İSTANBUL (Medyascope) – Mütalaa programında Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soruşturması kapsamında tutuklanmasını, soruşturmadaki çelişkileri ve İBB davasında bu hafta dinlenen gizli tanıkların ifadelerini değerlendirdi.
Fırat Fıstık ve Furkan Karabay’ın sunduğu Mütalaa programının bu bölümünde eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soruşturması kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmesi ve İBB davasında bu hafta dinlenen gizli tanıkların ifadeleri değerlendirildi.
“İki ifade arasında delil durumu değişmedi”
Fırat Fıstık, Kaya’nın ilk ifadesini 7 Ekim’de verdiğini ve bu ifadenin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını hatırlattı. Fıstık, iki ifade arasında delil durumunu değiştiren bir gelişme olmadığını belirterek, tutuklama kararının zamanlamasını eleştirdi.
Fıstık, Kaya’nın tutuklamaya sevk yazısında yer alan ayrıntılara dikkat çekti. Sevk yazısında, Kaya’nın fona yatırım yapmadan önce Erdin Özel ve Emre Tezmen ile yoğun bir görüşme trafiği bulunduğunun belirtildiğini aktardı.
Fıstık, Kaya’nın fondan parasını çekmek için 16 Eylül’de talimat verdiğini, normal şartlarda iki gün sürmesi gereken T+2 takas sürecinin ise aynı gün tamamlandığını söyledi. Fıstık, fonun 17 Eylül’de tasfiye sürecine girdiğini hatırlatarak, Kaya’ya tanınan bu imtiyazın açıklanması gerektiğini ifade etti.
Bu işlemin soruşturmadaki önemli başlıklardan biri olduğunu belirten Fıstık, fon tasfiye edilmeden önce parasını çeken başka kişilerin de açıklanması gerektiğini söyledi.
Fıstık, soruşturmada suç örgütü iddiası bulunduğunu ancak örgütün yöneticilerinin, üyelerinin ve hiyerarşik yapısının henüz kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.
Fıstık, “Bu örgütün yöneticisi, bu örgütün hiyerarşisi, bu örgüte üye olanlar, bu örgütü baştan kuranlar kimler?” diye sordu.
Soruşturmanın denetim mekanizmalarında görev alan kamu görevlilerine uzanmadığını belirten Fıstık, SPK, BDDK ve diğer kamu kurumlarında görev yapan isimlerin durumunun da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Kararın zamanlamasına dikkat çekti: “Bir ayda ne değişti?”
Furkan Karabay da Kaya’nın bir ay arayla verdiği iki ifade sonrasında farklı kararlarla karşılaşmasına dikkat çekti. Kaya’nın ilk ifadesinde Özata Denizcilik üzerinden yaptığı yatırımları kendi kararıyla yaptığı, herhangi bir kişiden tüyo veya yasadışı bilgi almadığını söylediğini hatırlatan Karabay, ikinci ifadeden sonra hazırlanan tutuklamaya sevk yazısında ise Kaya’nın hisse hareketlerinden önceden haberdar olduğu ve yasadışı bilgi aldığı iddialarının yer aldığını aktardı.
Karabay, “Bir ayda ne değişti? Bir ay önceki delil aynı. Bir ay önceki Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki tespitler aynı” dedi. Soruşturmanın siyasi açıklamaların ardından farklı bir yöne evrildiğini savunan Karabay, “Bir siyasinin açıklaması sonra siz tutuklama ya da tahliye kararı veriyorsanız, bir ay sonra bir siyasinin açıklamasıyla yine bir tahliye kararı verirsiniz” diye konuştu.
Karabay, soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması için fondan para kazanan ve tasfiye öncesinde parasını çeken herkesin durumunun ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Programda soruşturmanın siyasi boyutu ve iktidar içerisindeki açıklama farklılıkları da gündeme geldi. Fıstık, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in fon soruşturmasındaki isim listelerinin açıklanmasını şahsen tercih ettiğini söylediğini, ihmali ve suistimali bulunanların hesap vereceğini belirttiğini hatırlattı.
Fıstık, bu açıklamayı Adalet Bakanı Akın Gürlek’in finansal bürokrasi içerisinde örgütlü bir yapı bulunduğuna ilişkin sözleriyle değerlendirdi. İktidar içerisinde soruşturmanın yürütülüşüne ilişkin bir gerilim bulunduğunu savunan Fıstık, kamuoyunun isim listesinin neden açıklanmadığı sorusuna yanıt beklediğini belirtti.
Karabay da iki bakanlığın açıklamalarının soruşturmanın siyasi tartışmaların parçası haline geldiğini gösterdiğini ifade etti.
İBB davasında gizli tanıklar: “Bizzat gördüğüm bir şey yok”
Programın ikinci bölümünde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında bu hafta yaşanan gelişmeler değerlendirildi.
Karabay, davanın üçüncü duruşma aşamasında gizli tanıklar, tanıklar ve müştekilerin dinlendiğini söyledi. Mahkemenin dinlenmesine karar verdiği dört gizli tanığın Zeytin, Gürgen, İlke ve Martı kod adlarını taşıdığını belirten Karabay, bu hafta Zeytin ve Gürgen’in ifadelerinin alındığını aktardı. Karabay’ın aktardığına göre, özellikle Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas hakkında iddialarda bulunan Gürgen kod adlı gizli tanık, mahkemeye SEGBİS üzerinden bağlandı.
Gürgen, Sukas’ın hukuka aykırı taleplerde bulunduğunu, çalışanlardan para toplandığını ve para teslimleri yapıldığını ileri sürdü.
Ancak mahkeme başkanının soruları üzerine gizli tanık, iddiaların önemli bir bölümünü bizzat görmediğini söyledi.
Gürgen, Ali Sukas’ın şoförünün bazı konuşmalarını duyduğunu ve çevrede konuşulanlardan hareketle bu sonuca vardığını belirtti. Para toplama ve yüzde 10 komisyon iddiaları sorulduğunda ise “Bunları bizzat gördüğüm bir şey yok. Bunlar konuşuluyordu. Piyasada çokça konuşulan şeylerdi” dedi.
Duruşmada dinlenen diğer tanıkların ifadelerine de değinen Karabay, bazı tanıkların sanıkları tanımadığını söylediğini, buna rağmen gizli toplantılar ve para teslimleri yapıldığına ilişkin iddialarda bulunduğunu aktardı.
Bir tanığın, toplantılardan sırt çantasıyla çıkan kişileri gördüğünü söyleyerek para teslimi yapıldığı sonucuna vardığını belirten Karabay, “Her sırt çantası taşıyanın çantasında milyonlarca dolar mı var?” diye sordu.
MİT raporunda İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ hakkında ayrı değerlendirme yok
Programın son bölümünde ise Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutuklu bulunduğu siyasi casusluk soruşturması kapsamında hazırlanan MİT bilgi notu ele alındı.
Karabay, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine hazırlanan 10 sayfalık MİT bilgi notunun UYAP’a eklendiğini söyledi.
Karabay’ın aktardığına göre, bilgi notunun son iki sayfasında MİT’in değerlendirmesi yer aldı. Ancak değerlendirmede ağırlıklı olarak Hüseyin Gün’ün telefonunda bulunan eski istihbarat mensuplarına ait numaralar ve profiline ilişkin tespitlere yer verildi.

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında ise ayrı ve somut bir değerlendirme yapılmadığını belirten Karabay, bu üç isim hakkındaki iddiaların Hüseyin Gün üzerinden değerlendirildiğini söyledi.
Karabay, “Siz Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında şu şekilde, şöyle casusluk yaptı diyemiyorsunuz. Hüseyin Gün üzerinden bu insanlar da bir şekilde casustur diyorsunuz” diye konuştu.
MİT bilgi notunda söz konusu üç isim hakkında bağımsız bir casusluk tespitinin ortaya konulmadığını savunan Karabay, “Telefon numarasıyla insanları casus yapıyorlar” dedi.








