İSTANBUL (Medyascope) – KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, gazeteci Erdal Er’e konuştu. Mustafa Karasu “Türkiye’ye gidip demokrasi mücadelesinin parçası olmak istiyoruz” dedi.

Gazeteci Erdal Er’e konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” olarak adlandırılan çerçeve yasa ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Çerçeve yasanın Kürt sorununu çözmeyeceğini söyleyen Karasu, yasanın iyi bir başlangıç olduğunu belirtti.
- İşte çerçeve yasa teklifinin tam metni
- Çerçeve yasa Meclis’ten geçti: Yasada neler var, kimler yararlanacak?
“İmralı ile Kandil arasında bir kanal var”
Mustafa Karasu, İmralı ile Kandil arasında karşılıklı görüşlerin yapıldığı bir kanal olduğunu aktardı. PKK lideri Abdullah Öcalan olmadan sürecin yürütülemeyeceğini söyleyen Karasu, şöyle konuştu:
“Silahsızlanma olacaksa da onun önderlik tarafından yürütülmesi gerekiyor. ‘Hadi silahları bırakın, gelin’ diye bir şey olamaz. Biz böyle bir silah bırakmaktan söz etmiyoruz. Türkiye’ye dönüş olacaksa orada demokratik siyasal mücadele yürütmek istiyoruz.”
Yeni çözüm süreci kapsamında kurulan komisyonlar ve Abdullah Öcalan’ın süreçteki konumu hakkında Karasu, “Bizim adımlarımıza karşı AKP-MHP ittifakı, iktidarı, gereken cevabı vermediler” dedi. Barış sürecinde gecikmeler yaşandığını anlatan Karasu, bu gecikmelerin İran’daki savaş ve NATO Zirvesi gibi sebeplerden kaynaklı olduğunu düşündüklerini belirtti.
Meclis’teki komisyon hakkında Abdullah Öcalan’ın “Bin adım, bir adımla bailar” sözlerini hatırlatan Karasu, sözlerine şöyle devam etti:
“En önemlisi de Önder Apo bu tartışmalar sırasında şunu belirtti: ‘Önemli olan bu yasa çıktıktan sonra bana rol verilecek mi? Ben rolümü oynayabilecek miyim? Benim toplumla, örgütle ilişkilerim gelişebilecek mi? Bu benim için önemlidir. Bu olursa bu yasa bir başlangıç olur. Gelişmeler olur’ dedi. Biz de şimdi bu noktadayız.”
“Reddeden bir yaklaşımımız olmadı”
Çerçeve yasa hakkında “Reddeden bir yaklaşımımız olmadı” diye vurgulayan Karasu, PKK’nın da “terör” kavramının kullanılmaması, sürecin sadece silahsızlanmaya indirgenmemesi gibi önerileri olduğunu söyledi:
“Diğer taraftan da ‘Bu yasayla birlikte demokratik adımların atılacağı, demokratikleşme adımlarının atılacağının belirtilmesi gerekir’ dedik yasada. Önder Apo da çeşitli biçimlerde yasanın böyle kategorize edilmemesini, bütün örgüt yapısıyla aynı anda bu yasanın pratikleşmesini söyledi. Tabii ki hemen bu yasayla Kürt sorunu çözülmeyecek. Ama bu yasanın Kürt sorununun çözümünün böyle önünü açacak, onu belirli düzeyde ortaya koyacak bir çerçevede olmasını belirtti. Bizim de yaklaşımımız öyleydi, kamuoyunun beklentileri de öyleydi. Fakat onlar bazı hukuki gerekçeler, belli siyasi ortam gerekçeleri gösterilerek ilk aşamada yasanın böyle olması gerektiğini, daha sonra diğer adımların gelebileceğini bu yasadan sonra öyle bir yaklaşım ortaya koymuşlardı. Bu nedenle Önder Apo bir başlangıç olarak reddetmedi.”
Karasu, Meclis Komisyonu raporunun yetersizlikleri ve hataları olduğunu ancak Kürt sorununun yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülemeyeceğine dair bazı tespitler içerdiğini söyledi.
Karasu, çerçeve yasada yöneticilerin kapsam dışında bırakılması ve Abdullah Öcalan’ın durumuna ilişkin belirsizliğin de soru işaretleri yarattığını belirterek, sürecin yalnızca silahsızlanmaya indirgenmemesi gerektiğini vurguladı.
“Bu sorun bir silahsızlanma sorunu değil” diyen Karasu, silahsızlanmanın gerekli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Karasu, “Sorunu sadece bununla ele almak tıkar. Sorunu çözmez” dedi. Karasu, sorunun çözümü için demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini belirterek, “Demokratikleşme olmasa nasıl sorun çözülecek?”
“Bu sorun bir silahsızlanma sorunu değil”
Karasu, Kürt sorununun yalnızca silahsızlanma üzerinden ele alınamayacağını söyledi. Silahsızlanmanın gerekli olduğunu belirten Karasu, “Ama süreci sadece bununla ele almak tıkar. Sorunu çözmez” dedi.
Sorunun aynı zamanda demokratikleşme meselesi olduğunu söyleyen Karasu, “Bu bakımdan bu sorunu silahsızlanmaya indirgememek ve demokratikleşme adımları atmak gerekiyor. Yoksa sürecin ilerlemesi söz konusu olmaz. Demokratikleşme olmasa nasıl sorun çözülecek?” diye konuştu.
Karasu, PKK’nın iradesini kamplarla sınırlayan veya kontrol altında tutulan bir hareket olamayacağını belirterek, “Biz Kürt sorununu çözmek istiyoruz. Türkiye’ye gidip demokratik siyaset yapmak istiyoruz. Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin parçası olmak istiyoruz” dedi.
Karasu: “İmralı ile aramızda bir temas var”
Karasu, kendileri ile Abdullah Öcalan arasında temas olup olmadığı sorusuna “Bizimle, Önderlik, İmralı arasında bir temas var. Karşılıklı görüşlerin gidip geldiği bir kanal var” yanıtını verdi. Karasu, devlet yetkilileriyle de bazı arkadaşlarının farklı yerlerde görüşmeler yaptığını söyledi.
Bu görüşmelerde bazı konularda karşılıklı rahatsızlıkların iletildiğini ve tartışıldığını belirten Karasu, “Eğer İmralı ile bizim aramızda hiçbir ilişki olmayacaksa, hiçbir görüşme olmayacaksa, karşılıklı görüş alışverişi olmayacaksa, yine bizim devletle karşılıklı ilişkimiz, görüş alışverişimiz olmayacaksa, zaman zaman belli konularda bir araya gelmeyeceksek bu sorun nasıl çözülecek?” diye sordu.

Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önderlik devreye girmeden bu süreç yürümez. Önderliğin bizzat yürütmesi gerekiyor. İşte silahsızlanma olacaksa da onun Önderlik tarafından yürütülmesi gerekiyor. Şöyle olamaz, hadi silahları bırakın, gelin. Böyle bir şey yok. Biz böyle bir silah bırakmaktan söz etmiyoruz. Biz Türkiye’ye dönüş olacaksa orada demokratik siyasal mücadeleyi yürütmek istiyoruz. Şöyle değil. Biz gideceğiz Türkiye’ye, düşüncemizi bırakacağız. Demokrasi mücadelesini bırakacağız. Amacımız var. Demokratik Türkiye yaratmak. Demokratik toplumcu bir sistem kurmak. Komünlere dayalı bir demokratik toplumu yaratmak gibi amaçlarımız var. Demokratik sosyalizmi inşa etmek gibi amaçlarımız var. Biz bunlardan vazgeçmedik. Biz bunları demokratik siyasal yöntemlerle ve demokratik Türkiye içinde gerçekleştirmek istiyoruz. Yoksa amaçlarımızdan, bu yönlü mücadelemizden, bu yönlü çabamızdan vazgeçmiş değiliz. Bu yönüyle şöyle, sanki silahlı mücadeleyi sonlandırdık mı, Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bıraktık mı, sanki bizler ideolojik duruşumuzdan, politik duruşumuzdan, mücadelemizden, amacımızdan, hedeflerimizden, ütopyamızdan vazgeçmişiz gibi görme var. Böyle görenler var. Böyle bir şey yok. Bunun kesinlikle bilinmesi gerekir.”
Karasu, Mahmur Kampı’na da değindi:
Mahmur da ciddi bir sorun. Bu savaşın sonucu topraklarını bıraktılar, geldiler. Cennet gibi köyleri var. Gerçekten kaldıkları yeri de, çölü cennet yapmışlar ama asıl kaldıkları yer cennettir. Ama şu anda durum nedir? Birçok köylerini korucular işgal etmiş. El koymuşlar. Bu sorunların çözülmesi lazım. Bir de şimdi bunların hepsi Kürtçe eğitim yaptı.Hepsi Kürtçe okuyor, Kürtçe düşünüyor. Ana dilde eğitimini böyle yaptı. Bu sorunlar nasıl çözülecek?
Karasu: “Önemli bir bölümü Avrupa’dan Türkiye’ye gelmek ister”
Karasu, Avrupa’da yaşayan Kürt siyasetçilerin ve siyasi nedenlerle Türkiye’den ayrılan Kürtlerin önemli bir bölümünün süreç ilerlediğinde Türkiye’ye dönmek isteyeceğini söyledi.
Kürtler adına siyaset yapmanın suç haline getirildiğini belirten Karasu, “Özellikle bu işçi olarak gitmemiş, siyasi olarak gitmiş, mülteci olmuş olanların önemli bölümü de döner” dedi. Karasu, dönenlerin tecrübeleri ve birikimleriyle demokratik siyasal mücadeleye ve örgütlenmeye katkı sunacağını aktardı.
Karasu, yasanın çıkmasının tek başına yeterli olmadığını, uygulama yönteminin de netleşmesi gerektiğini söyledi. Karasu, “Evet, yasa çıktı ama bu yasanın pratikleşmesi önemli. Pratikleşmesindeki yol, yöntem önemli. Öyle dümdüz yasa çıktı, hadi, öyle olmaz yani. Bu devasa bir sorundur” diye konuştu.
Karasu, Türkiye’deki ve Kürtlerin demokrasi güçlerinin yanı sıra toplumun da bu sürece hazır olması gerektiğini söyledi. Geçiş sürecinin örgütlü biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Karasu, “Birçok sorunu ortaya çıkacak ama bizim büyük bir tecrübemiz var, halkımız da tecrübeli, biz de tecrübeliyiz. Bu tecrübelerimizin ışığında üstesinden geleceğimize inanıyoruz” dedi.
“Biz bir halkın sorumluluğunu üzerimize aldık”
Karasu, Kürt sorununun çözüm sürecinde hareket olarak büyük bir sorumluluk taşıdıklarını söyledi. “Biz bir halkın sorumluluğunu üzerimize almışız. Hareket olarak aldık. Tabii Önder Apo’nun öncülüğünde aldık. Bu büyük bir yüktür” diyen Karasu, halkın sürecin nasıl sonuçlanacağına ilişkin hassasiyetleri olduğunu belirtti. Karasu, “Halkımız da 50 yıl içinde çok bilinçlendi. Tabii ki biz örgütlü gücüz, halkımızın bizden beklentisi olur ama biz şöyle bir hareket değiliz. Halksız bir şey yapamayız. Biz ne yapacaksak bu halkla birlikte yapacağız” diye konuştu.
Karasu, Türkiye’de Kürt karşıtlığının bulunduğunu ve sürecin Kürtlerin demokratik hakları temelinde ilerleyecek olması nedeniyle buna karşı çıkanların olmasının anlaşılabilir olduğunu söyledi.

Karasu, “Bazılarında gerçekten kompleks var. Kendilerini doğrultmaya çalışıyorlar. 50 yıl önce de PKK karşıtlığı yapmışlar, Apo karşıtlığı yapmışlar. İlla da o PKK karşıtlıklarının, Apo karşıtlıklarının doğru çıkması için Apo da batsın, PKK de batsın” dedi.
Karasu, Abdullah Öcalan’ın Silahsızlanma ve Strateji Komisyonu’nda yer alacağını belirterek, “Önder Apo o kurulun içinde etkin olmazsa bu süreç yürümez. Silahsızlanma süreci de, diğer bütün süreçler de yürümez” dedi.
Karasu, Abdullah Öcalan’ın Silahsızlanma ve Strateji Komisyonu’ndaki çalışmasının gündeme bağlı olarak başlayacağını ancak Öcalan’ın şu anda da kurulun içinde olduğunu söyledi:
“Şu anda Önder Apo o kurulun içindedir. O kurulun aktif, en etkin, en belirleyici üyesidir. Böyle değerlendirmek gerekiyor.”
“İmralı’da alınan kararlar henüz pratiğe geçirilmiş değil”
Karasu, Öcalan’ın İmralı’daki çalışma koşullarında henüz değişiklik olmadığını ancak bu konuda bazı kararların alındığını söyledi.
Öcalan’ın kimlerle çalışacağı, yanına kimlerin gideceği ve çalışma koşullarının nasıl olacağına ilişkin tartışmaların yapıldığını belirten Karasu, “Bize gelen bilgilere göre İmralı’da yapılan tartışmalar, kararlaşmalar vardı. Sanki bu konuda bir ayak sürüme var. Yani bu doğru değil” dedi.
Karasu, Öcalan’ın gazeteciler ve aydınlarla görüşebilmesi ve daha geniş bir ekiple çalışabilmesi gerektiğini savundu. “Önderliğin bir ekibi olması lazım. Böyle bir süreci tek başına nasıl yürütecek?” diye soran Karasu, Öcalan’ın daha aktif hale gelmesini beklediklerini söyledi.
Karasu: “Kürt sorunu çözülmeden her türlü söylem demagojiden ibaret kalır”
Karasu, Kürt sorununun yalnızca Kürtlerin değil, Türkiye’nin de sorunu olduğunu belirterek aydınların, yazarların, demokratların, sol güçlerin, muhafazakâr demokratların ve liberallerin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin parçası olması gerektiğini söyledi.
Kürt sorununun Türkiye’nin yüzyıllık temel meselelerinden biri olduğunu savunan Karasu, “Türkiye’nin demokratikleşmemesi, ekonomik olarak gelişmemesi, yani birçok sorun Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanıyor” dedi.
Karasu, Türkiye’de demokratikleşme yönünde adımlar atılmadan Kürt sorununun çözülemeyeceğini belirterek, “Kürt sorunu çözülmeden, Kürt sorununun çözümü temelinde Türkiye’deki demokratikleşme yolunda adımlar atılmadan her türlü söylem, açık söyleyeyim, demagojiden ibaret kalır” dedi.







