İSTANBUL (Medyascope) – Azerbaycan’da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okullara alınmamasıyla başlayan protestolar, Ankara ile Bakü arasında siyasi gerilime dönüştü. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in partisi, AKP’yi ülkenin içişlerine karışmakla suçlarken Türkiye’den gelen tepkiler Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerini de gündeme taşıdı. “Tek millet iki devlet” ilişkilerinde gerilim neden büyüyor?
Azerbaycan’da hükümetin devlet okullarındaki kıyafet kurallarını değiştirmesiyle başlayan başörtüsü protestoları, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri de etkiliyor.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı Oktay Saral ve AKP’li milletvekillerinin uygulamaya tepki göstermesinin ardından Azerbaycan’daki iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), Ankara’yı ülkenin içişlerine müdahale etmekle suçladı.
Gerilim, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin tartışmaların ötesine geçerek iki ülkenin laiklik anlayışı, egemenlik hakları ve Azerbaycan’ın İsrail ile sürdürdüğü ilişkiler etrafında genişledi.
YAP’ın AKP’yi doğrudan hedef alan açıklamasının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de devreye girerek Azerbaycan’ın egemenliğine ve iç hukuka saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Tartışmaların sürdüğü bir dönemde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bugün (15 Ekim) Bakü’de Erdoğan’ı temsilen uluslararası bir zirveye katılması, ay sonunda ise Erdoğan ile Aliyev’in Ankara’da bir araya gelmesinin beklenmesi dikkatleri iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilere çevirdi.
Başörtüsü protestolarına Türkiye’den kim, ne tepki gösterdi?
Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamasına Türkiye’den en sert tepkilerden biri Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’dan geldi. Saral, 12 Ekim’de X hesabından yaptığı açıklamada, başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasını kabul edilemez bulduğunu söyleyerek, “İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez!” diye yazdı.
Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!
— Oktay SARAL (@oktay_saral) October 12, 2026
İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban… https://t.co/dRAwHVjnyw
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ile AKP Milletvekili Muhammet Müfit Aydın da benzer açıklamalarla Bakü’ye tepki gösterdi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğindeki YAP ise 13 Ekim’de yayımladığı açıklamayla doğrudan AKP’yi hedef aldı. Parti, Saral ve AKP’li milletvekillerinin açıklamalarını “popülist ve sorumsuz” olarak nitelendirirken Türkiye’de iktidara yakın medya kuruluşlarını Azerbaycan’a yönelik karalama kampanyası yürütmekle suçladı.
Reuters’ın aktardığına göre YAP, Türkiye’nin de anayasal olarak laik bir devlet olduğunu hatırlatarak Azerbaycan’ın eğitim politikalarının siyasi baskı aracına dönüştürülmemesini istedi.
Partinin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Başörtüsü gibi hassas meselelerin siyasi manipülasyon ve ayrıştırma aracı olarak kullanılmasının ne Türkiye halkının birliğine ne de genel olarak Müslüman dünyasının dayanışmasına hizmet ettiğini düşünüyoruz. AKP iktidarını bu zararlı siyasetten kaçınmaya çağırıyoruz.”
YAP ayrıca iki ülke arasındaki yakın ilişkileri tanımlamak için kullanılan “Bir millet, iki devlet” anlayışının, devletlerden birinin diğerinin içişlerine müdahale etmesine veya siyasi görüşlerini dayatmasına gerekçe oluşturamayacağını vurguladı.

Aliyev: “Yaşam tarzımıza müdahale etmeyin”
Tartışmaların büyümesinden önce, 2 Ekim’de partisinin kongresinde konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de dış müdahalelere karşı açıklamalarda bulunmuştu. Aliyev, Azerbaycan’ın Karabağ’daki askeri başarısını kendi gücüyle elde ettiğini savunarak ülkesinin başka devletlerin himayesine ihtiyaç duymadığını söylemişti.
Türkiye’nin adını doğrudan anmayan Aliyev, başka ülkelerin Azerbaycan’ın yaşam tarzına müdahale etmemesi gerektiğini vurgulamıştı.
Bahçeli’den “egemenliğe saygı” vurgusu
Azerbaycan ile yaşanan gerilim, Türkiye’de Cumhur İttifakı içinde de farklı yaklaşımları görünür kıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 14 Ekim’de yaptığı yazılı açıklamada Azerbaycan’ın egemenliğine ve iç hukukuna saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Bahçeli, “Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki ilişkilerin temelinde, her bir üye devletin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve kendi iç hukukuna saygı ilkesi bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.
AKP Sözcüsü Ömer Çelik de 7 Ekim’de Türkiye ile Azerbaycan’ın arasına girmeye çalışan ülkeler olduğunu söyleyerek buna izin vermeyeceklerini belirtmişti.
DW Türkçe’nin haberine göre, Ankara’daki resmi çevrelerde gerilimin daha fazla büyütülmemesi görüşü ağırlık taşıyor. Haberde, iktidar içinden açıklama yapan bazı isimlerin daha temkinli olmaları konusunda uyarıldığı da yer aldı.
Türkiye ile Azerbaycan geriliminde İsrail’in rolü
İki ülke arasında tartışma yaratan tek konu başörtüsü değil. Azerbaycan’ın İsrail ile sürdürdüğü yakın askeri ve ekonomik ilişkiler de Türkiye’deki bazı siyasi ve dini çevrelerin eleştirilerinin odağında.
Gazze’de İsrail’in işgaline yönelik tepkiler sürerken Azerbaycan’ın İsrail ile enerji ve savunma alanlarındaki işbirliğini devam ettirmesi, Ankara ile Bakü arasındaki yaklaşım farklılıklarını görünür kılıyor.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada çok sayıda ülkenin temsilcisi salonu terk ederken Azerbaycan temsilcisinin salonda kalması da Türkiye’de eleştirilmişti.
YAP, 13 Ekim tarihli açıklamasında İsrail’le ilişkilerini savundu. Parti, iki ülke arasındaki işbirliğinin uluslararası hukuk ve karşılıklı çıkarlar temelinde yürütüldüğünü belirtti. Azerbaycan’ın Filistin halkının haklarını desteklediğini ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinden yana olduğunu da vurguladı.
Tartışmaların sürdüğü 14 Ekim’de Aliyev, Bakü’de İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüştü. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasına göre, görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alındı.
Öte yandan Azerbaycan’ın İsrail’e petrol sevkiyatında Türkiye’nin rolü de tartışma konusu olmayı sürdürüyor. Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı 21 Ocak 2026 tarihli habere göre, İsrail’in Ceyhan üzerinden ithal ettiği Azerbaycan petrolü 2025’te yüzde 31 artarak günlük ortalama 94 bin varile ulaştı.
Bakü için laiklik neden bu kadar hassas?
Uzmanlar Azerbaycan yönetiminin laiklik konusundaki hassasiyetini Sovyet döneminden kalan toplumsal miras ve İran’ın ülkedeki dini etkisine ilişkin kaygılarla açıklıyor.
Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Azerbaycan’da laiklik, devletin anayasal ilkeleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte anayasa vicdan ve inanç özgürlüğünü de güvence altına alıyor.
Türkiye-Azerbaycan gerilimi daha da büyür mü?
Karşılıklı sert açıklamalara rağmen Türkiye ile Azerbaycan arasındaki resmi ilişkilerde köklü bir değişiklik yaşandığına ilişkin işaret yok.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün (15 Ekim) Bakü’de düzenlenen Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’nın (CICA) yedinci zirvesine Erdoğan’ı temsilen katılacak.
Bir diğer önemli diplomatik temasın ise 30 Ekim’de Ankara’da gerçekleşecek. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılması ve Erdoğan ile bir araya gelmesi planlanıyor.
Azerbaycan’daki başörtüsü protestoları nasıl başladı?
Azerbaycan Bakanlar Kurulu, 21 Eylül’de devlet okullarındaki kıyafet kurallarını değiştirdi. Yeni düzenleme, öğrencilerin okul üniformasının bütünlüğünü bozan veya laik eğitim ilkesine uygun olmayan ek kıyafetler giymesini yasaklıyor. Öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin 6 Ekim’de kabul edilen kurallar da laiklik ilkesini esas alıyor.
Düzenlemelerde doğrudan “başörtüsü” ifadesi yer almıyor. Ancak bazı okullarda başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin içeri alınmaması üzerine protestolar başladı.
Protestolar yalnızca öğrencilerle sınırlı değil. El Cezire’ye konuşan 23 yıllık İngilizce öğretmeni Gülşen Aliyeva, başörtüsü nedeniyle hem kendisinin hem de kızının okula alınmadığını anlattı. Dini inancının mesleğini sürdürmesine engel olmaması gerektiğini vurgulayan Aliyeva, hukuki mücadele başlatabileceğini söyledi.
Azerbaycan Milli Meclisi İnsan Hakları Komitesi Başkanı Zahid Oruj ise uygulamanın dini ayrımcılık amacı taşımadığını, okul dışında başörtüsü yasağı bulunmadığını ve düzenlemenin yalnızca eğitim ortamında ortak kıyafet kurallarını korumayı hedeflediğini savundu.

Başörtüsü tartışması, Azerbaycan’da daha önce de siyasi gerilimlere yol açmıştı. 2010-2011 döneminde benzer uygulamalara karşı başlayan gösteriler, muhalefete yönelik gözaltılarla sonuçlanmıştı.








