Ruşen Çakır yorumladı: İslamcı entelektüelin bir kayyum olarak portresi

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Halk TV’ye kayyum atanmasını değerlendirerek İslamcı entelektüellerin iktidarla ilişkisini eleştirdi. Çakır, “Türkiye’nin adım adım otoriterliğe gitmesinde ve otoriterliğin dozunun artmasında şöyle ya da böyle katkıları oldu” dedi.


Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Halk TV’ye kayyum atanması üzerinden İslamcı entelektüellerin iktidarla kurduğu ilişkiyi değerlendirdi. Kayyum olarak görevlendirilen İbrahim Paşalı’nın muhafazakâr camiada entelektüel kimliğiyle tanınan bir isim olduğunu hatırlatan Çakır, entelektüellerin bu tür görevlerde yer almasını eleştirdi.

Halk TV’nin geleceğine ilişkin kaygılarını dile getiren Çakır, kayyum atamasının kanalın yayın hayatını, çalışanlarını ve izleyicilerin haber alma özgürlüğünü etkilediğini söyledi. Çakır, “Bir kanalın aslında kafasına kurşun sıkılıyor, çok açık. Ve bunu bir İslami camianın entelektüel olan birisi uygulamaya koyuyor” diye konuştu.

“İslamcı entelektüeller konusunda yanıldım”

İslamcı entelektüelin
Ruşen Çakır yorumladı: İslamcı entelektüelin bir kayyum olarak portresi

Çakır, 1990’da yayımlanan Ayet ve Slogan adlı kitabını hatırlatarak 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında İslamcı çevrelerde önemli bir entelektüel hareketlilik bulunduğunu söyledi. Dergilerin ve kitapların yayımlandığı, önemli tartışmaların yapıldığı bu ortamın Türkiye’de çoğulculuğu besleyebileceğini düşündüğünü belirten Çakır, zaman içinde yanıldığını gördüğünü ifade etti.

1994 yerel seçimlerinin ardından Refah Partisi’nin kazandığı belediyelerde görev alan bazı aydınların sistemin parçası haline geldiğini belirten Çakır, bu sürecin AKP iktidarı döneminde daha da belirginleştiğini söyledi.

Çakır, birçok entelektüelin geçmişte savunduğu fikirleri bir kenara bırakarak iktidara eklemlendiğini ve Türkiye’nin otoriterleşmesine katkıda bulunduğunu savundu.

“Kültürel iktidarı kuramayınca sembolleri yok etmeye başladılar”

Türkiye’de iktidara yakın çok sayıda haber kanalı bulunduğunu belirten Çakır, Halk TV’nin izlenme başarısına dikkat çekti. Tele1’in de zor koşullara rağmen iktidara yakın birçok kanalı geride bıraktığını söyleyen Çakır, iki kanala yönelik müdahaleleri kültürel iktidar mücadelesi çerçevesinde değerlendirdi.

Eski İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un kültürel iktidar oluşturma hedefini hatırlatan Çakır, bu hedefin gerçekleştirilemediğini savunarak “Bunu tesis edemeyince o zaman var olan birtakım kültürel iktidar sembollerini yok etmeye, etkisizleştirmeye başladılar” dedi.

İktidarın parçası olan entelektüellerin zamanla etkilerini kaybettiklerini de belirten Çakır, “İslamcı entelektüeli, sonra iktidarın parçası ve şimdi ıskartı olan o kadar çok insan var ki yazık onlara diyorum” ifadelerini kullandı.



Deşifre: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.

Başlığı tabii ki James Joyce’tan arakladım. Nedir onun kitabı: “Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi”. Edebiyat tarihine yerleşmiş bir klasik. Ve ben bunu nasıl çevirdim: ‘‘İslamcı entelektüelin bir kayyum olarak portresi’’Bu hiçbir şekilde tarihte iyi bir yerde olmayacak bir başlık diyelim. Ve olayın nedeni tabii ki, bu yayını yapmamın nedeni en son çarşamba günü, geçen hafta yaşadığımız Halk TV‘ye kayyum atanması meselesi ve oradaki fotoğraflar. Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve karşısında İbrahim Paşalı. Suat Toktaş benim çok eski arkadaşım, beraber de çalıştık. Gazeteciliği kanıtlanmış birisi. İbrahim Paşalı ise TMSF’nin yani Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun atadığı kayyum. Ama İbrahim Paşalı aynı zamanda muhafazakâr camiada entelektüel kimliğiyle bilinen birisi. Yıllarca Marmara FM‘de bir radyoda “Gece Yürüyüşü” diye program yapmış, 15 yıl mı ne. Daha sonra TVNET‘te “Makam Arabası” diye bir program yapmış televizyonda. Üç kitabı var. Kitaplarından birisinin adı “Entelektüellerin Hurafeleri”. Bu olayın ardından tanıdığım, bildiğim muhafazakâr camiadan çok kişi ona kefil oldular, onu öven yazılar yazdılar. Hiç şaşırmıyorum. Bunlar doğru olabilir. Kendisini tanımıyorum ya da tanıştıysak da öyle uzun bir muhabbetimiz olmamıştır ama biliyorum, yıllardır biliyorum ve o camianın en öne çıkan isimlerinden birisi olduğunu da biliyorum.

Kendi köşesinde bir entelektüel diye biliniyordu fakat TMSF’de çalışıp bir de medya, üniversitede de medya okumuş zaten, medya deneyimi nedeniyle Flash TV‘den başlayarak bütün kayyum atanan yerlere onu yolladılar ve o da bu görevini ifa etti. Ne oldu sonunda? Flash TV‘yi çok fazla bilmiyorum. Şu anda birileri satın almış galiba ama Tele1‘i biliyorum. Tele1 yok oldu ve orada çalışan çok kişi işsiz kaldı. Tele1‘i çocukluktan beri tanıdığım, aynı mahallede büyüdüğümüz Merdan Yanardağ yoktan var etmişti. Kendisine uyduruk bir casus davası açıldı. Hâlâ hapiste ve kanalına el konuldu ve kanal yok edildi. Burada bir şekilde İbrahim Paşalı işi gereği bu işin bir şekilde uygulayıcısı oldu. Şimdi Halk TV. Halk TV ne olacak? Herhalde umutlu bir şeyler söyleme imkânımız yok. Çalışanlar ne olacak? Kanal ne olacak? Kanal haber kanalı olarak var olacak mı? Kimse onu izleyecek mi? Şu bu. Bir kanalın aslında kafasına kurşun sıkılıyor, çok açık. Ve bunu İslami camianın entelektüel olan bir ismi uygulamaya koyuyor.

Tabii ki insanlar işlerini yapıyorlar ama entelektüel iddialı birisinin böyle işlerde, böyle kötü işlerde yer alması bana hiçbir şekilde doğru gelmiyor. Ama burada bu yayının amacı bir İbrahim Paşalı eleştirisi değil. Bu yayın daha geniş bir eleştiriyi kapsıyor ama bir de öz eleştiriyi kapsıyor. Öz eleştiri de şudur: “Ayet ve Slogan” 1990 Kasım ayında çıktı, hâlâ piyasada var, “Türkiye’de İslami Oluşumlar” alt başlığıyla ve ben o kitabı yazdığımda kitabın sonuç bölümünde en çok öne çıkarttığım kişiler cemaatler, partiler falan değildi, İslamcı entelektüellerdi. Ve o tarihlerde, 80 sonları, 90 başında kitabı yazdığım zaman gerçekten çok bereketli bir entelektüel ortam vardı İslami camiada. Çok değerli isimler vardı, önemli tartışmalar vardı. Dergiler çıkıyordu, kitaplar çıkıyordu. Daha televizyon, radyo pek yoktu ortada ama bir dinamizm vardı. Çok önemliydi ve Türkiye için umut vericiydi. Yani Türkiye’de muhafazakâr camianın içinden, İslami camianın içerisinden böyle bir entelektüelliğin çıkıyor olması hepimizin hayrına olacak ve çoğulculuğu besleyecek bir şeydi. Yanıldım. Daha 94 yerel seçiminin ardından Refah Partisi’nin aldığı belediyelerde istihdam edilen, benim aydın olarak gördüğüm isimlerin nasıl bir şekilde sistemin parçası olduklarını gözlemledim ve bu AKP iktidarıyla iyice öne çıktı.

Bu arada şunu da söylemek lazım; bazıları buna alet olmamak için, bunun parçası olmamak için kendilerini geri çektiler, bir köşede kaldılar, kendilerini unutturdular, onu söyleyeyim. Onlar bir saygıyı hak ediyorlar. Bazıları – ki ilk aklıma gelen Ali Bulaç’tır – Fethullahçılarla iş birliği yaptığı gerekçesiyle çok kötü bir şekilde cezalandırıldılar ama büyük bir kısmı iktidarın içerisinde ve bütün bu zamanında söylediklerinin çoğunu yok sayarak bir şekilde bunun parçası oldular ve Türkiye’nin adım adım otoriterliğe gitmesinde ve otoriterliğin dozunun artmasında şöyle ya da böyle katkıları oldu. Ve şimdi baktığım zaman açıkçası ortada bir entelektüel faaliyet diye bir şey göremiyorum. Bu camianın, siyasi iktidarın en gözde entelektüelinin Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan olduğu düşünülürse durumun nasıl feci bir hâl aldığını görebiliyoruz. Bu hazin bir olay. Hatırlayın, Fahrettin Altun iletişim başkanı iken ne demişti? Beyoğlu’nda bir kitapçıya gidiyor ve kitapçıda en çok satan kitaplarda yer alanları görüp kızıp, “İşte biz kültürel iktidarı tesis etmemiz lazım.” dedi. Edemediler, edemeyecekler. Ama bunu tesis edemeyince o zaman var olan birtakım kültürel iktidar sembollerini yok etmeye, etkisizleştirmeye başladılar.

Şimdi bakın, Türkiye’de çok sayıda haber kanalı var. Bunların büyük bir çoğunluğu iktidar yanlısı. Mesela A Haber, mesela CNN Türk, mesela NTV, mesela Habertürk. Hepsi iktidardan şu ya da bu şekilde destek alıyor, önü açılıyor vesaire. Ama en çok izlenen kanal Halk TV‘ydi. Neden? Bunun birçok nedeni var. Birçok nedeni var. Muhalif olması şu bu ama devlet bütün imkânlarını, iktidar bütün imkânlarını bir yere kanalize ederken Halk TV iktidar yanlısı birçok kanalın toplamı kadar reyting yapıyorsa burada ne oldu? Orada ‘‘bükemediğin bileği kırarsın’’ oldu ve kayyum atandı. Tele1 en zor şartlar altında yürüyen bir kanaldı. O haliyle bile iktidar yanlısı birçok kanalı solluyordu. Ona da benzer bir şey yapıldı. Ve sonuçta, şöyle söyleyeyim, buraya adını kimsenin bilmediği bir X şahıs kayyum olarak atanmış olsaydı ben bu yayını yapma ihtiyacı da hissetmezdim. Ama çok sembolik bir durum. Bu kesinlikle İbrahim Paşalı hakkında bir yayın değil. Onu özellikle vurgulamak istiyorum. Ama onun şahsında sembolleşen bir şey var. Bir yenilginin itirafı bu. Açık bir yenilginin itirafı.

Halk TV‘ye niye kayyum atadınız? Diyelim ki patronunun şaibeli işleri falan. Niye yayını kestiniz? Niye o insanların işlerini kaybetmesine neden oluyorsunuz? Niye Halk TV seyreden milyonlarca kişinin haber alma özgürlüğünü yok sayıyorsunuz? Kültürel iktidar böyle mi olur? Yani orada mesela diyelim ki Halk TV adı ile şusu ile busu ile orada kendi yayın politikası ile, kayyum rejiminin yayın politikası ile yayın yapsın. Bakalım kaç kişi izliyor. Bu işte çok acı bir durum. Bu acı sadece bu cenahın acısı değil. Nasıl zamanında İslamcı entelektüellerin ortaya çıkışının Türkiye’nin lehine olduğunu düşündüysem şu anda onların yaşadığı facianın da Türkiye’nin çok aleyhine olduğunu açık bir şekilde düşünüyorum. Bu yayını yaparken gözümün önüne birtakım eski dostlarım geliyor. İktidarın bir yerlerinde yer aldıkları zaman hemen selamı sabahı kesenler, en ufak bir şeyde bayağı bir tehditvari çıkışlar yapanlar, şunlar bunlar… Ama şunu da biliyorum ki onların büyük bir kısmının da kullanım süresi doldu. Artık siz zaten o entelektüel kimliğinizi bırakıp böyle bir parça, dişlinin parçası olduğunuz zaman bir süre sonra sizden daha farklı birisi ile o dişliyi doldurabiliyorlar. Ortada bir de böyle insanlar var. O da çok onların, nasıl söyleyeyim, insanı üzmeyen hazin durumları da var. Onu da bir not olarak söyleyeyim. Ki onlar yayını kazara izler ya da deşifresini okurlarsa kim olduklarını bilecekler ve mesajı alacaklar. İsim vermeye gerek yok. Ama bir gün belki sıralı tam liste yaparım. Dünün İslamcı entelektüeli, sonra iktidarın parçası ve şimdi ıskarta olan o kadar çok isim var ki yazık onlara diyorum.

Ve bugünün ithafı… Biraz güzel şeylerden konuşalım. Shirley MacLaine’den konuşalım. 92 yaşında, 70 yıldır, en az 70 yıldır sahnede. Sinemada çocuk yıldız olarak başlamış ve sinemada değişik filmlerde oynadı ama oynadığı filmlerin hemen hemen hepsi komedi ya da duygusal filmler. Mesela neler var? Evet, “Sevgi Sözcükleri” ki onda aldı tek Oscar’ı, Debra Winger ve Jack Nicholson’la oynadı. “Tatlı Irma”, Jack Lemmon’la oynadığı. Yine Jack Lemmon’la “Garsoniyer” diye bizde oynadığı “The Apartment” var. Başka mesela bir de Peter Sellers’la oynadığı Kosiński uyarlaması “Being There” var. O Türkçede nasıl oynamıştır şu anda aklıma gelmedi. Bir özelliği Shirley MacLaine’in, ilginç bir durum, kardeşi Warren Beatty de onun kadar olmasa da ünlü ve bir ara erkek oyuncuların en yakışıklısı vesaire diye bilinen bir isimdi. Warren Beatty ile de kardeş. Ve Shirley MacLaine’in ilginç bir özelliği UFO’lara, spiritüel güçlere falan çok inanması, bunlara kafayı takmış olan ama hep gülümseyen, şu hâliyle bile gülümsüyor yani, hep gülümseyen tatlı bir insan. Galiba “Tatlı Cadı”da da o oynamıştı yıllar önce. Tatlı deyince aklıma geldi. Allah uzun ömür versin diyeyim. Hâlâ dizilerde bir şekilde kendisini görüyoruz. Maşallahı var. Böyle isimler, ki Jane Fonda da böyle biliyorsunuz, başkaları da var, gerçekten yıkılmıyorlar, ayakta duruyorlar. Burada kendisine hayranlığımı bir kere daha belirteyim.

Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş