Diyarbakır’da dört ayda 954 kadın şiddet başvurusu yaptı

Diyarbakır’daki birçok sivil toplum kuruluşunun bileşeni olduğu Şiddetle Mücadele Ağı, dört aylık şiddet verileri raporunu açıkladı. Rapora göre, son dört ayda üç kadın katledilirken toplam 954 kadın şiddet başvurusunda bulundu.

Rosa Kadın Derneği’nde siyah ve mor kıyafetler giyerek yerel yas programı kapsamında bir araya gelen çeşitli sivil toplum kuruluşlarının bileşeni olduğu Şiddetle Mücadele Ağı’nın toplantısına, HDP milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Semra Güzel, Sabahat Aydeniz ve Ebru Günay ile HDP’li kadın belediye başkanları da katıldı.

Diyarbakır’da mart ve haziran ayları arasındaki dört aylık şiddet raporunun verilerini açıklayan Ruken Ergüneş, raporlarının Şiddetle Mücadele Ağı bileşenleri içerisinde, şiddete maruz kalmış kadın ve çocukların başvurduğu STK ve meslek örgütlerinin son dört ay süresince aldığı başvuru sayıları ve maruz kalınan şiddet türleri dikkate alınarak hazırlandığını söyledi. Temel konuları kadına yönelik şiddet mücadele olmakla birlikte, çocuğa yönelik şiddetin geldiği boyutları kamuoyuyla paylaşmayı da sorumluluk olarak gördüklerini belirten Ergüneş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Dört ayda üç kadın öldürüldü”

“Şiddet Ağı imzacı ve destekleyici kurumlara son dört ayda gelen toplam başvurucu sayısı 954’tür. Bu süreçte üç kadın katledilmiştir. Kurumlara ulaşan kadınlar aile içinde ve aile dışında erkekler tarafından fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik, sosyal ve dijital şiddete maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Başvuru gerekçesi ne olursa olsun başvuruda bulunan her kadın birden fazla şiddet türüne maruz kaldığını ifade etmiştir. 954 başvurucunun 701’i farklı şiddet türleriyle beraber ‘psikolojik şiddete’ sürekli olarak maruz kaldığını beyan etmiştir. 418 kadın fiziksel şiddete maruz kaldığını beyan etmiştir. 160 kadın cinsel şiddete maruz kalmıştır. 301 kadın başvuru gerekçesi farklı olsa da sürekli olarak ekonomik şiddet gördüğünü ifade etmiştir. 129 kadın sosyal şiddete sürekli maruz kaldığını ifade etmiştir. Dokuz kadın dijital şiddete maruz kaldığını beyan etmiştir. 258 kadın can güvenliği riski altındadır. Altı kadın hürriyetinden mahrum bırakılmıştır. Sığınakta kalma talebiyle 106 başvuru yapılmıştır.”

4 ayda 1716 çocuk şiddete maruz kaldı

Ergüneş, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi verilerine göre son dört ayda 1716 çocuğun şiddete maruz kaldığını da ifade ederek, “Ayrıca, kentimizde son dört ayda 1526 çocuk suça sürüklenmiştir. Elimizdeki verilerin sadece şiddet ağına dahil STK ve meslek odalarına yansıyan sonuçlar olduğunu kaygıyla belirtiyoruz. Sunduğumuz sayıların tüm Diyarbakır’da son dört ayda meydana gelmiş kadın ve çocuklara yönelik şiddet sayısının bir kısmını oluşturduğunu biliyoruz. Bu rakamlar karakolların, resmi kurumların verilerini içermemektedir. Raporumuzu oranlar ve karşılaştırmalar üzerinden değil doğrudan sayılarla paylaşmamız bir tavır sonucudur. Her bir rakam bir veri değil bir kadının, bir çocuğun yaşadığı şiddeti ifade etmektedir. Kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede sivil toplum örgütleri etkin bir şekilde mücadele ediyor olsa da bu rakamların azaltılmasındaki başat aktör devletler ve hükümetlerdir” diye konuştu. Can güvenliği tehdit altında olan kadınların büyük zorluklar altında kendilerine ulaşabildiğini de belirten Ruken Ergüneş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cezasızlık, mağdurlarda hukuki mekanizmalara karşı güvensizliği artırıyor”

Tedbir kararının alınması, koruma talebi ve şikâyetçi olmak için başvurucularımıza refakat etmekteyiz. Karakolda herkese açık ortamda başvurucunun ve bizlerin ilk muhatap olduğu erkek polislerdir. Durumu anlamak adına kalabalık ve büyük çoğunluğu erkeklerden oluşan bu ortamda ilk başvuru gerekçesi sorulmaktadır. Kişi ikamet ettiği ya da şiddete maruz kaldığı mıntıkadaki karakola yönlendirilmektedir. Kadınlar canını zor bela kurtarıp kaçtığı mahalleye tekrar gönderilmektedir. Saatlerce herkesle aynı koridorda ifade alınmasını beklemek zorunda kalmakta, ifadeyi şiddet türü ne olursa olsun erkek polisler almakta ve ayrıca bir formasyon gerektiren bu işi karakolda herhangi bir ruh haline, ses tonuna ve psikolojik durumuna bakılmaksızın erkek polisler yapmaktadır. Resmi sürecin bir parçası olarak kadının ifadesi alındıktan sonra yine erkek polislerin sohbetleri eşliğinde hastaneye götürülüp sağlık raporu alınmaktadır. Tüm bu süreçlerde görev alan devlet memurlarının travma yaşamış insanlara hizmet verebilme formasyonuna sahip olması gerekmektedir. Tüm bu yıldırıcı süreçlerin sonunda ceza indirimi, iyi hal indirimi, delil yetersizliği gibi gerekçelerle faillerin cezasız kalması, koruma kararlarına rağmen kadınların öldürülmeye devam ediyor olması mağdurlar açısından hukuki mekanizmalara karşı ciddi bir güvensizlik yaratmaktadır.

Çocuklar için adli yargılama

Mağdur çocukların, adli yargılama içerisinde örselenmemeleri için faaliyet gösteren Çocuk İzlem Merkezleri ve Adli Görüşme Odaları’nın niteliksizliğinin çocukları bir kez daha mağdur ettiğini belirten Ergüneş, şunları kaydetti: “Çocuklarda cezaevi algısı yaratarak kendilerini ifade etmelerini olanaksızlaştırmıştır. Faaliyet gösteren bu kuruluşların mağdur çocuk psikoanalizine uygun olması gerekmektedir. Bu hususlarda onarım yapılmadıkça mağduriyet farklı bir mağduriyeti beraberinde getirecektir. Bu alanlar, yetişkin ruhuna değil de saf çocuk ruhuna uygun görsel materyaller kullanılarak tasarlanmalıdır. Bu konuda kurumları ve tüm uzmanları sorumluluk almaya davet ediyoruz. Son olarak çocuk ve kadınların intihar girişimi sebebiyle resmi makamlara yansıyan rakamlar ise oldukça endişe vericidir. İntihar girişimlerinin en küçüğü 11 ve ağırlıkta olarak 15-16 -17 yaşta olan çocuklarda görüldüğünü ifade edebiliriz. Ayrıca kadınlarda 18 yaş üstü intihar girişimleri de 18-19 yaş aralığında ciddi bir artış göstermektedir. İntihar girişimi toplam başvuru sayılarına dahil edilmemiştir. Sorumluluk gereği sayıyı kamuoyuyla paylaşmayı uygun bulmuyoruz. Konuya ilişkin çalışma yürüten kurumlarla bilgileri paylaşma ve ortak mücadele etme konusunda hazır olduğumuzu bildirmek isteriz. Kentimizde son aylarda intihar sebebiyle hayatını kaybeden çocukların ve kadınların olduğunu gerek Şiddet Ağı’ndaki kurumlara yansıması ve gerekse de basında yer alması sebebiyle bilmekteyiz. İntihar gerekçeleri genellikle evliliğe zorlama, gelecek kaygısı ve bunlar gibi toplumsal baskılar olmakta ve kişiyi çözümsüz bırakarak ölümüne alenen sebebiyet vermektedir.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar