İBB soruşturması kapsamında ifadeleri alınan gazeteciler adli kontrolle serbest bırakıldı

gazetecilere operasyon

Aralarında Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın da bulunduğu gazeteciler Şaban Sevinç, Yavuz Oğhan, Soner Yalçın, Batuhan Çolak’ın İBB soruşturması kapsamında ifadeleri alındı. Tüm gazeteciler serbest bırakıldı, ancak yurtdışına çıkmaları yasak.

Ruşen Çakır serbest bırakıldı

Ruşen Çakır’ın ifadesi en son alındı. İşlemleri yaklaşık bir saat sürdü. Çakır’ın telefonuna el konuldu.

Çakır, serbest kaldıktan sonra yaptığı açıklamada “Çok önemli bir şey yoktu. İfademi verdim bıraktılar. Akşam Gazetesi’nin haberindeki iddiaları ve yaptığım bir iki yayını sordular” dedi.

Ruşen Çakır serbest bırakıldı: İşte ilk açıklaması

İfadesinde ne dedi?

Ruşen Çakır’a emniyetteki ifadesinde hem Emrah Bağdatlı hem de Murat Ongun’u tanıyıp tanımadığı soruldu. Çakır da, “Murat Ongun isimli şahsı gazetecilik yaptığı zamandan tanırım. Daha sonra İBB basın danışmanı olduktan sonra görüşmüşlüğüm vardır. Emrah Bağdatlı isimli şahsı herhangi bir şekilde tanımıyorum” dedi.

Ruşen Çakır’a, Murat Ongun ile görüşmesi soruldu. Çakır ise bu soruya, “Murat Ongun isimli şahısla gazetecilik faaliyeti kapsamında görüştüm. Ancak sayısını hatırlamıyorum. Kendisi İBB’nin basın danışmanı olduğu için böyle bir ilişki son derece normaldir” cevabını verdi.

Ruşen Çakır: “Şu birikmiş bulaşıkları yıkayayım, ne olur ne olmaz”

İktidara yakın Sabah gazetesi, sabahın erken saatlerinde savcılığın bilgi notunu paylaşırken Ruşen Çakır’ın da emniyete götürüldüğünü duyurdu.

Ama durum aslında öyle değildi. Çakır’ın evine gidip gelen olmamıştı.

Ruşen Çakır, X hesabından paylaştığı mesajında hızla yayılan yanlış habere tepki gösterdi, “Hızlı gazetecilik böyle olsa gerek. Üzgünüm ama henüz beni almadılar. Aslı da bildiğim kadarıyla ABD’de” diye yazdı.

Gürkan Hacır’ın kendisiyle ilgili twitleri üzerine de Çakır, “Şu birikmiş bulaşıkları yıkayayım ne olur ne olmaz” paylaşımını yaptı:

Sanatçı Ahmet Güneştekin Ruşen Çakır’ın bu bulaşık paylaşımını alıntıladı:

“Ben Ruşen Abi’yi 25 yıldır tanırım. Gazeteciliğin sadece bir meslek değil, bir vicdan işi olduğunu bizlere öğreten insanlardan biridir. Parayla, güçle, çıkarla satın alınamayacak bir duruşun adıdır o. Bu ülkede doğruluğu, adaleti ve insan onurunu korumanın ne kadar zor olduğunu bilenler, onun gibi insanların değerini daha iyi anlar.”

Yine sabah baskını ama “gözaltı değil”

Bu sabah saatlerinde gazetecilere yeni bir operasyon düzenlendi.

Gazeteciler Şaban Sevinç ve Yavuz Oğhan’ın evlerine sabahın erken saatlerinde polis ekipleri gitti. İki gazeteci de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube’ye götürüldü. Sevinç ve Oğhan’ın cep telefonlarına da el konuldu.

Aykırı Genel Yayın Yönetmeni Batuhan Çolak ve gazeteci Soner Yalçın da polislerce ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.

Saat 12:00 itibarıyla Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Yavuz Oğhan ve Batuhan Çolak ifadelerinin ardından serbest bırakıldı ancak daha sonra yeniden emniyete alındılar. Avukat Hüseyin Ersöz bu duruma tepki gösterdi:

“Gazeteci Yavuz Oğhan’ın ifadesinin kolluk tarafından alınması sonrasında ‘serbest bırakılacağı’ şeklinde bilgi verilmiş, el konulan cep telefonu da iade edilmişti. Hatta Yavuz Oğhan hakkında Serbest Bırakılma Tutanağı dahi düzenlenmişti. Emniyet Müdürlüğü’nden çıkmak üzereyken ‘Savcılık yeniden değerlendirme yapıyor’ şeklinde bilgi verilerek Yavuz Oğhan’ın cep telefonuna yeniden el konuldu. Şu ana kadar açıklama ya da bildirim yapılmazken, bir adliyeye sevk işlemi yapılacak gibi görünüyor.”

Ersöz emniyet önünde açıklama yaparken Yavuz Oğhan bir anda “yeniden” serbest bırakıldı. Oğhan, yaşananlar hakkında şaşkındı, “Ne yapalım, durum bu işte” dedi.

Soner Yalçın da ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Şaban Sevinç önce sevk, sonra serbest

Gazeteci Şaban Sevinç’in ilk önce savcılığa sevk edildiği söylendi ancak daha sonra serbest bırakıldı.

Şaban Sevinç serbest kaldıktan sonra konuştu:

“İfade alırken polis ‘Serbest bırakacağız’ dedi ancak sonra ‘Talimat değişti’ dedi. Avukatlarım adliyeye gitti. Bir saat sonra ‘Yeni bir talimat geldi’ dediler ve serbest bıraktılar.”

Hedefteki bir diğer gazeteci olan Aslı Aydıntaşbaş yurtdışında olduğu için ifadeye götürülemedi.

Tüm gazetecilerin yurtdışına çıkması yasak.

Gazeteciler neden evlerinden alındı?

Gazetecilerin ifade işlemleri saat 11:00 itibarıyla başladı.

Savcılık açıklamasında, gazeteciler, “İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” ile ilişkilendirildi ve “yalan bilgiyi alenen yayma ve suç örgütüne yardım etmekle” suçlandığı belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklama şöyle:

“Cumhuriyet Başsavcılığımızca İmamoğlu Çıkar Amaçlı suç örgütüne yönelik yürütülmekte olan soruşturma kapsamında Şüpheliler Soner YALÇIN, Şaban SEVİNÇ, Aslı AYDINTAŞBAŞ, Ruşen ÇAKIR, Yavuz OĞHAN ve Batuhan ÇOLAK’ın üzerilerine atılı Yalan Bilgiyi Alenen Yayma, Suç Örgütüne Yardım Etme suçlarından savunmalarının alınması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne talimat verilmiştir. İfade alma işlemleri Emniyet Müdürlüğü’nde gerçekleşecektir. Kamuoyunun bilgisine duyurulur.”

Avukat Hüseyin Ersöz, Yavuz Oğhan’ın evinde bir arama işlemi olmadığını sadece ifadesine başvurulmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüleceği bilgisinin verildiğini paylaştı ve ekledi:

Kendisiyle avukat görüşü yapmak istediğimizde ise “operasyonun devam ettiği, 1 saat sonra görüşebileceğimiz” ifade edildi. Benzer bir açıklamanın Şaban Sevinç’in avukatına da yapıldığını öğrendik. Bu durum başka gazeteciler/kişiler hakkında da benzer uygulamaların olduğu anlamına gelebilir. Hali hazırda bekleyişimiz sürüyor. Emniyet ifadesi sonrasında Savcılığa sevk edilip-edilmeyeceği ise ilerleyen saatlerde belli olacak.

Kim, ne tepki verdi?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gazetecilere yönelik operasyona tepki gösterdi.

“Bu sabah kalktık, gazeteci arkadaşlarımız, dünya kadar gazeteci yine gözaltına alınmış. Her sabah bir korkuya gark etmeye çalışıyorlar” diyen Özel, “Hiçbir zaman sonunda kötüler kazanmaz. Kötüler kaybeder, iyiler kazanır” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, gazetecilerin sabah saatlerinde ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube’ye götürülmesine tepki gösterdi. Bulut, “Bu ‘fiili gözaltı’ bütün bir muhalefeti, özgür basını sindirmeye, susturmaya yönelik açık bir gözdağıdır” dedi.

CHP’li Veli Ağbaba, Plan ve Bütçe Komisyonu’n gazetecilere yönelik operasyona tepki gösterdi:

“Türkiye’nin son dönemde alışmış olduğu bir şey var şafak baskınları. Gazeteci Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç, Soner Yalçın, Aslı Aydıntaşbaş ve Batuhan Çolak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile şafak operasyonu ile gözaltına alındılar Bir taraftan burada enflasyonu, bütçeyi konuşacağız olağan bir dönemmiş gibi ama olağandışı dönemden geçiyoruz. 19 Mart darbesinden hala ders alamayanlar toplumu sindirmeye, gazetecileri sindirmeye çalışıyor. Hepiniz görüyorsunuz gazetecilere dönük baskıyı, sansürü. Çağrılsalar ifadeye gidecek gazeteciler şafak operasyonu ile gözaltına alınıyor. Bir dikta rejimi ile karşı karşıyayız.”

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir X hesabından açıklama yaptı:

“Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan hâkimler, sadece bir hükmü değil, Cumhuriyet’in hukuk düzenini reddediyor. Tayfun Kahraman’ın yeniden yargılama talebinin reddi bunun en çıplak örneklerinden. MS hastası bir insan, AYM kararıyla özgürlüğü hak ettiği hâlde, iktidarın öfkesinin tutsağı olarak tutuluyor. Aynı günlerde, İstanbul Başsavcılığı, beceremediği İBB iddianamesinin rezaletini örtmek için ‘casusluk’ hikayesi uyduruyor; bugün de gazeteciler sabaha karşı evlerinden alınıyor; fikir, haber ve ifade birer suç unsuru hâline getiriliyor. Ve bütün bunların gölgesinde Erdoğan, ‘Türkiye bir yargı ülkesidir’ diyerek rejimin adını yanlışlıkla değil, bilerek koyuyor.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de bu “fiili” gözaltılara tepki gösterdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak, bir kez daha altını çiziyoruz: Gazeteciler, kamu adına haber yapma, bilgi toplama ve eleştirel görüşlerini açıklama hakkına sahiptir. Bu faaliyet, hiçbir suretle ‘suç örgütüne yardım’ olarak nitelendirilemez. Aksi yöndeki her türlü yargılama ve yaptırım girişimi, Anayasa’nın 28. maddesiyle güvence altına alınmış basın özgürlüğünün ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesini ihlal anlamına gelir.

Gazetecilere operasyon: Ne olmuştu?

Akşam gazetesi, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun basın danışmanı, Medya A.Ş. Başkanı Murat Ongun’un bazı gazetecileri finanse ettiğini öne sürmüştü.

Haberde gazeteciler Ruşen Çakır, Nagehan Alçı, Nevşin Mengü, Yavuz Oğhan, Bahar Feyzan, Aslı Aydıntaşbaş, Batuhan Çolak, Barış Pehlivan, Şaban Sevinç ve İsmail Saymaz hedef gösterilmişti.

İktidara yakın gazetelerde ve internet sitelerinde yer alan bu kumpas haber, bazı garipliklerle dolu. T24’den Candan Yıldız’ın dikkat çektiği üzere basılı gazete ile internet sayfasındaki haberde fark var.

Gazetede Oda TV’nin kurucusu gazeteci-yazar Soner Yalçın’ın adı yer alırken, internet haberinde yer almıyor. Soner Yalçın için gazetedeki haberde şöyle yazılı:

“2011’de ‘CHP için medya grubu oluşturma’ talebiyle CHP’ye mektup yazdığı ortaya çıkan ve Ongun’un ‘akıl hocası’ olarak bilinen Soner Yalçın’ın, Ongun ve Bağdatlı ile en sık trafiğe sahip olduğu, Marmaris ve Çeşme’de birlikte tatil yaptıkları da kayıtlara yansıdı. Yalçın’ın trafiği, gazetecilerle olan ilişkisinin merkezinde yer aldığını gösteriyor.”

Çakır ve diğer gazeteciler, Akşam gazetesi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.