İSTANBUL (Medyascope) – ClimaMeter’ın 14-15 Ekim 2026’da Türkiye’yi etkileyen seller üzerine hazırladığı rapora göre, benzer hava sistemlerinde yağışlar yüzde 7, rüzgârlar yüzde 9 arttı. Yağış kaynaklı hasarın yaklaşık yüzde 3’ü iklim değişikliğiyle ilişkilendirilirken kentsel drenaj, betonlaşma ve dere yataklarındaki yapılaşma da selin etkilerini belirledi.

Araştırmada, 1950-1987 dönemindeki hava sistemleri ile 1988-2025 dönemindeki benzer meteorolojik koşullar karşılaştırıldı. Analiz, özellikle Batı ve Kuzeybatı Anadolu’da, Ege’nin iç kesimlerinden Ankara çevresine uzanan bölgede ve İstanbul’un kuzeyindeki Karadeniz kıyılarında yağışların arttığını gösterdi. Ancak İstanbul’daki yağış miktarı değişimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.
Rapora göre benzer hava sistemlerinin etkili olduğu bölgelerde sıcaklıklar geçmişe kıyasla 1,5 dereceye kadar yükseldi. Rüzgâr hızındaki artış ise Ege Denizi, Marmara Denizi ve Batı Karadeniz’de belirginleşti.

Sellerin arkasında derin alçak basınç sistemi
ClimaMeter, 14 Ekim’de İstanbul’da etkili olan sağanağın arkasında Ege Denizi ve Batı Anadolu üzerinde oluşan derin bir üst atmosfer alçak basınç sisteminin bulunduğunu belirtti.
Rapora göre İstanbul’da 1.277 su baskını ve 15 toprak kayması yaşandı. Beykoz’daki Ömerli’de yaklaşık 194 milimetre yağış kaydedildi. Kentin bazı bölgelerinde yollar çöktü, araçlar su altında kaldı ve ulaşımda ciddi aksamalar meydana geldi.
Araştırmacılar, benzer hava sistemlerini belirlemek için geçmiş dönemlerdeki atmosferik dolaşım, sıcaklık, yağış ve rüzgâr verilerini karşılaştırdı. Analizde, bu tür hava sistemlerinin sonbaharda daha erken aylarda, özellikle eylül ve ekimde daha sık görülmeye başladığı; kasımda ise sıklığının azaldığı tespit edildi.
Yağış kaynaklı hasarın yüzde 3’ü iklim değişikliğiyle ilişkilendirildi
ClimaMeter araştırmacıları, insan kaynaklı iklim değişikliğinin yağış kaynaklı hasara katkısını yaklaşık yüzde 3 olarak hesapladı. Tahmindeki belirsizlik aralığı yüzde 1-4 olarak verildi.
Bu oran, Türkiye’deki tüm sel hasarının değil, yağış tehlikesindeki değişimin istatistiksel olarak anlamlı bulunduğu ve olayın en şiddetli yaşandığı bölgelerdeki yağış kaynaklı hasarın iklim değişikliğine atfedilen bölümünü ifade ediyor. İstanbul’da yağış değişimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmadığı için kent, araştırmacıların belirlediği tehlike alanının dışında kaldı.
Raporda, yağış tehlikesinin arttığı bölgelerde yaklaşık 14,6 milyon kişinin ve 558 milyar dolarlık ekonomik faaliyetin bulunduğu belirtildi. Bu rakamlar gerçekleşmiş can kayıplarını veya ekonomik kayıpları değil, söz konusu tehlike alanında yaşayan nüfusu ve ekonomik faaliyeti gösteriyor.
- Yağmurun bilançosu: En az 9 kişi hayatını kaybetti
- Özlem Yalım yazdı | Rant ve açgözlülük: Platon’un ateşli kenti
Doğal iklim değişkenliği de etkili
ClimaMeter araştırmacıları, Atlantik Çok Yıllık Salınımı (Atlantic Multidecadal Oscillation) ve Arktik Salınımı (Arctic Oscillation) gibi doğal iklim değişkenlerinin de hava olayının oluşumunda rol oynamış olabileceğini belirtti. Raporda, bu nedenle sellerin yalnızca insan kaynaklı küresel ısınmayla açıklanamayacağı vurgulandı.
Araştırmada, yağış miktarındaki değişimin tek başına selin yol açtığı hasarı açıklamak için yeterli olmadığına da dikkat çekildi. Kentlerdeki drenaj kapasitesi, beton ve asfalt gibi su geçirmeyen yüzeylerin yaygınlığı ve dere yataklarındaki yapılaşma, ani sellerin etkilerini belirleyen önemli etkenler arasında yer alıyor.
ClimaMeter’ın bulguları, iklim değişikliğinin benzer hava sistemlerinin etkilerini bazı bölgelerde ağırlaştırdığına işaret ediyor. Rapora göre, İstanbul’daki selin boyutunu anlamak için meteorolojik koşulların yanı sıra kentsel altyapının ve arazi kullanımının da değerlendirilmesi gerekiyor.








