bir de “ben kazanmadım ki” diyerek işinin başında oturan eski borsa oyuncuları pişkin pişkin ülkeyi yönetmeye devam ediyor.

Borsa soygunu skandalının patlaması çözüm süreci üzerindeki art niyetli baskıları ve ayak sürümelerini azaltacak. İktidarın hukuk dışı gücü ve etkinliği giderek zayıflayacak. 25 yıllık siyasî tahakkümün yıprattığı devletin kurumsal gücü ve refleksleri yeniden hayatiyet kazanacak.

En önemlisi de, çıkmayan candan umut kesmeyen iktidar muhipleri, cenazeyi usulünce kaldırmak ve muhalefet dönemine hazırlanmak için daha uzlaşmacı ve azalmış bir kibirle çevreleri ile iletişim kurmak zorunda kalacaklar.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş