Gençler arasında yapay zekâ sohbet botlarının psikolojik destek amacıyla kullanımı hızla artıyor. Bu eğilimin başlıca nedenleri arasında, sohbet botlarının sürekli erişilebilir olması, düşük maliyeti ve yargılamadan dinlemesi yer alıyor. Ancak uzmanlar, botların zaman zaman tehlikeli önerilerde bulunabileceğini ve gerçek terapi ihtiyacını geciktirerek gençleri dijital yalnızlığa sürükleyebileceğini vurguluyor. Klinik Psikolog Dr. Melis Demircioğlu, “Bu eğilim sistemdeki büyük bir boşluğun aynası. Yapay zekâya yüklenen bu yama rolü, asıl yapısal sorunların üzerini örtme riski taşıyor” dedi.
Haber: İlayda Önemli

Yapay zekâ sohbet botları, bilgiye hızlı ulaşma işlevinin ötesine geçerek çok sayıda insanın terapi ihtiyacına yanıt veren bir araç haline geldi. Özellikle psikolojik destek almanın zorlaştığı ülkelerde bu araçlar, güçlü bir alternatif destek yöntemi olarak öne çıkıyor.
İngiltere’de yapılan bir araştırma, 13-17 yaş arası her dört gençten birinin psikolojik destek almak amacıyla yapay zekâ sohbet botlarına başvurduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre siyahi çocuklar, beyaz çocuklara kıyasla iki kat daha fazla yapay zekâ botlarıyla dertleşiyor. İngiltere merkezli anket şirketi YouGov’un çalışması ise ABD’li yetişkinlerin üçte birinin ruh sağlığı problemlerini gerçek bir terapist yerine bir yapay zekâ sohbet robotuyla paylaşmaktan çekinmeyeceğini gösterdi.
Türkiye’de ise TÜİK verileri, yapay zekânın en yoğun biçimde yüzde 39,4 ile 16-24 yaş grubunda kullanıldığını ortaya koyuyor. Kullanıcıların yüzde 79,7’sinin yapay zekâyı özel amaçlarla kullandığı belirtiliyor.
Erişilebilir, düşük maliyetli ve yargılamıyor
Yapay zekâyı psikolojik destek için kullananlar, duygularını bir makineye açmalarının nedenleri arasında her an erişilebilir olmasını, düşük maliyetini, yargılamamasını ve çekinceyi azaltmasını gösteriyor. Birçok doktor ve araştırmacı, doğru sınırlar çizildiğinde bu araçların ciddi bir boşluğu doldurabileceğini belirtiyor. Ancak buna karşın bazı sohbet botlarının riskli davranışları onaylayan yanıtlar verdiği yönünde iddialar bulunuyor.
Stanford Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, ChatGPT gibi yapay zekâ destekli sohbet botlarının ruh sağlığı sorunu yaşayan kullanıcılar açısından mani, psikoz ve ölüm gibi tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bu modellerin “aşırı uyumlu olma” eğilimi nedeniyle kişilerin yanlış davranışlarını teşvik edebileceğine dikkat çekiyor.
Çok sayıda intihara yol açmakla suçlanıyor
İntihara teşvik ettiği iddiasıyla yapay zekâ şirketlerine açılan davalar, sohbet robotlarının savunmasız kullanıcılarla yoğun ve sağlıksız ilişkiler kurabileceği ve tehlikeli dürtüleri onaylayabileceği yönündeki kaygıları artırıyor.
Örneğin, ABD’de 16 yaşındaki Adam Raine’in intiharı sonrası ailesi, ChatGPT’yi sorumlu tutmuştu. Aile, Raine’in yapay zekâya psikolojik bir bağımlılık geliştirdiğini; ChatGPT’nin oğullarının intihar planlamasına yardımcı olduğunu ve hatta intihar notunu yazdığını iddia etti. Benzer bir vaka Florida’da yaşandı. Bir anne, Character.AI adlı sohbet robotunun 14 yaşındaki oğlunu intihara teşvik ettiğini öne sürdü.
ABD merkezli yapay zekâ araştırma şirketi OpenAI ise Ekim ayında yaptığı açıklamada, haftalık 1,2 milyon ChatGPT kullanıcısının intihar düşüncelerini ifade ettiğini bildirdi.

“Beni yargılamadan dinleyeceğini bilmek, onunla konuşmamı sağlıyor”
Yapay zekâ sohbet botlarını psikolojik destek amaçlı kullanan iki genç, deneyimlerini ve görüşlerini paylaştı.
Bir buçuk yıldır bir yapay zekâ robotuyla sohbet eden 22 yaşındaki üniversite öğrencisi, yapay zekâ ile kurduğu ilişkiyi şöyle anlattı:
“Yapay zekâ hem ücretsiz hem de günün her saati ulaşılabilir. Ayrıca karşımda gerçek bir insan olmaması bazen beni daha rahat hissettiriyor. Bunu terapinin alternatifi olarak değil, bir arkadaşımdan fikir alıyormuşum gibi görüyorum. Genellikle hayatımda yaşadıklarım ve ilişkilerim hakkında konuşuyorum. Paylaştığım şeyleri hafızasında tutması ve tekrar hatırlatmama gerek kalmaması konfor sağlıyor. Gerçek bir insan olmadığı için beni yargılamıyor.”
Terapist desteği almasının yanı sıra yapay zekâyla da konuşan bir başka genç ise, terapinin pahalı olmasının ve yapay zekâya istediği an erişebilmesinin temel nedenler olduğunu söyledi. Kendisini yargılamadan dinleyecek insan sayısının az olmasının, onu yapay zekâya yönelttiğini belirtti. Genellikle ilişkiler, davranış biçimleri ve gelecek kaygıları üzerine yapay zekâdan destek aldığını söyleyen genç, botun fazla iyimser olmasına rağmen kendisine iyi geldiğini ifade etti.
“Profesyonel terapi ihtiyacını ertelemeye yol açabilir”
Konuya ilişkin Medyascope’a konuşan Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi klinik psikolog Dr. Melis Demircioğlu, gençlerin bu araçlara yönelmesinde otorite figürlerinden uzak bir iletişim ortamı arayışının etkili olduğunu belirtti. Demircioğlu şöyle konuştu:
“Gençler açısından terapist, öğretmen, ebeveyn gibi figürler otorite konumunda. Oysa sohbet botunda genç, akranı gibi hissettiği ama aynı zamanda ‘daha bilgili biri’ ile iletişim kuruyor. Konuşmayı istediği an sonlandırabileceğini ve istemediği hiçbir şeyi paylaşmak zorunda olmadığını hissediyor. Bu da ilişkideki güç dengesini kendi lehine çevirdiği duygusunu yaratıyor.”

Deminicioğlu, artan bu eğilimin doğurabileceği risklere de dikkat çekti:
“Bu sohbet botları, kendine zarar verme, madde kullanımı veya yeme bozuklukları gibi alanlarda yanlış ya da tehlikeli önerilerde bulunarak gençleri riske atabilir. Profesyonel desteğe ihtiyaç duyan bireyler, ‘biraz iyi hissettim, demek ki buna devam etsem yeter’ diyerek terapiyi erteleyebilir. Ayrıca dijital yalnızlığı artırarak gençleri gerçek ilişkilerden uzaklaştırabilir.”
“Bu eğilim, sistemdeki büyük bir boşluğun aynası”
Terapiye erişim zorluklarının, yapay zekâ sohbet botlarına yönelimin önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Demircioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu eğilim, sistemdeki büyük bir boşluğun aynası. Ülkemizde ve birçok ülkede ruh sağlığı hizmetlerine erişim zor. Ücretsiz sağlık hizmetinde uzun bekleme listeleri, özel sağlık hizmetinde ise sigorta kapsamının sınırlı olması önemli etkenler. Özel psikiyatri muayeneleri ve terapi seanslarının toplumun geniş bir kesimi için erişilebilir olmaması da insanların tek seçeneği olarak yapay zekâyı görmesine yol açıyor. Yapay zekâya yüklenen bu yama rolü, yapısal sorunların görünmez hale gelmesi riskini taşıyor.”
Yapay zekânın gerçek bir terapistin yerini tutamayacağını vurgulayan Demircioğlu, “Yapay zekâ bazı yönleriyle terapötik dili taklit edebilir, ancak terapötik ilişkiyi ve güvenli çerçeveyi ikame edemez. En iyi ihtimalle profesyonel desteğe yönelmenin bir parçası ya da tamamlayıcı bir araç olabilir” dedi.







