“Meraklısı İçin Casuslar Kitabı”nın yazarı Gazeteci Murat Yetkin,
bu hafta vizyona giren “Çiçero” filmini blogunda değerlendirdi. Yazısına “En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: film güzel; seyirlik bir macera, sinema salonundan verdiğiniz bilet parasını hak etmiş duygusuyla ayrılırsınız ki bu iyi bir duygudur.
Bir sinema yazarı, film eleştirmeni değilim. Bir filmde aradıklarım, beni kendi dünyasına çekip bitene kadar orada tutabilmesi, güçlü bir öyküsünün olması ve biraz da harekettir. Çiçero’da hepsi mevcut. Güçlü ve yakın tarihimizi çok ilgilendiren bir öykü, entrika, casusluk, aşk, ihanet, insanlık dramı, şu aralar özellikle sevdiğimiz siyasi mesaj, hatta Ankara sokaklarında otomobille kovalamaca ve silahlı çatışma bile. Bu yönüyle gerçekten tatmin edici bir film; en azından ben –bu yönüyle- memnun ayrıldım sinema salonundan: yönetmen Serdar Akar’ın eline sağlık.” diyerek başlayan Yetkin, daha sonra filmin tarihi gerçeklerle uyuşmadığı bölümleri şu satırlarla anlatıyor: “Çiçero, evet İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz Büyükelçisi Hugh Knatchbull-Hugessen’in uşaklığını yaparken, gizli belgelerin fotoğrafını çekip Alman Büyükelçisi Franz Von Papen’e satan, Arnavut göçmeni casus İlyas Bazna’nın, Almanlar tarafından takılan kod adı.
Tarihi gerçeklerle uyuşmama burada başlıyor. Öncelikle Priştina doğumlu olsa da Bazna, Arnavut değil, Türk. 1904 doğumlu, İstanbul’a yedi yaşında, Balkan Savaşları sırasında göçmüş bir ailenin çocuğu; yani 1918’de Birinci Dünya Savaşının bittiği 1918’de Priştina’da olma ihtimali bulunmuyor; o sırada Fatih Askeri Rüştiyesinde öğrenci çünkü.”
Yetkin’in yazısının tamamını okumak için tıklayınız.





