Özgür Bey merhaba,
Hukuk devleti değilseniz eğer, Tayyip Bey’in de ifade ettiği üzere “yargı ülkesi” olursunuz. Ve yargı ülkelerinde hak bizzat yargının, yani mahkemelerin eliyle gasp edilir. Zira yargı ülkelerinde mahkemeler adaletin tecelli ettiği değil zulmün “meşrulaştırıldığı” mecralardır. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle. Ve bu vaziyet; rejim değişmeden, salt iktidar değişikliği ile aşılabilecek bir hal değildir. Demokrat Parti ve AK Parti iktidarları bize bunu gösterdi. CHP ise aksini göstermek gibi bir çabanın içerisine bir türlü giremedi. Siyaset de gelip burada düğümlendi.
Lafı çok uzatmadan doğrudan meramımı anlatmaya çalışacağım size; partinizin maruz kaldığı zorbalıktan iktidar, toplumun maruz kaldığı zorbalıktan ise partiniz sorumlu. Bunu idrak edip gereken değişimi ve dönüşümü sağlamadığınız sürece de Türkiye’nin dümeni hukuk devletine kırma olasılığı oldukça kısıtlı, oldukça sıkıntılı.

Çok basit bir soru ile başlamak istiyorum; AK Parti %30’larda iken rejim ile girdiği çatışma ve rejimden gördüğü zorbalıkla mücadele ederek %50’lere çıkmadı mı? Millet bu zorbalığı görüp de akın akın AK Parti etrafında kümelenmedi mi? Peki bugün siz de %30’larda iken ve AK Parti’nin gördüğü zorbalığın daha beterini görüyorken neden onlar gibi milletin teveccühüne mazhar olup reylerinizi %50’lere taşıyamıyorsunuz? “Göbeğini kaşıyan adamlar veya bidon kafalılar” bakış açısına sahip olmadığınızı biliyorum. O halde neden? Sizden bu basit sorunun cevabını duymayı çok isterdim. Zira soru gerçekten basit.

Bu sistemin adı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değil, Diktatörlük Hükümet Sistemi. Kimin seçildiğinden bağımsız, Türkiye sandığa diktatörünü seçmeye gidiyor. Yani Tayyip Bey de seçilse Ekrem Bey de seçilse; seçilen kişi yetkileri, yetki gasp alanları ve Türkiye’nin bir hukuk devleti olmaması münasebetiyle diktatör olarak çıkacak o sandıktan. Peki hal bu iken neden istikametinizi ve propagandanızı parlamenter sistem veya başkanlık sistemi üzerine yapmak varken, ön seçim garabetiyle (ki maruz kaldığınız zulümden kaynaklı ben de bizzat gidip Ekrem Bey’e oy vermek zorunda kaldım) milleti de siyaseti de rejime hizmet eden kutuplaşmaya mahkûm ettiniz?
Özgür Bey, Atatürk’ün çizdiği istikamet üzerine, yani Cumhuriyet üzerine siyaset yapmak başka; icraatları üzerine, yani antidemokratik ve otoriter uygulamalar üzerine siyaset yapmak başka. Neden CHP’yi hapsolduğu Kemalist ideolojiden kurtarıp onu geniş kitlelere açamıyorsunuz? Neden siyasi pratiği ideolojiye kurban ediyorsunuz? Neden Atatürk’ün aziz hatırasını incitmeden onun dönemine eleştirel gözle bakamıyorsunuz? Soruyorum o vakit; Atatürk’ün Kazım Karabekir ve arkadaşlarına yaptığı ile Erdoğan’ın İmamoğlu ve arkadaşlarına yaptıkları arasında ne fark var? Hiç “dönemin şartları” bahanesinin arkasına saklanmayalım. Zira girersek bu işe çıkamıyoruz, her dönemin bir şartı oluveriyor, minareyi çalan da kılıfını hazırlıyor. İlla dönemin şartları üzerinden bir şeyler anlatabilmek istiyorsak eğer, öncelikle o döneme eleştirel bakabilmek gerekiyor.
Misal geçen gün bir şey dediniz; “Sandığı bekliyoruz. Atatürk’ten emanet o sandık”. Hangi sandık o? Atamız önce istiklal kahramanı silah arkadaşlarının kurduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı, akabinde ise bizzat kendisinin kişisel teşebbüsü olan Serbest Fırka’yı kapattırmadı mı? Nur içinde yatsın kendisi vefat edene kadar bu ülkede çok partili serbest seçimler yapıldı da bizim mi haberimiz yok? Bahsettiğiniz sandık hangi sandık? Ya da bugün her söyleminizde bahsettiğiniz, ondan başka tutunacak dalınızın olmadığını ve onun size yeteceğini iddia ettiğiniz milletin, o dönem itibari ile idrak ve feraset hususunda sorunları mı vardı da çok partili sisteme ve serbest seçimlere müsaade edilmedi?

Mustafa Kemal yenilmedi ama Kemalizm yenildi
Özgür Bey, Atatürk’ün 1923’de kurduğu Cumhuriyet’e sahip çıkmak size ve hepimize yetecekken neden 1925’de kurulan rejime de sahip çıkmakta ısrar ediyorsunuz? Neden Atatürk’ün icraatları yerine istikametini takip etmiyorsunuz? O dönemin İstiklal Mahkemeleri ile bugün size zulmeden mahkemeler arasında ne fark var? Veya Menderesleri, Denizleri asan mahkemeler daha mı adildi? Ya da 12 Eylül veya 15 Temmuz yargılamaları hukuka uygun mu yapıldı? Soruyorum size CHP neden bagajını boşaltmakta, sırtındaki yükleri atmakta tereddüt ediyor? Mustafa Kemal yenilmedi ama Kemalizm yenildi Özgür Bey! Sosyal demokrat bir parti olmak varken, Türkiye’nin ihtiyacı bu iken, Kemalizm’in kalıntıları arasında kalmayın artık. Zira bu şekilde devam ettiğiniz sürece CHP %45-50’leri zorlayamayacak ve bu zorlama olmadığı sürece de Tayyip Bey bildiğini okumaya, aynı oyunu tekrar tekrar oynamaya devam edecek.
Umarım farkına varırsınız, 22 Ekim CHP’nin ve Türkiye’nin lehine. Umarım farkına varırsınız, 27 Şubat CHP’nin ve Türkiye’nin lehine. Ve umarım bir an evvel farkına varırsınız, komisyonun İmralı’ya gitmesi CHP’nin ve Türkiye’nin lehine. Hatta ve hatta İmralı’ya en önde gitmesi gereken parti CHP. Bu konuda DEM Parti’den bile önde olması gereken parti CHP. Öcalan sürekli CHP’siz barış mümkün değil derken, siz halen resmi tarih okumaları ve devlet güzellemeleri ile siyaset yapmaya devam ediyorsunuz. Özgür Bey;19 Mart’ın, 22 Ekim ve 27 Şubat’a bir cevap olduğunu görün artık.

Her şeyi Öcalan’a yüklemeyin
İktidarın pragmatist negatif barış politikasının ideal bir pozitif barışa inkılap etmesi ve böylece hem DEM Parti’nin Cumhur İttifakı’na eklemlenmemesi hem de istikametin hukuk devletine yönelmesi adına CHP çok şey yapabilir. Reaksiyoner değil, aksiyoner olması gereken parti CHP’dir. Her şeyi Öcalan’a yüklemeyin. Devlet Bahçeli zaten bu konuda bütün tabuları yıkıyor, işinizi kolaylaştırıyor. Siyasetin terörize edilerek paralize edilmesi dönemi sona erdi. Daha ne bekliyorsunuz?
Partinizi demokratikleştirmeden, Türkiye’yi nasıl demokratikleştireceksiniz Özgür Bey? Bir kesim değil her kesim için adalet istemeden hukuk devleti mümkün değil. Geçmişi incitmeden eleştirel bakmaya, geçmişle hesaplaşmadan helalleşmeye ihtiyaç var. Bunu yapabilecek güç partinizde yok mu? CHP’nin farklı siyasi partilerle değil, milletin farklı kesimleri ile ittifak etmeye ihtiyacı var. Bunu yapabildiği taktirde CHP çıkacak %40’lara, CHP varacak %50’lere. Bunu yapamayarak Türkiye’yi Erdoğan ve onun kuracağı ittifaklara mahkûm ediyorsunuz.
Mümkün Özgür Bey, CHP’nin birçok şeyi değiştirmeye, dönüştürmeye gücü yeter. Tabii önce kendisini değiştirebilirse eğer. Değişim demiştiniz. Hani değişim Özgür Bey? Kimse sizden günah çıkarmanızı istemiyor, işlenen günahlara sahip çıkmayın kâfi. Kimse sizden geçmişin aziz hatıralarını incitmenizi de istemiyor, putlaştırmayın kâfi. Ve kimse sizden kahramanlık beklemiyor, halkla beraber olun kâfi. Ama halkın bir kesimi ile değil her kesimi ile beraber olun. Kalın sağlıcakla…













