Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerinin ardından Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından Afet Haberciliği Kılavuzu yayımlandı. Kılavuz, gazetecilerin mental sağlığı, haberin ne olmadığı, yapılan haberlerin fikri takibinin önemi gibi birçok konuda gazetecilere yol gösteriyor.

Kahramanmaraş merkezli (6 Şubat 2023) depremlerinin ardından Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen “Deprem Haberciliği Atölyesi” toplantıları sonrası Afet Haberciliği Kılavuzu yayımlandı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Çağrı Kaderoğlu Bulut, Çiler Dursun, Gamze Yücesan Özdemir, Gökhan Bulut ve Gül Keçelioğlu tarafından hazırlanan Afet Haberciliği Kılavuzu’nda aralarında gazetecilerin ve iletişim akademisyenlerinin de yer aldığı 25 kişinin katkısı bulunuyor.
“Haberciler gerçekleri saklamak, çarpıtmak, yapılması gereken haberleri yapmamaktan kaçınmalıdır”
Kılavuzun giriş kısmında afet haberciliğinin nasıl ele alınması gerektiği şöyle açıklanıyor:
“Afet haberciliği yalnızca afet sırasındaki olayları değil afetin öncesini ve sonrasını da kapsayan bir pratik olarak kavranmalıdır. Bu pratik afet bölgesinden aktarılan sıcak haberler kadar afetin nedenlerini, sorumlularını araştırarak ortaya koyan ve toplumsal felaketlerin tekrarlanmaması ya da en az zararla altından kalkılabilmesi için çözüm önerilerini de içeren bir habercilik olmalıdır. Dolayısıyla afet haberciliği, habercilerin gerçekleri saklamak, çarpıtmak, yapılması gereken haberlerden kaçınmak ya da olup bitenleri yüzeysel biçimde sunmak gibi eğilimlerine karşı uyarıcı; gazeteciliğin gereğini yerine getirmeleri konusunda da cesaretlendirici olmalıdır.”
Kılavuzda, afet haberciliğinde insan onurunu gözetmenin esas olması gerektiği belirtilerek “İnsana ve acısına saygı duyulmalıdır. Afeti yaşayanların mahremiyetine ve kişisel haklarını ihlal etmemeye özen gösterilmelidir. Reyting ya da tık avcılığı uğruna insani duygu ve değerleri çiğneyen, can kayıplarını salt sayılara indirgeyen, insanı nesneleştiren habercilik pratiklerinden ve anlayışından kaçınılmalıdır” vurgusu yapıldı.
“Kamera neredeyse haberin orada yanılgısı ortaya çıkıyor”
Kılavuzda öne çıkanlar konulardan bazıları şöyle:
“Haber neredeyse kameranın orada olması gerekliliği: Çoğu durumda bu gereklilik tersine işletilmekte, kamera neredeyse haberin orada olduğu gibi bir yanılgı ortaya çıkmaktadır. Böylesi bir mesleki yanılgıdan uzak durulmalıdır. Kameralar saatlerce kurtarma noktasına odaklanmamalı, kurtarma operasyonları yarış havasına sokulmamalıdır.”
“Haberin merkezi de öznesi de afeti yaşayanlar olmalıdır”
“Özellikle televizyon muhabirleri afet bölgesinden yaptıkları yayınlarda, haberin öznesi ya da aktörü haline gelecek kadar ön planda olmamalıdır: Muhabirler kendi deneyimleriyle ilgili anlatımları yalnızca haberi destekleyecek durumlarda katabilirler. Haberin merkezi de öznesi de afeti yaşayanlar olmalıdır. Muhabirler haber sunarken hızlı ve telaşlı hareketlerle aksiyon katmak yerine soğukkanlı davranmalıdır.”
“Yazılı haberler daha derinlikli olmalı”
“Yazılı haber geri planda kalmamalıdır: Özellikle internet mecralarında üretilen yazılı haberler daha kapsamlı ve derinlikli bilgileri kapsamalı; görsel akışa eşlik edecek bir içerik mutlaka sunulmalıdır.”
“Acı pornografisinden ve dramatizasyondan kaçınılmalıdır”
“Afet haberciliğinde acı pornografisinden ve dramatizasyondan kaçınılmalıdır. Bireysel hikayelerin toplumsal bağlamın önüne geçmesine karşı dikkatli olunmalı, insan öyküleri istismar edilmemelidir. Toplumda ‘merhamet yorgunluğu’ yaratacak habercilikten uzak durulmalıdır. Bunun için haberlerde acıya, afetin nedenleri ve yıkımın sorumluları gibi konularla birlikte dengeli bir biçimde yer verilmelidir.”
“Çalışma koşulları iyileştirilmelidir, bu devletin ve işverenin sorumluluğudur”
“Gazetecinin çalışma koşulları da (güvencesizlik, uzun çalışma süreleri, basın kartının bulunmaması gibi) gazeteciyi yıpratmakta ve bölgedeki haberlerin sağlıklı şekilde üretimini olumsuz etkilemektedir. Çalışma koşulları kurumsal ya da serbest çalışma biçimlerine göre de değişmektedir. Özgün ve doğru haber üretiminin gerçekleşmesi çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve güçlendirilmesinden geçer. Bunlar devletin ve işverenlerin sorumluluğundadır.”
“Fikri takip yapılmalıdır, deprem bölgesinin gündemden düşmesine izin verilmemelidir”
“Afet haberciliğinde fikri takibe çok ihtiyaç duyulmaktadır. Afet bölgesinde yapılan haberlerin fikri takibi asla bırakılmamalıdır. Bölgedeki olgular, süreçler ve aktörlerle ilgili gelişmeler izlenmeye ve haberleştirilmeye devam edilmelidir. Afet haberciliğinde bölgenin durumunun ve yaşanan sorunların gündemden düşmesine izin verilmemelidir. Afet haberciliğinin uzun soluklu olması gerektiği bilinerek bölgedeki gelişmeler, insanlar ve koşullar hakkında topluma bilgi akışı süreklileştirilmelidir.”
“Çocukların görüntüleri yayımlanmamalıdır”
“Çocukların görüntülerinin yayımlanmamasına özen gösterilmeli, yayımlanması zorunlu durumlarda çocuk hakları ilkelerine mutlaka uyulmalıdır.“








