Cumartesi Anneleri’nin oturma eylemi 25. yılında: “Babamdan kemik diye bahsetmek bana çok ağır geliyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi Anneleri, gözaltına alınan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan sevdiklerinin akıbetini sormak için 27 Mayıs 1995 tarihinde ilk kez Galatasaray Lisesi’nin önünde oturma eylemi başlattı. Bugün, Cumartesi Anneleri’nin çeyrek asırdır yürüttüğü mücadelelerinin yıldönümü. Gözaltında öldürülen ve cansız bedeni Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunan Hasan Ocak’ın yeğeni Dilcan Acer, gözaltına alınıp kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan ile 25 yıllık mücadeleyi konuştuk. 

Kurgu: Özge Elvan

Besna Tosun, Galatasaray Meydanı’na ilk gittiğinde 12 yaşındaydı. Gözaltında kaybetme gerçeğiyle eylemde yüzleştiğini söyleyen Tosun, artık sadece babasını değil gözaltında kaybedilen herkesin akıbetini soruyor. Mücadele etmeye annesinin bir bayramda “Evlatlarımı götürebileceğim bir mezar istiyorum, eşimin kemiklerini istiyorum” demesi üzerine karar verdiğini söylüyor. Tosun, “Babamı kaybettim ama ben bir kez bile ‘Babamın kemiklerini istiyorum’ diye bahsetmedim. Babamdan kemik diye bahsetmek bana çok ağır geliyor” diyor. Tosun, bir daha hiç kimse gözaltında kaybedilmesin diye kuşaktan kuşağa bu mücadeleyi devam ettireceğini söylüyor. 

Dilcan Acer ise dayısı Hasan Ocak kaybedildiğinde sekiz yaşındaydı. 90’lı yıllarda Galatasaray Meydanı’ndaki eylemleri kesik kesik hatırladığını söyleyen Acer’in aklında sadece 170. haftadaki polis müdahalesi geliyor. 90’lı yıllardaki eyleme polisin müdahale etme anını hatırlayan Acer, “170. haftadaki polis müdahalesinde annem ve anneannemi gözaltına aldılar. Ben teyzemle birlikte bomboş eve dönüp annelerimizi bekledik. Şimdi anneannemin, annemin verdiği mücadeleye ben de destek oluyorum” diyor. Dilcan Acer üçüncü kuşak olarak Cumartesi Anneleri’nin mücadelesini sürdürüyor. 

Sebla Arcan, Cumartesi Anneleri’nin oturma eylemlerine başladığı ilk tarihten bu yana onlarla birlikte mücadele ediyor. Gözaltında kaybetmenin insanlığa karşı işlenen en büyük suç olduğunu hatırlatan Arcan, “Gözaltında kaybedilen insanların akıbeti açıklansın, kaybedilen insanların sorumluları adil bir şekilde yargılansın” diyor.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus