İSTANBUL (Medyascope) – Fransa’da lise öğrencilerin başlattığı ve daha sonra hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerindeki kötüleşmeye karşı başlayan protestolar, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Başbakan Sébastien Lecornu üzerindeki baskıyı artırdı. Peki, Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala büyüyen toplumsal öfke Macron yönetimini nasıl etkileyecek?
Ülke genelinde düzenlenen gösterilere İçişleri Bakanlığı’na göre 550 bin, ulusal basında çıkan haberlere göre yaklaşık 800 bin kişi katıldı.
Eğitimdeki sorunlar, artan yaşam maliyetleri ve kamu hizmetlerinde yaşanan gerilemeye karşı başlayan protestolar dev bir isyana dönüştü.
İçişleri Bakanlığı’nın son verilerine göre yaklaşık 2 bin 400 kişi gözaltına alındı.

Paris, Marsilya, Lyon ve Lille başta olmak üzere çok sayıda kentte yaklaşık bin 500 işyeri yağmalandı veya zarar gördü.
Limoges kentinde 19. yüzyıldan kalma tarihi belediye binasında çıkan yangın büyük yıkıma yol açtı, çatının bir bölümü çöktü.
Güvenlik güçleri göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti, polis şiddetine ilişkin görüntüler de tartışma yarattı.
Macron’un açıklaması neden eleştiriliyor?
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 19 Ekim Pazar günü televizyondan halka seslenerek sükûnet ve ulusal birlik çağrısında bulundu.

Protestocuların meşru talepleri ile şiddet eylemlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini söyleyen Macron, yağma ve saldırılara karışanların yargı önüne çıkarılacağını vurguladı, protestocuların “meşru talepleri” ile “yıkıp döken ve yağmalayanlar” arasında bir ayrım yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Macron’un açıklamaları, hem muhalefetin hem de sendikaların tepkisini çekti.
Hükümetin güvenliği sağlamak için atacağı somut adımlar, zarar gören işletmelere verilecek destek ve protestoların merkezindeki ekonomik taleplere nasıl yanıt verileceği belirsizliğini koruyor.
Fransa’nın en büyük sendikalarından Genel İş Konfederasyonu’nun (CGT) Genel Sekreteri Sophie Binet, Macron’u öğrencilerin taleplerini, hayat pahalılığını ve kamu hizmetlerindeki kötüleşmeyi görmezden gelmekle suçladı.
Başbakan Sébastien Lecornu ise bakanlarla bir kriz toplantısı düzenleyerek hafta sonu yaşanan olayları değerlendirecek. Hükümetin gündeminde güvenlik önlemleri, zarar gören işletmelerin durumu ve yeni protestolar öncesinde alınabilecek tedbirler bulunuyor.
Muhalefet Macron’u nasıl sıkıştırıyor?
Protestolar, Nisan 2027’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Fransa’daki siyasi kutuplaşmayı daha da görünür hale getirdi.
Macron yönetimi bir yandan ekonomik sorunlar nedeniyle artan toplumsal tepkiyle, diğer yandan gösterilerde güvenliği sağlayamadığı eleştirileriyle karşı karşıya.

Aşırı sağcı Ulusal Birlik’in önde gelen ismi Marine Le Pen, Macron yönetimini tükenmiş ve yönünü kaybetmiş olmakla suçladı, hükümetin kamu düzenini sağlayamadığını savundu.
Radikal sol çizgideki Boyun Eğmeyen Fransa’nın lideri Jean-Luc Mélenchon ise İçişleri Bakanı Laurent Nuñez ve emniyet yetkililerinin protestoları yönetmekte başarısız olduğunu söyledi.
Ulusal Meclis Başkanı Yaël Braun-Pivet de hafta sonu yaşananların nedenlerinin araştırılması için parlamentoda soruşturma açılmasını istedi. Özellikle gösterilerin büyüklüğünün neden öngörülemediği ve güvenlik güçlerinin neden hazırlıksız yakalandığı soruları gündemde.
Ekonomik kriz hükümetin hareket alanını daraltıyor
Fransa’daki siyasi krizin arkasında giderek ağırlaşan ekonomik sorunlar da bulunuyor. Yükselen kamu borcunu kontrol altına alması için baskı gören hükümet, kamu harcamalarını azaltmak ile toplumsal taleplere yanıt vermek arasında sıkışmış durumda. Eğitim, sağlık ve sosyal yardımlarda yapılacak yeni kesintilerin protestoları büyütmesinden endişe ediliyor.
Financial Times’ın haberine göre Macron’un kamuoyu desteği yüzde 15’e kadar geriledi. Bu tablo, görev süresinin sonuna yaklaşan Fransa Cumhurbaşkanı’nın siyasi hareket alanını daha da daraltıyor. Üç ana siyasi blok arasında bölünmüş parlamentoda yaşanan tıkanıklık da hükümetin ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm üretmesini güçleştiriyor.
Fransa’da gerilimin önümüzdeki haftalarda yeniden yükselmesi bekleniyor. Sendikalar ve 2018’de Macron’un ilk cumhurbaşkanlığı döneminde ülkeyi sarsan Sarı Yelekliler hareketi, 5 Kasım’da yeni kitlesel gösteriler düzenleme çağrısı yaptı.







