TTB’den “Koronavirüs Salgını 18 Ay Değerlendirme Raporu”: “Kamu otoritesi vatandaşların tereddütlerini gidermede yetersiz kaldı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Pandemi Çalışma Grubu’nun hazırladığı, “Koronavirüs Salgını 18 Ay Değerlendirme Raporu” bugün (19 Ekim) yayımlandı. Raporun, “18 ayın ardından salgının neresindeyiz?” başlıklı bölümünde “Salgın döneminde bilgi kirliliğinin yarattığı tereddüdü gidermek ve özellikle aşı konusu başta olmak üzere tanı-tedavi sürecine dair vatandaşların zihninde oluşan soru işaretlerini giderebilmek çok değerlidir. Kamu otoritesinin halk sağlığı perspektifi ile sağlıklı iletişim yöntemleri kullanarak üstlenmesi gereken rol yetersiz, çekinik kalmıştır. Bunun politik bir tercih olarak benimsendiği, salgına dair öncelikler hiyerarşisinin yansıması olduğu ortadadır. Bu tutumuyla aşı için bilinçli olarak sessiz kalan iktidar ile aşı karşıtı iktidar arasında hiçbir fark yoktur” denildi.

“Okulların açık tutulması için toplumsal bilinç yüksek tutulmalı”

Raporda yer alan “Salgın döneminde okullar” başlığında, yüz yüze ve tam zamanlı eğitimin her yaştan öğrenci için önemli olduğu vurgulandı. Salgın sürecinde eğitimin devam etmesi için tüm olanakların seferber edilmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda şöyle denildi:

“Okullarda başlayan yüz yüze eğitimin devamlılığının sağlanması için gerekli tüm önlemleri almakla Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları üzerinden hükümet yükümlüdür. Bununla beraber, 1,5 sene süren uzaktan eğitimsizliği çocuk ve gençlerimize bir daha yaşatmamak için okulların neden ve nasıl açık tutulması gerektiği konusunda toplumsal bilincin yüksek tutulması gereklidir. Bu noktada, hekimler, eğitimciler, bilim insanları ve ebeveynler gibi toplumun anahtar kesimlerine ve siyasi partiler, sendikalar, uzmanlık dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarına önemli bir görev düşmektedir.”

“Salgının kontrol altına alınabilmesi için doğru test yöntemi ve algoritması belirlenmeli”

“Aşı kararsızlığı ve aşı yaptırmama” başlığında ise yeni test strateji önerisinin temel gerekçesi anlatıldı. Salgının sınırlandırılmasında RT-PCR testinin ve diğer laboratuvar testlerinin de etkin kullanımı için önerilerin sıralandığı raporda şu ifadelere yer verildi:

“Salgında gelinen noktada enfeksiyon zincirini kırmak için en etkili yöntem koronavirüs aşılarının hedef popülasyona yüksek kapsayıcılıkta yapılmasıdır. Bununla beraber, salgının başından beri sürdürülen ve yapılmaya devam edilmesi gereken hasta ve temaslıların saptanması, izlenmesi ve bulaşın engellenmesidir. Bulaşın engellenmesi öncelikle aktif bir filyasyon çalışması ve yaygın test uygulanması ile mümkündür. Bu bakışla, uygulanmakta olan test stratejilerine ilişkin kararların mevcut kanıtlar ışığında yeniden gözden geçirilmesi ve yerel epidemiyolojik duruma, nüfus dinamiklerine ve yerel düzeydeki kaynaklara göre düzenlenmesi uygun olacaktır. Biriken bilimsel verilerin ışığında gelinen noktada, salgının kontrol altına alınabilmesi için, ‘doğru test yöntemi’ yanında asıl ‘doğru test algoritması’nın belirlenmesi gereklidir.”

“Aşı için bilinçli olarak sessiz kalan iktidar ile aşı karşıtı iktidar arasında hiçbir fark yoktur”

Raporun, “18 ayın ardından salgının neresindeyiz?” başlığında genel bir değerlendirme yapıldı. 18 ayın ardından salgının bulaşma mekanizmasında güncellenen bilgilerin kamuoyuna yeterli düzeyde yansıtılmadığını belirtilerek şöyle denildi:

“Başlangıçta damlacık enfeksiyonu olarak tanımlanan bulaşma mekanizmasının süreç içerisinde hava yolu ile bulaşın da öne çıktığı bir yöne evrilmesi, havalandırma önlemlerinin önemini ve uygulamadaki karşılığını son derece kritik kılmıştır. Kamusal ortamların, toplu yaşam yerlerinin havalandırma düzeneklerinin bu perspektifle değerlendirilmesi yaklaşan mevsim koşullarında daha da önemli hale gelmiştir. Salgın döneminde bilgi kirliliğinin yarattığı tereddüdü gidermek ve özellikle aşı konusu başta olmak üzere tanı-tedavi sürecine dair vatandaşların zihninde oluşan soru işaretlerini giderebilmek çok değerlidir. Kamu otoritesinin halk sağlığı perspektifi ile sağlıklı iletişim yöntemleri kullanarak üstlenmesi gereken rol yetersiz, çekinik kalmıştır. Bunun politik bir tercih olarak benimsendiği, salgına dair öncelikler hiyerarşisinin yansıması olduğu ortadadır. Bu tutumuyla aşı için bilinçli olarak sessiz kalan iktidar ile aşı karşıtı iktidar arasında hiçbir fark yoktur.”

Raporun tamamı için tıklayın.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus