PKK: “Güçlerimizi çektik, Öcalan’ın özgürlüğü önünde bir engel kalmamıştır”

PKK": "Öcalan'ın özgürlüğü

İSTANBUL (Medyascope) – PKK yönetimi, yeni çözüm sürecinde silah bırakma ve fesih kararıyla birlikte “Öcalan’ın özgürlüğünün önünde hiçbir engel kalmamıştır” dedi.

PKK yönetimi, PKK’nın 13 Temmuz 2025’te silah bırakması ve fesih kararı vermeleriyle birlikte PKK lideri Abdullah Öcalan’ın tahliyesine ilişkin bir engel olmadığını söyledi.

“Öcalan barış sürecini tüm boyutlarıyla yürütmeli”

PKK yönetimi tarafından yapılan açıklamada, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki “PKK kendini feshetsin” çağrısıyla PKK’nın kendini feshetmesi hatırlatılarak “Barış ve demokratik toplum sürecini tüm boyutlarıyla Rêber Apo’nun yürütmesi gerektiğini de bu kongrede karar altına aldı. Böylece Rêber Apo’nun 1993’te başlattığı Kürt sorununun demokratik siyasal çözüm iradesine bağlılık bir kez daha ortaya konuldu” denildi:

“Silahlı mücadeleyi sonlandırma kararımız sonrası peyderpey Türkiye sınırları içinden çektiğimiz gerillalar da 26 Ekim 2025’te KCK Yürütme Konseyi üyesi Sabri Ok arkadaşımızla birlikte silahlı mücadeleyi sonlandırıp demokratik siyasal mücadele kararlığını kamuoyuna açıklamışlardı. Rêber Apo ve Özgürlük Hareketimiz defalarca yaptığı açıklamalarla demokratikleşme temelinde Kürt sorununun çözümünün tercih edildiğini kesin bir biçimde dile getirmiştir. Kürt halkı, Türkiye ve dünya kamuoyu Hareketimizin bu tutumunu doğru bulmuş ve desteklemişlerdir. Rêber Apo ve PKK’nin tutumunun Türkiye ve Ortadoğu için yeni bir dönem başlatacağını vurgulamışlardır. Türkiye’de 2 yıldır hiçbir silahlı çatışma olmuyor, tek bir Türk ve Kürt genci yaşamını yitirmiyor. Bu durum başlı başına barış ve demokratik toplum sürecinin değerini göstermektedir.”

“Öcalan süreci ilerletmek için büyük bir çaba göstermiştir”

Açıklamada, sürecin ardından TBMM’de oluşturulan komisyonun çeşitli kesimlerle görüşerek bir rapor hazırladığı, bu raporun “ciddi eksiklik ve hatalar” taşımakla birlikte Kürt sorununun demokratikleşme yoluyla çözülebileceğini ortaya koyduğu söylenildi:

“Bu raporda Kürt sorununun silahlı yöntemlerle çözülemeyeceği de belli düzeyde ortaya konulmuş, sorunun demokratikleşme ile çözülebileceği de ifade edilmişti. Bu açıdan ilk etapta siyasi iradenin atabileceği bazı adımlar da sıralanmıştı. Ancak siyasi irade bu adımları atmadığı gibi demokratikleşme konusunda da hiçbir girişimde bulunmamıştır. Rêber Apo demokratikleşme temelinde Kürt sorununun çözümü için kök yasa olarak ifade ettiği bir çerçeve yasanın çıkmasını çok önemli görmüştür. Devletle yaptığı tüm görüşmelerde bunun önemi üzerinde durmuştur. Bu çerçeve yasanın çıkmasından sonra özgürlük yasalarının çıkması gerektiğini belirtmiş, bu konunun önemini her fırsatta vurgulamıştır.”

Çerçeve yasanın Öcalan’ın öngördüğü kapsamda olmadığı, yasanın PKK yönetimini dışarıda bıraktığı için “kendisini anlamsız ve uygulanması zor bir duruma düşürdüğü” savunuldu. Buna karşın PKK’nın yasayı reddeden bir tutum almadığı, yasanın “bin adımın ilk adımı” olarak değerlendirildiği belirtildi:

“Bu yasadan sonra da AKP iktidarı hiçbir adım atmamıştır. Devlet yetkilileri yasanın hazırlanması sürecinde Önderliğimizin gazeteciler başta olmak üzere birçok kesimle görüşebileceği taahhüdünde bulunmalarına rağmen bu konuda da adımlar atılmamıştır. İmralı-DEM heyetinin bir görüşmesi dışında Rêber Apo üzerinde tecrit sürdürülmüştür. Özgürlük Hareketimiz buna rağmen AKP iktidarının artık hiçbir bahanede bulunmaması ve sürece yetersiz yaklaşımına gerekçe yapmaması için Türkiye içinde herhangi bir çatışma riski yaratmayan güçlerimizi de birkaç gün önce tümden geri çekmiş bulunmaktadır. Ayrıca sınırdan uzakta olsa da Türkiye devletinin bir tehdit olarak görmemesi açısından Zap’ın batısında bulunan Metina’daki 4 savaş tünelini ve mevzilerini de aynı günlerde boşalttık. Özcesi Türkiye sınırları içindeki ve Türkiye dışında sınıra yakın olduğu söylenebilecek tüm silahlı güçlerimizi çekmiş bulunuyoruz. Böylece Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma ve demokratik siyasal mücadele stratejimizin gerekleri tümüyle yerine getirilmiştir.”

PKK: “Öcalan’ın özgürlüğü önünde bir engel kalmamıştır”

PKK yönetimi, açıklamasında Abdullah Öcalan’ın koşullarının ve sürece yaklaşımının, iktidarın barış ve demokratik toplum sürecine ilişkin tutumunu göstereceğini belirtti. Öcalan’ın tahliyesi ve çalışma koşulları konusunda adım atılması gerektiği ifade edilen açıklamada, sürecin ilerlemesi için gerekli adımların gecikmeden atılması çağrısı yapıldı:

“Rêber Apo’nun özgürlüğü ve özgürlük yasaları konusunda adım atmanın önünde hiçbir engel ve gerekçe kalmamıştır. Türk devleti biz 100 yıllık bir sorunu eskisi gibi silahlı yolla değil, demokratikleşme temelinde çözmek istiyoruz diyorsa o zaman barış ve demokratik toplum sürecinin ilerlemesi için gereken adımları gecikmeden atmalıdır. Türkiye’nin 100 yıllık sorunu güncel iç politikalara ve seçime endekslenmeyecek kadar önemlidir. Herhangi bir partinin değil, tüm Türkiye halklarının ve siyasi güçlerinin sorunudur. Eğer AKP iktidarı bu süreci zamana yayarak Kürt Özgürlük Hareketini zayıflatır ve bu konudaki politikayı eskisi gibi sürdürürüm diyorsa bu, Türkiye tarihinin en büyük yanılgısı olur. Rêber Apo ve Hareketimizin tüm Türkiye, hatta Ortadoğu halklarının çıkarına olacak politikalarını boşa çıkarmak olur. Böylece Türkiye halklarına büyük bir kötülük yapılmış olur. Biz böyle bir durumun ortaya çıkmaması için üzerimize düşenleri büyük bir sorumlulukla yapmaya çalıştık. Rêber Apo ve Hareketimizin bu yaklaşımının doğru anlaşılmaması, hatta bir zayıflık olarak görülmesi yüzeysel ve basit bir politik yaklaşımdan başka bir anlam taşımaz.”

Açıklama şu sözlerle sona erdi:

“Biz iktidara bu yaklaşımı bırakması yönünde çağrımızı yaparken, Türkiye halklarını, tüm demokrasi güçlerini ve Türkiye’nin tüm yurtseverlerini Rêber Apo’nun öncülük ettiği barış ve demokratik toplum süreci için sorumluluk almaya çağırıyoruz. Çünkü bu sorun bir partinin ve iktidarın sorunu değildir. Tüm Türkiye halklarının özgür yaşam ve demokratik geleceği sorunudur. Barış ve demokratik toplum sürecini sadece AKP ile Özgürlük Hareketimiz arasındaki bir sorun olarak ele almak gerçeği görmemek olur. Türkiye halklarının şikayet ettiği ve çözümünü istediği tüm sorunlar Kürt sorunun çözümsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Bu açıdan Türkiye halkları ve demokrasi güçleri bu sürece aktif biçimde müdahil olmalıdır. Tüm toplumsal güçler ve bir bütün olarak Türkiye halkları açısından tarihi bir fırsat sunan barış ve demokratik toplum sürecinin önündeki engelleri kaldıran ve başarıya ulaşmasını sağlayan bir politik duruş ve mücadele içinde olmak tarihsel bir sorumluluk ve görev haline gelmiştir.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş