İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, ABD ara seçimlerinin Türkiye’deki iktidara olası etkilerini, İran savaşının yeniden tırmanma ihtimalini ve Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğini değerlendirdi.
Trump kaybedince Erdoğan da kaybetmiş sayılıyor mu? Ruşen Çakır, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim yenilgisinin Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikasına olası etkilerini inceledi. Çakır ayrıca ABD’de Demokratların Kongre’de güç kazanmasının Türkiye-ABD ilişkilerine, F-35 programına, F-16 satışına ve CAATSA yaptırımlarına nasıl yansıyabileceğini ele aldı.
“Erdoğan bundan dolayı kaybetmiş sayılır mı? Bence evet”
Çakır, Trump’ın yenilgiden sorumluluğunu kabul etmediğini, ancak sonucun asıl nedeninin iki yıllık başkanlık dönemi olduğunu vurguladı:
“Trump henüz kendisinin kaybettiğini kabul etmiyor. ‘Kutularda benim adım yazmıyordu’ diyerek sıyrılmaya çalışıyor ama kaybedenin Cumhuriyetçi Parti olduğu ve bunun en büyük nedeninin Trump’ın iki senelik başkanlığı olduğu kesin. Özellikle de İran Savaşı ve savaşla beraber enerji fiyatlarının yükselmesi ve bunun doğrudan Trump’a ya da Cumhuriyetçi Parti’ye oy veren kesimleri olumsuz etkilemesi. Sonuçta ‘ben kaybetmedim’ demesinin hiçbir anlamı yok.”

“Erdoğan’ın gücü Trump’tan geliyor”
AKP kurmaylarının “bizi kendi halkımız seçiyor” yanıtını veren çevrelere değinen Çakır, iktidarın içeride zaten bir toplumsal destek sorunu yaşadığını belirtti. AKP ve MHP oylarının yüzde 50’nin çok uzağında seyrettiğini hatırlatan Çakır, Erdoğan’ı ayakta tutan etkenlerden birinin dış politika olduğunu söyledi:
“Erdoğan’ın dış politikadaki gücü esas olarak Amerika Birleşik Devletleri’nden geliyor. Kısmen Rusya’dan da var ama esas olarak ABD’den ve esas olarak da ABD’nin kurumlarından ziyade Başkan Trump’tan geliyor. Şu ana kadar bundan nasıl yararlanabildi Erdoğan? Açıkçası çok somut kazanımları olduğu söylenemez. Halkbank davasının düşmesi önemli bir husus ama NATO zirvesi için Trump Türkiye’ye geldiğinde F-16’lar ve F-35 programına Türkiye’nin tekrar katılması gündeme geldi. Kaç ay geçti, hiçbir gelişme olmadı.”
Çakır, buna karşılık Türkiye’nin Türk Hava Yolları için çok sayıda Boeing alma anlaşması imzaladığını, Ankara’nın Trump’la ilişkiyi iyi tutmak gibi bir derdi olduğunu söyledi. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-35’e dönüş ve yeni F-16’lar gibi Türkiye’yi ilgilendiren konuların Kongre onayı almasının zaten zor olduğunu vurgulayan Çakır, bunun artık imkânsız hale geldiğini söyledi.
“Savaşın tekrar tırmanması Türkiye’ye çok ağır faturalar çıkarabilir”
Çakır, Trump’ın seçimden sonra İran savaşını yeniden tırmandırma ihtimalinin Türkiye’yi zorlayacağını belirtti. Savaşın ilk gününden beri “İran darbe alırsa Türkiye’nin bölgede önü açılır” yönünde hesap yapanların bulunduğunu hatırlatan Çakır, bu beklentinin gerçekleşmediğini söyledi:
“İran’da rejimi devirmek beklenildiği kadar kolay değil. Ama o haliyle bile bu bölgede çok ciddi bir istikrarsızlığı beraberinde getirebilir, getiriyor. Türkiye gibi bölgede istikrardan yana olması gereken bir ülkenin bundan istifade etmesi pek mümkün değil. Dolayısıyla savaşın tekrar tırmanmasının Türkiye’ye çok ağır faturaları olabilir. Bunu özellikle vurgulamak lazım.”
Çakır, ABD’nin bölgeden çekilmesinin de ilk bakışta Türkiye’nin elini güçlendirecek gibi görünebileceğini, ancak Washington’ın İsrail’le ilişkilerini sürdürmesi ve İran’ın vekil güçleriyle yeniden bölgesel hegemonya kurmaya çalışması halinde işlerin daha da karışacağını söyledi. Türkiye’deki yönetimin ABD’de bir an önce yeni başkanlık seçiminin yapılmasını tercih edeceğini düşündüğünü belirtti.
“Trump’ın ipiyle kuyuya inilmez”
Çakır, Erdoğan’ın Biden döneminde Beyaz Saray’a gidemediğini hatırlatarak, iki yıl sonra gelebilecek bir Demokrat yönetimin Türkiye için yeni bir kaygı kaynağı olduğunu söyledi. Çakır sözlerini şöyle tamamladı:
“Trump’ın seçimi net bir şekilde kaybetmesi, Türkiye’de iktidarın sırtına birbirinden farklı birçok bölgesel, küresel ve ekonomik sıkıntı, stres yüklemişe benziyor. Bu da Trump’ın ipiyle kuyuya inilmeyeceğini gösteriyor; bunu en iyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anlamış olması lazımdı. Birinci Trump döneminde Trump’ın Erdoğan’a yaptığı kötülüklerin haddi hesabı yoktu. Özellikle rahip olayında yaşananlar. Ama Erdoğan onları yokmuş gibi görmeyi tercih etti.”






