Berrin Sönmez yazdı: Kadın bedeni üzerinden yeni “gömlek değiştirme” planı

Ucube sistemin taşınamayan bir rejim olduğunu nihayet Erdoğan da görmüş olmalı. Son haftalarda iktidar içi çekişmenin dışa vurumuna tanık oluyoruz. Yargı eliyle yürütülen operasyonlar çok uzun zamandır sadece muhaliflere yönelik olurdu ve bu durum AKP tabanında aşınmaya yol açıyordu. Bilindiği üzere iktidar seçmeni “sadece CHP’li belediyeler mi yolsuzluk yapıyor?” sorusunu sıklıkla dile getirir olmuştu. Bu soruda doz artımı yaparak yakından bildikleri AKP’li belediyelerin yolsuzlukları ve kamu kurumlarında hukuk dışı kayırmacılıktan şikâyetler de eklenmeye başladı. AKP seçmeni de gidişatta değişiklik bekliyor ama beklediği değişimin niteliği -en azından benim için- şimdilik meçhul.

AKP’nin kuruluş sürecinde Erdoğan’ın “Millî Görüş gömleğini çıkardık” sözü hatırlardadır. Çeyrek asırdır benzeri bir sözü tekrar kullanmadı yanılmıyorsam. Fakat pek çok defa tekrar tekrar gömlek değiştirdiğine tanık olduk. Rastgele olmayan her değişikliklerle sürdürdüğü iktidar yolculuğu ile sonunda ucube sistemi icat ederek otokratik yönetim inşa etti. Hayallerini süsleyen sisteme ulaşmak için en az bir adıma daha ihtiyacı var. İktidara yakın kesimlere yönelik operasyonları planlanan değişimin yol temizliği olarak görmek gerektiğini düşünüyorum.

“Göstermelik seçimli azınlık iktidarı” hayaline çok yaklaştığını düşünüyor olmalı ki artık tüm toplumsal kesimlere seslenmesini sağlayan kimi gruplardan kurtulmak niyetinde. Çevresini daraltıyor çünkü azınlık iktidarı, toplumda rıza üretmeye ihtiyaç duymaz. Üstelik pasta da küçülmüşken “safra atmanın tam zamanı” olduğunu düşünebilir. Sarayda, partide, sermayede ve medyada eser miktar farklı görüş ve duruş dahi artık kurtulunması gereken yük hükmünde. Bir yılda, iki yılda uluşamayabilir bu hayale ama tanıdığımız Erdoğan biliriz ki hedefe kilitlenmiş, “hayali cihan değer” o son adıma ilerliyor. Yolda ayağına takılan kimi tepki çekmiş yasa maddelerini kolayca kenara atarak ilerliyor. O maddelerden hiç vazgeçmiyor.

Sadece aklının bir köşesine kaydederek uygun zamanı kollamakla yetiniyor. Hedefe giden yoldaki kıvrak adımları, karşıdan bakınca manevra ya da geri adım gibi görülse de giderek hedefine yaklaştığını görebiliyoruz. Gündem karmaşası yaratmak için önümüze attığı yem misali ıvır zıvır iddialar, operasyonlar filan hepsi hedefine ulaşması için önünde kalan son engeli konuşmamızı istemediği için. O son engel “bir kere daha yeni anayasa, sivil anayasa” söylemiyle halkı ikna etme zorunluluğu. Muhalefeti kendi yanına çekmeyi başarmak zorunda çünkü CHP’nin yükselişi, toplum nezdinde AKP’nin özgül ağırlığını hayli zedeledi. Uzun zamandır hiç dikkate almadığı partisinden yönelen eleştirilere kulak verme ihtiyacı doğdu. Partisini canlandırmak, taze kan takviyesi yapmak zorunda ama ufukta seçine uygun ortam görünmediği için en azından parti içi eleştirilere, saray içi eleştirilerden daha fazla değer vermek yolunu seçebilir. Haber Türk operasyonlarına biraz bu gözle bakmakta fayda var.

Örneğin Şamil Tayyar’ın “AKP’yi kim savunsun?” konulu mesajı, yandaş medyada itibar suikastına niçin yönelindiğini açıklamak için hayli elverişli. “Gazeteciler, akademisyenler, uzmanlar değil AK Parti için gerekli açıklamaları politikacılar, partililer, milletvekilleri yapsın” anlamına gelen paylaşımı, değişimin yönünü sezerek ya da bilerek yaptığı şeklinde okumak mümkün. Neredeyse 20 yıldır partililere adeta konuşma yasağı getirilmişti. İl ve ilçe başkanlarının bazı konularda azarlandığı, “biz buradayken siz kim oluyorsunuz” çıkışıyla susturuldukları hatırlanacaktır. Milletvekillerinin bazı konularda konuşmak yerine “o yüksek siyaset konusu” diyerek görüş beyanından kaçındıkları da yıllardır bilinir. Hal böyle olunca siyasetin dışına itilip tabeladan ibaret bırakılmış parti mensupları “reisin kıvraklığına” ayak uydurabilir mi, kestirmek zor. Yine de yeni gömlek sarı çizgili mi olacak, olsa da istenen sonucu sağlayacak mı, zaman gösterir. Fakat hedefin önündeki tek ya da son engel anayasa olunca partiye ve milletvekillerine olan ihtiyacın artacağı ortada.

Yandaş medyada kadın bedeni üzerinden konuşuldu

Hedefe ulaşmak için yol temizliğinde birilerini itibarsızlaştırmak gerekiyorsa çeyrek asırdır tanıdığımız iktidar bunu yapar, yaptı da. Yine biliriz ki bir taşla çok kuş vuramayacaksa Erdoğan kolunu yormaz. Partinin, vekillerin özgül ağırlığını arttırmak için adım atarken hayalindeki ülkeyi şekillendirecek sosyal politikalara da hizmet etsin ister. Toplumsal cinsiyet eşitliğini reddeden iktidar, politikasını erkek egemenliğini güçlendirmek üzerine kurdu. Yandaş medya ünlülerine yönelik operasyon bu nedenle kadın bedeni, giyimi, yaşamı üzerinden konuşulurken adı geçen kadınlar özellikle edilgen pozisyonla tanımlanıyor. Medyada sözü geçen yönetici konumunda olan kadın sayısı sıfıra yakın olduğu halde bu medya operasyonunda kadınlar bir kere daha ve ahlakçı yorumlarla “suçlanan” kadınlar, masumiyet karinesi sıralamasında en alta fırlatıldı, toplum nezdinde.

Saran ile Cebeci arasındaki medya dilinin farklılığı

Kadının toplumsal konumunu, karar verici olma, görünür mesleklerde çalışma alanlarından uzak tutmayı amaçlayan politikanın uygulandığına bir kere daha tanık oluyoruz bu operasyonla. Üzerine aynı “suç” atılı olan Saadettin Saran ile Ela Rümeysa arasındaki medya dilinin farklılığına dikkati çekmek isterim. Saran toplumsal desteğin öznesi olurken Ela Rümeysa toplumsal nefret öznesi haline getirildi. Kadının statüsü açısından olduğu gibi operasyon politikasının çift yönlü işletilişini görmek açısından somut örnek oluşturdu destek ve nefret farklılığı. Ve bu durum kesinlikle iktidar politikasının sonucu. Çünkü Erdoğan’ın onay vermediği hiçbir yaklaşım, iktidara yakın medyada dile getirilemez ya da sürdürülemez. Kendi arkadaşlarının suçlanmasına, özel hayat hakkının çiğnenmesine, masumiyet karinesine hiç değer vermeyen sözlerin sahipleri, bir gün sıranın kendilerine geleceğini bilmeli çünkü hukuk herkese lazım. Bu olay bile hukuka ihtiyacın herkes için geçerli olduğunu hatırlatmadı kendilerine. Bazı insanlar yaşamadan öğrenemiyor demek ki.  

ela rümeysa
Berrin Sönmez yazdı: Kadın bedeni üzerinden yeni “gömlek değiştirme” planı

Bu olaylar bağlamında özellikle kanun önünde eşitlik ilkesinin toplumsal cinsiyeti tartışılmalı. Kanun önünde eşitlik ilkesi kesinlikle uygulanan bir kural haline gelemedi yargıda. Ancak toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi ile kanun önünde eşitlik ilkesi arasındaki cinsiyet eşitliği bağlamını kurmak gerekliliğini yargı kararlarında hiç görmedik. Soruşturma, kovuşturma, duruşma ve hüküm aşamalarında toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesinin görünmez kılınması elbette ucube sistemin yargısıyla sınırlı değil ama iktidarın aile politikasıyla, eşitlik karşıtı kadın politikasıyla son derece uyumlu ve destek görüyor. İşin en üzücü tarafı bugün suçlanan medya vitrinindeki kadınlar gözde oldukları dönemde tıpkı iktidar politikacıları gibi toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı duruşlarından rahatsız değillerdi. 

Fakat gördük ki tıpkı hukuk gibi toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi de herkese, her zaman, her durumda lazım. Tam da bu nedenle anılan operasyonda adı geçen kadınların, söz konusu suçlamanın toplumsal cinsiyeti göz önünde bulundurularak konuşulması gerekiyor. Statüsü düşük, vitrindeki kadınların mobbing ve benzeri şiddet türlerinin mağduru olma ihtimali hatırda tutulmalı. Baskı, zorlama, ekonomik, psikolojik, cinsel, fiziksel şiddet türlerine maruz kalmış olabilirler. Diğer yandan yapılan suçlamaların hak ihlali içermeyişi, toplumsal, kamusal suç fiilleriyle ilintisi sınırlı ve mahalle dedikodusu kıvamında özel hayata müdahale eden ifadeler kullanılıyor. Kadının statüsünü şu an ki halinden de daha aşağıya çekmek için siyaseti yeniden şekillendirmek, bir kere daha gömlek değiştirmek için vitrindeki kadınları itibarsızlaştırmak, kadınları aşağılamak, daha kötüsü kadınları cinsellik nesnesi olarak görüp göstermek hedefe ulaşmak için bilinçli olarak seçilmiş. 

Kadını “kullan-at, sarf malzemesi” gibi gören politikalarınız batsın. Batacak da… Biz kadınlar toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmayı sürdürdükçe ve kimliğine neleri neden yaptığına bakmadan söz konusu hak ve  eşitlik olduğunda birbirimizi korudukça batmaya mahkum bu politikalar.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.