İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Stanford Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden yardımcı doçent Serkan Yolaçan ile Azerbaycan’ın karmaşık bölgesel ilişkilerini ve iç dinamiklerini ele aldı.
Stanford Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden yardımcı doçenti Serkan Yolaçan, Azerbaycan’ın dış politikasını, Türkiye ve İsrail’le ilişkilerini, ülkedeki dinî yapı ve başörtüsü tartışmasını değerlendirdi. Azerbaycan’ın Türkiye ile yakın ilişkilerine rağmen tek bir eksene bağımlı kalmamaya çalıştığını belirten Yolaçan, ülkenin farklı güç merkezleriyle ilişkilerini aynı anda yönetmek zorunda olduğunu vurguladı.
İşte Azerbaycan hakkında bilmediğiniz ve öğrenmek isteyebileceğiniz her şey.
Azerbaycan’a Bakü merkezli bakmak
Yolaçan, Azerbaycan’ın Türkiye’de çoğunlukla Karabağ Savaşı ve “Tek millet, iki devlet” söylemi üzerinden tanındığını, ancak ülkenin kendi tarihsel ve jeopolitik perspektifinin yeterince bilinmediğini ifade etti. Azerbaycan’ı Bakü merkezli bir bakışla ele almak gerektiğini belirten Yolaçan, ülkenin İran, Rusya ve Türkiye ile tarihsel bağlarının yanı sıra İsrail ve diğer bölgesel aktörlerle ilişkilerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Azerbaycan’ın bölgeyi kendi merkezinden değerlendirdiğinde Türkiye’yle kurduğu ilişkinin yalnızca seçeneklerden biri olduğunu belirten Yolaçan, ülkenin İran ve Rusya ile ilişkilerinin de benzer bir ağırlık taşıdığını söyledi. İran’da Azerbaycan kökenli geniş bir nüfus bulunduğunu, Rusya’da da bir milyonu aşkın Azerbaycanlının yaşadığını belirten Yolaçan, şöyle konuştu:
“Biz tabii Türkiye’den bakınca bu ‘Tek millet, iki devlet’ eksenini görüyoruz. Bu Azerbaycan’dan bakınca eksenlerden bir tanesi. Aynı ilişkiyi İran’la da kurabilir. Azerbaycan’ın kendi nüfusundan daha fazla, İran’da 20-30 milyon civarında Azerbaycanlı nüfus var. Artık bu rakamlar çok net değil. Konumlanmamıza göre İran Türkü de diyebiliriz. Rusya’da, 1991’den sonra oraya gitmiş, bir milyonu aşkın çok ciddi bir nüfus var. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlılar var. Bir de Kars, Iğdır gibi bölgelerden gelen, köken olarak Azerbaycanlı olan Türkiye vatandaşları var. Dolayısıyla Azerbaycan dediğimizde aslında çok geniş bir dünyadan bahsediyoruz. Bunun yanına, güncel olarak sizin de eklediğiniz İsrail’i ve savaş nedeniyle Ermenistan gibi ülkeleri de katıyoruz. Çok kalabalık bir dünyadan söz ediyoruz.”

“Çok büyük bir tehdit altında olduğunu düşünmüyorum”
Azerbaycan’da başörtüsüne yönelik kısıtlamaları değerlendiren Yolaçan, ülkedeki başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin rejim açısından büyük bir tehdit oluşturduğu görüşünü ikna edici bulmadığını söyledi. Yolaçan, yasağın arkasındaki gerekçeleri kesin olarak bilmediğini belirtti:
“Azerbaycan’ın, okullara giden başörtülü kızlar nedeniyle kendisini çok büyük bir tehdit altında gördüğünü düşünmüyorum. Bana çok inandırıcı gelmiyor. Burada, bizim bilmediğimiz bir provokasyon mu var, yoksa bir istihbarat bilgisi üzerine mi hareket ediyorlar, bilemiyorum. Ama benim ilgilendiğim, bu yasağın ardından ortaya koydukları irade. 2010’dan farklı olan da biraz bu gibi geliyor. O dönem yaşananlar daha çok iç meseleydi ve Türkiye’de çok fazla ilgi görmedi. Bugün ise Türkiye, olaya çok yüksek perdeden girdi. Tabii devlet kademesinde ya da hükümet düzeyinde, resmî olarak değil; kamuoyu düzeyinde.”
Türkiye ile ilişkiler ve İsrail’le stratejik ortaklık
Başörtüsü tartışmasının Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri bozacağını düşünmediğini belirten Yolaçan, iki ülkenin de ilişkileri gerilimli bir noktaya taşımak istemeyeceğini söyledi. Yolaçan, Azerbaycan’ın Türkiye ile yakınlığını korurken diğer ülkelerle ilişkilerini de sürdürmek istediğini vurguladı.
Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerinin yalnızca enerji ve silah ticaretiyle açıklanamayacağını belirten Yolaçan, iki ülke arasında petrol, doğal gaz, teknoloji ve silah alanlarında karşılıklı bir alışveriş bulunduğunu söyledi. Azerbaycan’ın bu ilişkiyi gizlemediğini vurgulayan Yolaçan, iki ülkenin benzer jeopolitik koşullara sahip olmasının da ilişkilerinde etkili olduğunu dile getirdi.







