İSTANBUL (Medyascope) – Antalya’da düzenlenecek COP31’in Yeşil Bölge programında konuşacak panelistlerden, sunumlarının “hukuka ve genel ahlak kurallarına” uygun olacağını taahhüt etmeleri isteniyor. Avukat Özlem Altıparmak, tanımsız genel ahlak şartının ifade özgürlüğü açısından risk taşıdığını söyledi.

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı COP31 kapsamında, Yeşil Bölge’de (Green Zone) konuşma yapacak panelistlere “genel ahlak” şartı getirildi.
Spot Basın’dan Tuğçe Yılmaz’ın haberine göre, konuşmacılardan sunumlarının ve konuşmalarının “hukuka ve genel ahlak kurallarına” uygun olacağını taahhüt etmeleri isteniyor. Ancak beyan metninde “genel ahlak” kavramının nasıl tanımlandığı ve hangi ölçütlere göre uygulanacağı açıklanmıyor.
Beyanda ayrımcılık, nefret söylemi, taciz ve şiddete teşvik gibi davranışlar yasaklanırken cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılık gerekçeleri arasında açıkça sayılmıyor.
“LGBTİ+ haklarına ilişkin ifadelerin nasıl değerlendirileceği belirsiz”

Beyan metnini değerlendiren avukat Özlem Altıparmak, COP31’de konuşma yapmadan önce belgenin kendisine de iletildiğini belirtti.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) tarafından belirlenen davranış kurallarında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelinde ayrımcılığın açıkça yasaklandığını hatırlatan Altıparmak, COP31 için hazırlanan beyandaki farklılıklara dikkat çekti.
Altıparmak, tanımlanmayan “genel ahlak” şartının toplumsal cinsiyet eşitliği ve LGBTİ+ haklarına ilişkin ifadelerin nasıl değerlendirileceği konusunda belirsizlik yarattığını söyledi.
Metnin bu hakları açıkça yasakladığını söylemenin mümkün olmadığını belirten Altıparmak, düzenlemenin keyfî yorumlara karşı yeterli güvence içermediğini ifade etti.
Konuşmacılar otosansüre yöneltilebilir
COP31 için hazırlanan beyanda, konuşmaların herhangi bir siyasi parti, kişi veya görüş lehine ya da aleyhine “propaganda” niteliği taşımaması da şart koşuluyor.
Beyana aykırılık halinde organizatörün konuşmayı durdurabileceği, konuşmacıyı oturumdan çıkarabileceği ve durumu yetkili makamlara bildirebileceği belirtiliyor.
Altıparmak, daha önce katıldığı COP’larda böyle bir konuşmacı taahhütnamesiyle karşılaşmadığını söyledi. Bir hukukçu ve sivil toplum temsilcisi olarak uygulamayı rahatsız edici bulduğunu belirten Altıparmak, “genel ahlak” ve propaganda gibi belirsiz ifadeler üzerinden konuşmanın kesilebilmesinin hukuki belirlilik ve ölçülülük açısından sorun taşıdığını vurguladı.
Altıparmak, bu tür hükümlerin meşru eleştirileri sınırlandırabileceğini ve konuşmacıları otosansüre yöneltebileceğini ifade etti.








