Meclis’te müsilaj tartışılmaya devam ediyor – Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer: “Ergene Nehri’ne günlük 700 bin metreküplük bir atık su deşarjı söz konusu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Marmara Denizi’nde görülen müsilaj ve akarsulardaki kirlilik sorularını araştırmak üzere kurulan komisyon dün (20 Ekim) de çalışmalarını sürdürdü. Komisyonda genel olarak “Ergene Havzası Eylem Planı”, Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ve bu bölgelerdeki atık su arıtma tesislerine ilişkin sunumlar yapıldı ve öneriler sunuldu. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı ve Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer sunumunda, Ergene Nehri’nin Marmara Denizi’ne deşarj edilmediğini, Ergene’nin Meriç Nehri’yle birleşerek Saros Körfezi’ne yani Ege Denizi’ne döküldüğünü anlattı.  

“Ergene Nehri’ne günlük 700 bin metreküplük bir atıksu deşarjı da söz konusu”

Ergene Nehri’ni besleyen Çorlu Deresi’nden yoğun kirli su ve endüstriyel atık suların Ergene Nehri’ne deşarj edildiğini belirten Tecer, “Aslında sanayileşmenin ve derenin kirlenmesinin, akarsuyun kirlenmesinin başlangıcı olarak da o 1990 yılını işaret edebiliriz. Bugün, günde 260 bin metreküp debisi olan Ergene Nehri’ne günde 460 bin metreküp sanayi atık suları deşarj ediliyor, 240 bin metreküp de evsel atıksular deşarj ediliyor, evlerde kullandığımız ‘kullanma suyu’ dediğimiz, ‘kanalizasyon suyu’ dediğimiz sular deşarj ediliyor. Dolayısıyla, 260 bin metreküp günlük debiye, her gün bölgede 700 bin metreküplük bir atıksu deşarjı da söz konusu. Zaman zaman kendi doğal debisinin altı katına kadar çıkarak arttığı oluyor” dedi. 

Ergene Havzası Koruma Eylem Planı’nı Türkiye’de yapılan en kapsamlı ve en önemli çevresel projelerden biri olarak tanımlayan Tecer, şöyle konuştu: “15 maddeden oluşan bu eylem planının umut verici olduğunu görebiliyoruz. Maddeleri incelediğiniz zaman bu maddelerle o bölgenin kurtarılmama imkânı olmadığını anlıyorsunuz. Bu eylem planıyla birlikte 2012 yılında ıslah OSB’ler kuruluyor. Endüstriyel olarak sadece Çerkezköy OSB’de organize bir sanayi tesisi varken, diğer endüstriler çok dağınık, yani nereden bir arsa çevrilmişse orası sanayi tesisi haline dönüştürülmüş durumda. OSB’lerin faaliyetlerini yürütürken yasaklı sektörler oluşturdular ve o bölgede su tüketimi fazla olan sektörlere, tehlikeli atık üreten sektörlere izin verilmiyor.”

Tecer, Marmara Denizi’nde müsilajın artmasıyla soğuk atmosferik plazma yönteminin geliştirildiğini ve bu yöntemle, müsilajın Marmara Denizi’nin çeşitli derinliklerinde ve yüzeyde giderilebileceğini belirtti. Tecer konuya ilişkin şunları söyledi: 

“Denizin yedi-sekiz metre derininden alınan örneklerde üç-dört saat sonra müsilajın parçalandığını ve diğer katı maddelerin de dibe çöktüğünü gördük. Müsilaj organik bir madde, reaktif oksijen oksitlenme potansiyeli çok yüksek olan, insana ve diğer canlılara zararı olmayan reaktif bir gaz. Dolayısıyla, biz dört saat sonunda müsilajlı suda 0,8 miligram litre olan çözülmüş oksijenin 14 miligram litre seviyesine çıktığını gördük ki bu tatlı su seviyesinde bir çözülmüş oksijen anlamına geliyor. Yüzen platformlarla denizin çeşitli derinliklerine uygun dozda enerjilendirilmiş oksijen vermek suretiyle müsilajı ortadan kaldırabileceğimizi belirtiyoruz.” 

“Ergene Nehri, Meriç Nehri’yle birleşerek Saros Körfezi’ne yani Ege Denizi’ne dökülüyor”

Marmara Bölgesi’nde yer alan Ergene Havzası’nın Marmara Denizi’ne deşarj edilmediğini belirten Tecer, şöyle devam etti: “Ergene Nehri, Meriç Nehri’yle birleşerek Saros Körfezi’ne, yani Ege Denizi’ne dökülüyor. Türkiye’deki 25 havzadan biridir. Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bu havzanın içerisinde yer almaktadır. Türkiye’nin önemli sanayi kuruluşları da bu bölgede yer alıyor hem üretim anlamında hem de hizmet anlamında fakat Trakya bölgesindeki üç kentte bu sanayinin dağılımına baktığımız zaman, eşit bir şekilde dağılmadığını görüyoruz ki bu sanayinin yüzde 82’si Tekirdağ ilinde, yüzde 10’u Kırklareli’de, yüzde 8’i de Edirne ilinde.” 

Tecer, Trakya Bölgesi’nin bazı yönleriyle fırsatlar sunduğunu ancak bazı yönleriyle ise can çekişen bir bölge konumunda olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: 

“Trakya havzası, Trakya Bölgesi bir dilemma (ikilem) yaşıyor resmen. Bir taraftan çok verimli tarım toprakları, bir taraftan da sanayi tesisleri var. İşte, İstanbul’un hinterlandında kalması, Karadeniz hava ulaşım imkânlarının çok olması, Avrupa’ya açılan bir kapı olması nedeniyle bu bölge cazibe haline gelmiş, getirilmiş.” 

“Arıtma tesisleri tasarlanırken içerisinde hem biyolojik arıtım hem de kimyasal arıtım ünitelerini barındıracak şekilde tasarlandı”

OSB’lerde kurulan ortak arıtma tesislerinin belirli bir konsepte ve amaca göre kurulduğunu belirten Tecer, “Bu arıtma tesisleri tasarlanırken içerisinde hem biyolojik arıtım hem de kimyasal arıtım ünitelerini barındıracak şekilde tasarlandı. Biyolojik arıtım yapıyorsunuz, o biyolojik arıtma ağır metal, tuz veya onları öldürecek ya da onların çalışmasına müsaade etmeyecek bir kirliliği veremezsiniz. Bir, ileri biyolojik arıtma tesisleri kimyasal arıtma ünitelerini içerir ki bunları içeriyor. İki, buraya kabul edilecek, atık su arıtma tesisine kabul edilecek atık suların belirli bir özellikte olması gerekiyor. Her zaman ‘Ergene Bölgesi’nde derin deşarjlar Marmara’ya verilmeye başlandı’ denir. Evet başlandı, beş tane ortak arıtma tesisinden sadece Muratlı OSB, günde aşağı yukarı 10 bin veya 20 bin ton atık suyu arıtarak Marmara Denizi’ne deşarj ediyor” dedi.  

“İstanbul’da günde 4 milyon metreküp atık su fiziksel arıtma yapılarak Marmara’ya deşarj ediliyor

Marmara’da 30 yıldır azot, fosfor, kimyasal ve biyolojik olarak ağır yüklerin deşarj edildiğini belirten Tecer, sözlerini şöyle tamamladı:

“30 yıldır Marmara’yı kirleten, Marmara’ya azot, fosfor yükleyen, kimyasal ve biyolojik olarak ağır yükler getiren yerler, yerleşkeler arasında Ergene’yi en son sıraya yazmalıyız. Ergene Nehri, Saros Körfezi kirleniyor. Arıtma tesisi çıkışlarına, mesela şu anda İstanbul’da günde 7 milyon metreküp atık su deşarj ediliyor, bunların 4 milyon metreküpü sadece fiziksel arıtma yapılarak Marmara’ya deşarj ediliyor. Bakın, atık suların arıtılması olayı kademeli bir sistemdir, biz atık suları amaca göre arıtırız. Yani her şeyi en optimum koşulda üretme, onu hizmete sunma konusudur.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus