“Makam aracı” davasında ikinci duruşma: Ekrem İmamoğlu hâkim karşısında

İSTANBUL (Medyascope) – Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendisine ait aracı makam aracı olarak kullandığı gerekçesiyle hâkim karşısına çıktı.

Ekrem İmamoğlu gerçeği, “Makam aracı” davası: Ekrem
“Makam aracı” davası: Ekrem İmamoğlu hakim karşısında

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracını, başkanlık makam aracı olarak kullanıp masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşmasında hâkim karşısına çıktı.

Davanın ikinci duruşması, Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 2 No’lu salonda yapıldı.

Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kullandığı makam aracının, İmamoğlu İnşaat’tan belediyeye bedelsiz tahsis edilmesi nedeniyle “görevi kötüye kullanmak” ile suçlanan İmamoğlu, ailesi, YENİ Partililer, avukatlar, gazeteciler ve seyirciler duruşma salonunda yerini aldı.

İmamoğlu, 22 Eylül’deki ilk duruşmada savunma yapmış, “Feryadım sadece şahsım için değil. Bu feryat aynı zamanda hem ülkem hem vatanım hem devletim hem de gelecek için” demişti.

6 aydan 2 yıla kadar hapsi istenen Ekrem İmamoğlu, söz aldı. Kürsüye gelen İmamoğlu, “Hiçbir anlam ifade etmeyen bana göre hukuksuz bir mahkemeyle Türk yargısının meşgul edilmesini asla kabul etmiyorum. Rakibini saf dışı bırakmak için hukuki zeminde hazırlanmayan bir davayla karşı karşıyayız. Maddi manevi kaybeden 87 milyon oluyor. Son 5-6 yılda yapılan vurgun, 600 milyar doları bulmuştur” dedi.

“Bu davaların hiçbirisi hukuki zeminde hazırlanmış davalar değildir” diyen İmamoğlu, “Buradan haykırıyorum ‘uyan ey halkım, ayağa kalk ey halkım’ diyorum. Bu benim sorumluluğum”diye konuştu.

İddia makamını yok saydığını söyleyen İmamoğlu, kendi aracını belediyeye ücretsiz tahsis ettiğini, kamuya hizmet ettiğini belirtti.

İmamoğlu, “O dönem bir belediye başkanına hizmet olarak tasarlanan aracın aylık 7 bin 200 lira ile kiralanması söz konusuydu. Aylık kirası 250 bin 300 bin arası miktara tekabül ediyor bu fiyat. Bunu kabullenemedim. ‘Milletin parasını harcamaya gerek yok’ dedim. 0 liralık kira bedeliyle, ücretsiz tahsisle yaklaşık 15 milyon lira Beylikdüzü Belediyesi’nin cebinde kaldı, kamunun kasasında kaldı. Araç kiralansaydı mazotunu yine belediye ödeyecekti. Bakım ve lastik giderini dahi kira tutarından düşseniz yine milyonlarca lira kamunun kasasında kalmış oldu. Benim için siyaset kamuya fayda sağlamak, ülkene hizmet etmek anlamına gelir” dedi.

Ekrem İmamoğlu, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soygununda milyarlık vurgun yaptığını hatırlattı. İmamoğlu, “Bütün bu vurguncuların tarzını anlamam mümkün değil. Ne ilgisi var ücretsiz tahsis edilen makam aracıyla? Ben kamucu, halkçı, milletine hesap veren, insanların hizmetine koşan bir siyaset anlayışının temsilcisi oldum, olmaya da devam edeceğim” dedi.

İmamoğlu, “Ben milletime hesap veririm, milletime bağlıyım. Onlar diyor ki ‘biz bir kişiye bağlıyız, o bize tövbe et derse tövbe ederiz.’ Biz onlardan değiliz, bir kişiye bağlı değiliz. Halkımıza bunu anlatmaya devam edeceğim. Bu insanlar bize yaftalamaya çalıştıkları ‘sistem’ ve ‘suç örgütü’ dedikleri o düzen ve düzenin parçası olan kişilerdir” diye konuştu.

Bilirkişi raporunda kamu zararına ilişkin yeterli bilgi olmadığının ifade edildiğini hatırlatan Ekrem İmamoğlu, belediyeye tahsis ettiği aracın mazot masrafını da faiziyle ödediğini belirtti. 15 milyon liralık kamuya fayda sağlanan araç tahsisiyle suçlandığını söyleyen İmamoğlu, “Görevim bittikten sonra. Sehven yapılmış olan 21 bin liralık onarım bedeli var. Onu da 2019’da fark ediyor arkadaşlarım, kısa süre sonra faiziyle onu da kapatıyor. 2019’da ödeyip kapattığımızı hatta bir daha ödüyoruz. Bu kadar da titiziz yani. Soruyorum bu kötü insanlara: Suç nerede” dedi.

Bu zihniyet, ülkenin hesabını da böyle tutuyor. Bugün ekonomide yaşadıklarımızda bu zihniyetin sonucudur” diyen Ekrem İmamoğlu, “Milletin acı kayıplarını, trilyonlarca liralık kayıplarını görmeyen, görmezden gelen ekonomik sisteme gidişi yaşıyoruz. Batıyoruz ey halkım. Batıyoruz. Göz göre göre milletin cebinden her gün paralar çalınıyor, vurgun yapılıyor ve eksiliyor” dedi.

Fon soygununa dikkat çeken İmamoğlu, “Tövbe hesabına, tövbe hesabına para yatırıp bugün milyarlarca lira kazandıktan sonra tövbe hesabı kurulup para yatırıp affedilenlerin bu pozisyonunu da bu iddianameyi yazan akla havale ediyorum. Bakayım onlara suç duyurusunda bulunabilecek mi bu iddia makamı? Diğer mahkemede de söylemiştim. Tövbe istiğfar makamı Yaradan’la kul arasındadır, onu da söyleyeyim yani. Memleketin mahkemesinde ya da memleketin kanununda ‘tövbe hesabı’ diye bir şey olmaz” diye konuştu. İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Bu rejim için mevzu Ekrem İmamoğlu olunca trajikomik bir tarih de burada yazıldı. Bu dosyanın kapağı, 2020’de sırf İmamoğlu için özel görevli bir müfettişle, daha önce AK Parti’den milletvekili adaylığı yapmış kasıtlı birçok dosyamda bulunan, hatta Beylikdüzü’ne gittiğinde geçmişte 20-25 sene, 30 sene önceki şantiyelerimizin dosyalarını bile isteyen bir müfettiş tarafından kapak açıldı. Oradan bakanlığa, oradan Danıştay’a. Danıştay, benimle ilgili bu 4 iddiadan üçünü kaldırdı, geriye bir tek imzam kaldı, yani havale imzası var ya, o kaldı. Havale imzası.”

Fon soygununda milyarlarca liralık vurgun yapıldığını hatırlatan Ekrem İmamoğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve SPK üyelerine seslendi. İmamoğlu, “Orada, o büyük kamu zararlarının olduğu yerde müfettişler neredeydi, SPK neredeydi, başkanı, üyeleri, Maliye Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanı neredeydi” dedi.

İmamoğlu, şunları söyledi:

“2 yılda, bakın aynı 2 yılda bütün bu hamlelerin yapıldığı aynı 2 yılda, bu takiplerin yapıldığı aynı 2 yılda diplomamın peşine düşen, işte ahmak davasının peşine düşen, makam aracının peşine düşen aynı 2 yılda konu İstanbul Menkul Kıymetler Borsası olunca, SPK olunca sus pus olan, hatta uyarı mesajları yayınlayan, uyarı mektupları yazan insanların gözaltına dahi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, o dönemin başsavcısı, şimdiki Adalet Bakanı’nın olduğu dönemde Adalet Bakanlığı mekanizmaları dahil, 100 milyarlarca vurgun yapılırken kimsenin kılı kıpırdamadı ama İmamoğlu’nun makam aracı takip edildi. Buradan ne çıkarırız diye. Buradan yani bir sivrisinek mi diyeyim, bir bit tanesi mi diyeyim, buradan nasıl yağ çıkarabilirizin peşine düştüler. Meselenin özü aslında bu. Çok manidar bir çaba.

Kısacası sayın hakim bu dosyanın deposunu mazot değil, siyaset doldurmuştur. Yoksa 11 yıl önce verilmiş 1 kuruş kazanç sağlamamış, tersine belediyeye tasarruf ettirmiş bir olur, bu kadar yol yapması mümkün değildi. Çoktan mazotu biterdi yani. Ama siyasetle dolunca maşallah gidiyor yani.

Tekrar hatırlatayım. Devletin bütün gücü 12 yıl önceki bir arabanın lastiğiyle bu kadar dikkatle bakarken 500 bin insanın soyulurken, vurgun yapılırken o terazi neredeydi? Ben teraziyi iyi bilirim. Terazinin kefesinde ürün satmayı iyi bilirim. O terazide adaleti sağlamayı şükürler olsun büyüklerimden iyi öğrendim. Terazinin eşit olmasını, zarar edeceksek işletme etsin ama müşteri etmesin diyen akıldan esnaflık terbiyesini aldım ben. Teraziyi iyi bilirim. Ama ne yazık ki o terazi hep aleyhte, kamunun lehine değil, aleyhine çalışan bir düzenle karşı karşıyayız.

O bakımdan ben hep soruyorum işte. Orada, o büyük kamu zararlarının olduğu yerde müfettişler neredeydi, SPK neredeydi, başkanı, üyeleri, Maliye Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanı neredeydi?”

Ekrem İmamoğlu, AKP’ye geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Kurultay Davası’nda aynı suçlamayla yargılandığını hatırlattı. İmamoğlu, “Rozeti değiştirdi ve bizim hakkımızda hapis cezası istenirken onun beraati talep edildi. Onun rozeti makam aracı oldu ve o araca binen hızla aklanır oldu. Bu adalet midir? Değildir. Bu milleti aldatırız sanan küçük beyinlilere sesleniyorum. Millet karşılığını verir” dedi.

Cemil Tugay AKP'ye geçti, Cemil Tugay AKP’ye katılma, Yaşa Cemil Tugay
“Makam aracı” davası: Ekrem İmamoğlu hakim karşısında

Gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı’nın tutuklanmasına tepki gösteren İmamoğlu, “Düşünün; sadece gazetecilik faaliyeti yaptıkları için birkaç gün içinde 2 kişi daha tutuklandı. Birisi Murat Ağel, öbürü İsmail Arı. Dünyanın her alanında dibine vurduk ey halkım, dibe vurduk. Dünyanın her alanında; basın özgürlüğünde, adalette, ekonomide, geçimde, her şeyde dibine vurduk. Eğitimde. Mesleğini yapan gazeteciler tutuklu. İşini yapan belediye başkanları tutuklu. Sadece işini yapanlar hapiste, ama vurguncular serbest. Ama sokağa çıkamıyorlar, fark orada” dedi.

Yurttaşa seslenen İmamoğlu, gazetecilerin yarın Kadıköy’de yapacağı eyleme destek verilmesi çağrısı yaptı. İmamoğlu, beyanına şöyle son verdi:

“Benim kıymetli halkım. Uyanık olmak zorundayız, harekete geçmek zorundayız. Yarın Türkiye’nin illerinde, İstanbul’da bildiğim kadarıyla Kadıköy’de gazeteciler haklarını mı savunacak, yanlarında olun. Yanlarında olun, destek olun, gidin. 29 Ekim’de Cumhuriyetimizi ülkemizin her yerinde kutlayalım. Ama bu bir başka kutlama. Kutlama olduğu kadar büyük tehdit altında olan Cumhuriyeti, demokrasiyi, adaleti hep birlikte buluşalım, organize olalım, örgütlü olalım ve koruyalım. Koruduğumuzun gücünü Cumhuriyet Bayramı’nda 87 milyon yurttaş olarak, bu güzel demokratik düzenden uzaklaşanlara, milletin, bu vatanın sahibi olduğunu gösterelim. Sevgili halkım, kendinizi, cebinizi, emeğinizi, alın terinizi, diplomanızı, şirketinizi, çocuklarınızı, hanenizi, geleceğinizi, şehirlerimizi, doğayı, devletimizi, milletimizi, vatanımızı bu vurgunculardan koruyun. Allah sizi de korusun. Görev milletimizdedir. Sesini yükseltmesini halkımızın talep ediyorum.”

İddianameden

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosu’nun hazırladığı iddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kullandığı makam aracına dair suçlamalar yer almıştı. İddianamede Ekrem İmamoğlu ile birlikte Bülent Arslaner, Fatih Keleş, Fatma Hoşgöz Açıkgöz, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Ercan Doğan sanık olarak gösterilmişti.

İddianamede, İmamoğlu İnşaat’ın 4 Şubat 2015’te Beylikdüzü Belediyesi’ne bir dilekçe verdiği, dilekçede şirketin mülkiyetindeki Mercedes Vito aracın bakım, yakıt ve diğer tüm masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere, dönemin belediye başkanının görev süresi boyunca bedelsiz olarak Belediye Başkanlığı hizmetinde kullanılmasının teklif edildiği aktarılmıştı.

Söz konusu dilekçenin, 9 Şubat 2015’te Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun oluruyla Belediye Encümeni’ne sevk edildiği ifade edilmişti.

İmamoğlu, yıllardır belediyenin makam aracını kullanmadığını, söz konusu aracın yakıt ve bakım giderlerini kendisinin karşıladığını söylemişti. Beylikdüzü Belediyesi’nin önceki dönemden borçlu ve yüksek maliyetli bir makam aracı bulunuyordu.

İmamoğlu döneminde söz konusu aracın iade edildiği, bunun yerine İmamoğlu İnşaat’a ait Mercedes Vito’nun belediyeye ücretsiz olarak tahsis edildiği belirtilmişti.

İddianameye göre, özel mülkiyete ait aracın belediye başkanının makam aracı olarak kullanılmasına ilişkin talep, 9 Şubat 2015’te İmamoğlu’nun onayıyla Belediye Encümeni’ne gönderilmişti. Encümen de aracın herhangi bir bedel ödenmeden makam aracı olarak kullanılmasına, bakım ve yakıt giderlerinin ise belediye tarafından karşılanmasına karar vermişti.

Savcılık, Belediye Kanunu kapsamında encümenin böyle bir aracı belediye başkanına makam aracı olarak tahsis etme ve aracın tüm giderlerini belediye bütçesinden karşılama yetkisinin bulunmadığını belirtmişti. İddianamede ayrıca bu kararın Taşıt Kanunu’nun 17. maddesindeki düzenlemeye aykırı olduğu öne sürülmüştü.

İddianamede, İmamoğlu’nun söz konusu talebi encümene göndererek yetki alanı dışında bir karar alınmasına zemin hazırladığı ve bu süreç nedeniyle kamu zararının oluştuğu iddia edilmişti. Encümen üyeleri ile belediyenin ilgili birimlerinde görev yapan bazı personelin de aracın bakım, onarım, lastik ve akaryakıt giderlerine ilişkin işlemlerden sorumlu tutulduğu aktarılmıştı.

İddianameye göre, İmamoğlu’nun 31 Mart 2019’da Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevinin sona ermesinin ardından da aynı araç için harcama yapılmıştı. İddianamede, 15 Mayıs 2019’da aracın tamir, bakım ve onarımı için KDV dahil 36 bin 650 lira 80 kuruş ödeme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

İddianamede, İmamoğlu’nun ortağı olduğu şirkete ait aracın makam aracı olarak kullanılması ve yakıt ile bakım giderlerinin belediye bütçesinden karşılanması nedeniyle toplam 122 bin 305 lira 70 kuruş kamu zararı oluştuğu ileri sürülmüştü.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş