Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç’un, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaretinin ardından MHP’nin X hesabında paylaşılan fotoğraflardan birisi gündem oldu. İlk defa gazeteci Can Dündar tarafından yayınlanan ve “17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu”nu simgeleyen “17:25” saati, yıllar sonra fotoğraf karesine girdi. İşte Bahçeli’nin “17:25 saatinin” 10 yıllık öyküsü…

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Pilini ben çıkarttım, 17:25’e sabitledim, hesabının sorulması vaadimizden asla geri adım atmayız” olarak nitelendirdiği saat yeniden ortaya çıktı.
Yaklaşık 10 yıl önce gazeteci Can Dündar’a verdiği röportajda ilk kez görüntülenen saat, Cumhur İttifakı kurulmadan önce 2016’ya kadar Bahçeli’nin odasında kaldı. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un ziyaretinde paylaşılan fotoğrafta “hesap sorma saati” Bahçeli’nin odasında yıllar sonra yeniden görüldü. Kamuoyunda “17:25 saati” olarak bilinen fotoğrafla birlikte Bahçeli’nin 11 yıl önce AKP ve AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı söylediği sözler akıllara geldi. 17-25 Aralık operasyonları nedeniyle Erdoğan’ın yargılanmasını talep eden Bahçeli, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra iktidar ortağı oldu.
17 Aralık 2013 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve Mâlî Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen soruşturmada aralarında iş adamları, bürokratlar, banka müdürü, çeşitli düzeyde kâmu görevlileri ve 61. Türkiye Hükûmeti kabine üyesi olan bakanlar Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar ve Egemen Bağış ile üç bakan çocuğu hakkında “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiası yer aldı.

17-25 saatini ilk defa Can Dündar yayımladı
Bahçeli, operasyonların yapıldığı ilk günden itibaren AKP iktidarına en sert tepkiyi gösterenler arasında yer aldı. Bahçeli, Haziran 2015’de Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a yaptığı açıklamada “17:25 saatini” göstererek “Pilini ben çıkarttım, 17:25’e sabitledim, hesabının sorulması vaadimizden asla geri adım atmayız” dedi. Bahçeli, mülakatta Dündar’ın “Takvim mi, saat mi” sorusunu ise “Onların takvimi, bizim saatimiz. Buradan da anlayabilirsiniz ki biz, 17 ve 25 Aralık’ın hesabının sorulması vaadimizden asla geri adım atmayız” diye yanıtladı.
21 Ekim 2014’te, Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grup toplantısında söz konusu operasyonların sonlandırılmasını hatırlatarak “17 Aralık teorik planda kapatılsa da, maşerî vicdanda hâlâ açık, ahlak ve adalet nezdinde hâlâ kanayan yaradır. Bu yara kabuk bağlamadan, bu illet tedavi edilmeden, 17 ve 25 Aralık zanlıları mahkeme önüne çıkarılmadan adalet zehirli duman olacak AKP’yi boğup atacaktır” diye konuştu.

Yine aynı dönem operasyonları “Hükümete darbe” olarak nitelendirenlere tepki gösteren Bahçeli, “”Hükûmeti yıkmaya yönelik planlı bir eylemin parçası olduğunu iddia eden yanlı ve taraflı savcı; yazdığı gerekçeli kararın içeriğinde pes doğrusu diyebileceğimiz detaylara yer vermiştir. Camiyi çalan kılıfını çoktan dikmiştir. Hakikaten de mızrak çuvala sığmamaktadır” dedi.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na da seslenen Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargılanmasını istedi:
“Sayın Başbakan, hakikaten de bir yolsuzluk stratejisi oluşturmak istiyorsan, önce işe kaynaktan, yani 17-25 Erdoğan’dan başlamalısın ki attığın taş ürküttüğün kurbağaya değebilsin.”

MHP, 17-25’in kitabını bile çıkardı
MHP, bu süreci anlatan ve yargı tarafından hesap sorulması gerektiğini gündeme alan “17-25 Aralık Yolsuzluk Süreci ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi” isimli bir kitap çıkardı. Kitabın girişinde Bahçeli’nin imzasının bulunduğu şu önsöz yer aldı:
“’Fakir’ istismarlarına, ‘biçare derviş’ çağrışımlarına karşılık bilinmelidir ki bu millet, 17-25 Aralık’taki tarihin en büyük rüşvet ve yolsuzluk vakasını unutmayacaktır.”

MHP, Türkiye’nin birçok yerinde “17-25 Aralık Yolsuzluk ve Mücadele Haftası” etkinliği düzenledi
Bahçeli, 17- 25 Aralık 2013’e dair başlatılan soruşturmaların önünün kesilmesi sonrasında MHP olarak bu tarihleri “Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele haftası” olarak kutlayacaklarını açıkladı. MHP, TBMM’ye de 17-25 Aralık haftasının “yolsuzluk ve rüşvetle mücadele haftası” olarak adlandırılması için kanun teklifi dahi verdi. MHP Türkiye genelinde büyük salon toplantıları düzenledi ve 17-25 Aralık’ı anlattı. Parti bu haftaya ilişkin özel bir logo tasarladı.

Can Dündar daha sonrasında tutuklandı
Bahçeli’nin odasında yer alan ve 9 yıl sonra tekrar gündeme gelen 17-25 saatini kamuoyuna duyuran gazeteci Can Dündar’dı. 29 Mayıs 2015’te Cumhuriyet gazetesinde “İşte Erdoğan’ın Yok Dediği Silahlar” başlıklı kamuoyunda MİT TIRLARI olarak bilinen bir haber yayınladı. Aynı gün Can Dündar’a “devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, siyasî ve askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, terör örgütünün propagandasını yapma” suçlarından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.
Dündar, bu davada 26 Kasım 2015 tarihinde gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ile birlikte tutuklandı. Dündar ve Gül, 6 Aralık 2015’te AYM’ye bireysel başvuruda bulunarak tutuklu yargılanırken haklarının ihlâl edildiğini söylediler. Bu başvurunun ardından 25 Şubat 2016’da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “Siyasî casusluk yaptıklarına ilişkin somut bilgi yoktur” şeklindeki gerekçeli karar ile tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler.
6 Mayıs 2016’da gerçekleşen dördüncü duruşma sonucunda Dündar, hükümeti ortadan kaldırma suçlamasından beraat etti. Bu sırada adliye önünde Can Dündar gazetecilerin sorularını yanıtlarken bir kişi yanına yaklaşıp slogan atarak Dündar’ın ayaklarına doğru iki el ateş etti. Dündar, saldırıyı yara almadan atlattı.
Yargılama sonucunda casusluk ve hükûmeti ortadan kaldırma suçlamalarından beraat eden Dündar, devletin gizli belgelerini elde edip yayımlamaktan 27 yıl 6 ay ceza aldı. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden gazeteci, can güvenliği endişesiyle Almanya’ya gitti. Dündar, Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrıldı ve 31 Ekim 2016’da hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Bahçeli 17-25 Aralık’ı unuttu, iktidar ortağı oldu
17-25 Aralık döneminde AKP iktidarına karşı en sert muhalefeti gösteren liderler arasında yer alan Bahçeli, Fettullahçıların 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yapılan Yenikapı Mitingi’ne katılarak iktidara koşulsuz destek açıkladı. Erdoğan’ın 2014’te Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra gündeme getirdiği Başkanlık Sistemi’ne karşı olan Bahçeli, 15 Temmuz’dan sonra ise tutum değiştirdi. 11 Ekim 2016’da grup toplantısında yaptığı “sürpriz” açıklamayla, AKP’ye, dolayısıyla Erdoğan’a “başkanlık önerisini Meclis’e sunması” çağrısı yaptı.

Bahçeli, “Fiili duruma hukuki boyut kazandırmak gerek” diyerek başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini söyledi. Bundan sonraki süreç hızla ilerledi, Ocak 2017’de adına AKP ve MHP’nin “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” dediği, “Türkiye tipi başkanlık sistemini” içeren anayasa değişikliği TBMM’den geçti. Referandum aralığında kabul edilen değişiklik 16 Nisan 2017’de halkoylamasına sunuldu. Bahçeli, anayasa referandumda “Evet” diyeceklerini açıkladı ve anayasa değişikliği yüzde 51,4 “Evet” oyuyla kabul edildi. Bahçeli, Türkiye’de “sistem değişikliği”nde de kilit rol oynadı.








