İPM-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi ve Medyascope işbirliğiyle hazırlanan “Nasıl bir Dünya? Nasıl bir Türkiye?” programının bu bölümünde hızlı modanın çevre ve iklim üzerine etkileri konuşuluyor. Sedat Gündoğdu ve Beysu İnal Şenermen, Cenk Narin’in sorularıyla yanıtlıyor.
İstanbul Politikalar Merkezi araştırmacısı Sedat Gündoğdu ve Fashion Revolution Türkiye ülke temsilcisi Beysu İnal Şenermen, “Nasıl Bir Dünya? Nasıl Bir Türkiye?” programında tekstil sektörünün çevresel etkilerini değerlendirdi. Programda hızlı moda, aşırı tüketim ve bunun yarattığı kirlilik ele alındı.
Gündoğdu, yıllık 100 milyar adet giysi üretiminin tahmini bir rakam olduğunu belirtti, “Bu giysi üretimi aslında bir tüketim ihtiyacını karşılayan bir üretim formu değil. Bu aşırı üretim” dedi. Üretilen giysilerin büyük çoğunluğunun henüz kullanılmadan çöp haline geldiğini söyleyen Gündoğdu, bu durumun yılda yaklaşık 8 ile 10 milyon ton arasında tekstil kaynaklı çöpün oluşmasına neden olduğunu aktardı. Gündoğdu, bunların büyük çoğunluğunun geri kazanılmadığını ve tekrar kullanılmadığını vurguladı.
Sertifika maliyetleri KOBİ’ler için erişilemez
Beysu İnal Şenermen, GOTS, FairWear gibi sertifikaların maliyet açısından KOBİ’ler için erişilebilir olmadığını söyledi.
Sertifikaların sadece bir kere alınıp biten şeyler olmadığını belirten Şenermen, “Her yıl bunların çok büyük denetimleri oluyor. Ürettiğiniz ürün başına tekrar sertifikasyona başvururken marka bazında ödediğiniz başka maliyetler de oluyor” diye konuştu.

Geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı tartışmalı
Gündoğdu, markaların geri dönüştürülmüş malzeme kullanma eğiliminin arttığını ancak bunun sorunlu olduğunu belirtti. Avrupa’da bazı firmaların geri dönüştürülmüş malzeme kullandığını iddia ettiği ürünlerinde hiçbir geri dönüştürülmüş plastiğin olmadığının ortaya çıktığını aktardı.
Gündoğdu, geri dönüştürülmüş plastiğin tekstilde kullanımının riskli olduğunu vurguladı, “Yeni çıkan ürünün içerisindeki kimyasal, toksik profil son derece risk yaratan bir profil. Kimyasal bir kokteyl elde etmiş oluyorsunuz” dedi.
“Büyük markalar yeşil dönüşüme destek vermiyor”
Şenermen, markaların çok düşük bir kısmının tedarikçilerine yeşil dönüşüm için mali destek sunduğunu söyledi. İki farklı marka profili olduğunu belirten Şenermen, birinci grubun gerçekten iyi şeyler yapmak istediğini aktardı.
Şenermen şöyle konuştu:
“Bir de hepimizin bildiği daha büyük, daha global, daha hızlı diye nitelendirdiğimiz grup bunu sadece greenwashing olarak kullanarak biz bir şeyler yapıyoruz teması altında sadece üreticisini sıkıştırmakla kalıyor.”

“COP 31 Türkiye için fırsat olabilir”
Şenermen, COP 31’in Türkiye’de yapılacak olmasından ümitli olduğunu söyledi, “Bu zirvelerle birlikte ciddi bir fon ve kaynak getiren bir şey. Bununla ilgili çok güzel projeleri olan firmalar var. Bu hibelerin ve maddi gücün bu tarafa doğru artacağı yönünde ümitlerimiz var” dedi.
Şenermen, Türkiye’de bunun güzel örneklerinin de var olduğunu vurguladı:
“Her şeyi olması gerektiği gibi yapan, yapmaya çalışan firmalar da var. Ama bunun yaygınlaşabilmesi için markalar bunu desteklemediği sürece ne yazık ki biz hep aynı döngü içerisinde konuşmaya devam edeceğiz.”
Gündoğdu, Türkiye’nin sürdürülebilir tekstil için potansiyele sahip olduğunu söyledi, “Bu potansiyelin desteklenmesi gerekiyor. Devletin monopolizasyona bir müdahale etmesi lazım” dedi.








