Hatırlayalım, 2021 biterken asgari ücret 2.825 liraydı.
Sene sonunda beklenenin üstünde bir artış yapılınca asgari ücret 4.253 liraya yükseldi.
O günlerde, lüferin palamudu kovaladığı gibi zamlar da artışı kovalıyordu.
Asgari ücret ilk açıklandığında açlık sınırı 4.249 liraydı ama ocak sonuna geldiğimizde, yani ilk zamlı maaşlar alındığında, enflasyon yüzünden açlık sınırı asgari ücreti geçmişti.
2023’te asgari ücret 8.506 liraya yükseltildi; o sene, irrasyonel politikalar enflasyonu öylesine azdırmıştı ki sene başında yapılan ciddi zamma rağmen temmuzda bir ara zam yapılmak durumunda kalındı.
Gelgelelim, asgari ücretin açlık sınırıyla ilişkisi değişmedi.
Yeni asgari ücret ilk duyurulduğunda açlık sınırının bir adım yukarısına çıkıyor ama maaşlar yaklaşık bir buçuk ay sonra alındığında sınırın altına düşüyor ve her ay bir öncekinden daha güçsüz bir hâle geliyordu.
Asgari ücrete zam yapmak pek de bir işe yaramıyordu; zira arz artmadığı için derhal etiketler değişiyor, enflasyon yapılan zammı alıp götürüyordu.
Bir refah artışından söz etmek mümkün değildi.
Enflasyon, ekonomideki karar mekanizmasını da çarpıttığı için kimse bir türlü doğru, rasyonel adımlar atamıyordu.
Mehmet Şimşek’in görevi devralmasıyla birlikte hemen herkes umut ve iyimserlikle dolsa da, bu iki kelimenin “güven” anlamına gelmediğini işte bu yaşadığımız iki küsur sene bize gösterdi.
Ekonomi yönetimi sürekli “en kötüsünü geride bıraktık” demek durumunda kalırken, Burak Dalgın’ın harika saptamasıyla söyleyeyim, bütün beklentilerin “T+2 yılında” gerçekleşeceğini ifade etti.
Yani, 2023’teyken 2025’e kadar dişimizi sıkmamız gerekiyordu; 2024’e geldiğimizde gene iki sene kalmıştı; 2025 bitiyor ama yetkililer bize hâlâ iki sene dayanmamız gerektiğini söylüyorlar.
Seneye de böyle olacak; 2026’da önce “en kötüsünü geride bıraktık” diyecekler, daha sonra da ekonominin düzelmesi için iki seneye ihtiyaçları olduğunu belirtecekler.
Üç seneliğine hazırlanan Orta Vadeli Plan ilk senesinden tutmayacağı için sil baştan yeniden yapılacak…
Böyle bir kısır döngüde rahatlama için seçim senesinin gelmesini bekleyeceğiz.
İşte o zaman kredi muslukları açılacak, döviz baskılanacak, enflasyon kontrol altında tutulmaya çalışılacak ve muhayyel bir refah ortamı yaşanacak.
Meşhur balkabağına dönüşme hikâyesinde olduğu gibi, kim kazanırsa kazansın, seçim gecesi bu sürdürülemez politikaya son verilecek ve rasyonaliteye dönülme çabası başlayacak.
Böylesi bir ortamda ne yaparsanız yapın, kimseyi memnun edemezsiniz.
Asgari ücret şu an 22.104 lira; açlık sınırı ise 28 bin liraya dayandı.
Bir an için, yapılan zammın enflasyonist etkisini de hesaba katarak, bu sınırın 2026’nın ocak ayı sonunda 30 bin lirayı bulacağını varsayalım.
Demek ki bu sene, geçen seneler gibi bile olmayacak ve yeni asgari ücret muhtemelen duyurulduğu anda bile açlık sınırının altında kalacak.
Asgari ücrete, işçinin gelirinde bütün enflasyonist etkilerine rağmen en azından birkaç ay refah artışı sağlayacak büyük bir zam yapıldığını düşünelim.
Sorunlar gene çözülmeyecek çünkü işveren bu maliyeti karşılayamayacağından ötürü ya işsizlik artacak ya da bazı gayri yasal yollara başvurulacak — yatırılan maaşın bir bölümünün işçi tarafından elden iade edilmesi gibi.
Ne yazık ki, sorunlar bu kadarla da sınırlı değil.
Asgari ücret, taban ödeme anlamını geride bırakarak “ortalama gelir” gibi korkunç bir tanıma kavuştu.
Toplumun neredeyse yarısı asgari ücret civarında bir gelir elde ediyor.
Nitelik değersizleşiyor, verim yerlerde sürünüyor.
Bana göre Türkiye’nin en büyük sorunu kronik enflasyondur.
Bizim kanıksadığımız aylık enflasyon oranları, misal Fransa’da bir sene içinde görüldüğünde, ekonomi yönetimi acil tedbir planlarını açıklıyor.
Enflasyonu yönetemezseniz, ekonomideki hiçbir sorunu çözemiyorsunuz çünkü.
İş öyle bir hâl aldı ki, asgari ücret zammını az versen de olmuyor, çok versen de…
Tuhaf olan, ne yaparsan yap, ne işçiyi memnun edebiliyorsun ne de işvereni.
Enflasyonu yıllık yüzde ikide tutabilirsen şayet, asgari ücrete yüzde on zam yapman büyük bir refah artışı sağlar ama resmisi yüzde otuzlardaki bir enflasyon ortamında böyle bir oran yok maalesef.














