İSTANBUL (Medyascope) – Haftaya Bakış’ta bu hafta Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Kemal Can, Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının üçüncü gününü değerlendirdi. İkili aynı zamanda Halk TV’ye kayyum atanmasının muhtemel sonuçlarını tartıştı.
Ekrem İmamoğlu savunmasında neler söyledi? Halk TV olayının muhtemel sonuçları nelerdir? Ruşen Çakır ve Kemal Can, İmamoğlu’nun savunmasını ve Halk TV’ye kayyum atanmasını değerlendirdi.
Halk TV olayının muhtemel sonuçları
Kemal Can, Bahadır Özgür’ün soruşturmanın gizliliğini ihlal iddiasıyla gözaltına alınması ile Murat Ağırel’in gözaltına alınmasının ardından savcılığa ait olduğu belirtilen bilgilerin bazı medya organlarında yayımlanması arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Can, soruşturmanın gizliliği gerekçesiyle gazeteciler hakkında işlem yapılırken savcılık kaynaklı bilgilerin başka medya organlarında yayımlanmasının aynı şekilde değerlendirilmemesini eleştirdi.
Halk TV’ye kayyum atanmasını ve kanalın yayınlarının kesilmesini değerlendiren Can, meselenin yalnızca bir televizyon kanalının faaliyetlerini sürdürememesi olarak ele alınamayacağını ifade etti. Can’a göre Halk TV, milyonlarca insan için kendileri gibi düşünen başkalarının da bulunduğunu hissettiren bir mecra işlevi görüyordu.

“Halk TV’nin çünkü bu çok yüksek izlenmesinin bir terapik etkisi de vardır” diyen Can, kanalı izleyen insanların kendilerini yalnız hissetmediklerini ve farklı bir düşünme biçiminin mümkün olduğunu görebildiklerini belirtti. Kemal Can, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Halk TV’nin çok yüksek izlenmesinin terapik bir etkisi de vardır. Milyonlarca insan o kanalı seyrederek bir biçimde yalnız olmadıklarını, kendileri gibi düşünen birileri olduğunu düşünebiliyorlardı. İktidarın yaptıklarının ve yapacaklarının dışında, başka türlü düşünmenin de mümkün olduğunu görebiliyorlardı. Gezi’den sonra sosyal medyanın yarattığı etki de buydu. ‘Biz az değiliz, biz kalabalığız, biz birbirimizle buluşabiliriz’ duygusunu canlı tutuyordu. Bu mecraları gömerek, kapatarak, zarar vererek yapmak istedikleri şey bence büyük ölçüde bu hissi kırmak. Henüz onu duymuyoruz, görmüyoruz ama bu müdahaleler tam tersi bir tepki de yaratabilir.”
Ruşen Çakır ise Halk TV’ye kayyum atanmasının ardından gazetecilerin geleceğine ve insanların yaşananları giderek sıradan karşılamasına dikkat çekti. Çakır, gazetecilerin yalnızca özgürlüklerini değil, işlerini de kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
İmamoğlu’nun savunması
Ruşen Çakır, İmamoğlu’nun ilk gün daha siyasi bir konuşma yaptığını, sonraki günlerde ise dava dosyasındaki iddialara ve belediyeye ilişkin konulara daha fazla yer verdiğini söyledi.
Çakır, İmamoğlu’nun savunmasında güncel gelişmelere de değindiğini belirterek konuşmalarının dikkat çekici olduğunu ifade etti. İmamoğlu’nun tutuklanan gazetecilerden İstanbul’daki sel felaketine ve fon meselesine kadar farklı konuları savunmasına taşıdığını söyleyen Çakır, İmamoğlu’nun konuşmalarında kendi siyasi liderliğini de öne çıkardığını söyledi.
Kemal Can ise İmamoğlu’nun davayı başından itibaren siyasi bir müdahale olarak ele aldığını ve savunmasını bu yaklaşım doğrultusunda şekillendirdiğini söyledi. Can, “Madem politik bir davanın konusu ettiniz, beni bununla suçlayarak, çeşitli suçlamalarla bu davanın içerisine hapsetmek istiyorsunuz, o zaman ben bunun içine hapsolmak yerine burayı üstüne çıkıp konuşacağım bir kürsüye çeviririm ve çevirme niyetindeyim” yaklaşımının İmamoğlu’nun savunma stratejisini yansıttığını söyledi.







