Türkiye’de doğum oranlarının 1960’larda altı seviyesinden 2024’te 1,48’e düşmesi, sosyal güvenlik sisteminin mali dengesini tehdit ediyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Hakan Çavuş ve bağımsız araştırmacı Dr. Eray Karagöz’ün çalışması, her 1,6 aktif sigortalının bir emekliyi finanse ettiğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, kadın istihdamı artmazsa bu oranın 2080’de 0,97’ye düşeceğini hesaplıyor.

Türkiye’de doğum oranlarındaki düşüş, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Hakan Çavuş ile bağımsız araştırmacı Dr. Eray Karagöz’ün gerçekleştirdiği araştırma, doğurganlık hızındaki düşüşün ciddi sorunlara işaret ettiğini ortaya koyuyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılındaki verilerine göre doğurganlık hızı, 2001’de 2,38 çocuk iken 2024’te 1,48 çocuğa düştü.
Çalışan sayısı emeklileri karşılamıyor
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2024 faaliyet raporuna göre, aktif ve pasif sigortalı oranı 1,61 seviyesinde kalırken, bu rakam her 1,6 aktif çalışanın bir emeklinin sosyal güvenlik yükümlülüklerini finanse ettiği anlamına geliyor. Oysa uluslararası literatür, ideal oranın en az dört olması gerektiğini vurgularken, bu seviyenin altına inildiğinde sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğini sağlamanın neredeyse imkânsız hale geldiğini belirtiyor.
Araştırmacılar, TÜİK’in 2018-2080 nüfus projeksiyonlarını kullanarak iki farklı senaryo geliştirirken, temel senaryoda kadın işgücüne katılım oranını yüzde 35,1 seviyesinde sabit tutarak hesaplama yaptılar. Bu durumda aktif ve pasif sigortalı oranının 2080’de 0,97’ye gerileyeceği hesaplanırken, bir aktif sigortalının bile bir emekliyi karşılayamayacağı bir döneme girilmesi öngörülüyor.

Kadın istihdamı kritik önemde
İkinci senaryoda kadın işgücüne katılım oranının OECD ortalaması olan yüzde 53,2 seviyesine yükselmesi ve kayıt dışı istihdamın yüzde 33,8’den yüzde 21,7’ye düşmesi varsayıldığında, aktif ve pasif sigortalı oranının 2080’de 1,13 düzeyine çıkabileceği görülüyor. Bu sonuç, kadın istihdamının ve kayıt dışılıkla mücadelenin sistemin sürdürülebilirliği için kritik önem taşıdığını net şekilde ortaya koyuyor.
Çalışma, sosyal güvenlik sisteminin 2024 itibarıyla yaklaşık 10,3 milyar TL açık verdiğini belirtirken, emekli aylıklarının toplam harcamalar içinde en yüksek paya sahip olduğunu vurguluyor. TÜİK projeksiyonları, yakın gelecekte aktif nüfusun azalacağını ve yaşlılara yönelik transferlerle sağlık harcamalarının artacağını gösterirken, mevcut durumun daha da kötüleşeceğine işaret ediyor.
Yaşlı nüfus yüzde 25’e ulaşacak
TÜİK verilerine göre bugün toplam nüfusun yüzde 10’u civarında olan 65 yaş üstü nüfusun 2060 yılından sonra yüzde 20’lere, 2080’de ise yüzde 25 civarına ulaşacağı öngörülüyor. Bu durum, pasif sigortalı sayısında dramatik bir artış anlamına gelirken, çalışma çağındaki nüfusun toplam nüfus içindeki payının giderek azalmasına yol açıyor.
Çalışmada doğum oranlarındaki düşüşün sebepleri de detaylı şekilde analiz edilirken, sanayileşme, kentleşme ve eğitim düzeyindeki artışın temel faktörler arasında yer aldığı belirtiliyor. Kadınların eğitim seviyesinin yükselmesi ve işgücüne katılımlarının artması, evlilik ve doğum yaşını yükseltirken, ekonomik bağımsızlık arttıkça çocuk sahibi olma eğiliminin ertelendiği ya da sınırlandığı görülüyor.
Avrupa Birliği’nde de benzer sorun mevcut
Sorun yalnızca Türkiye’ye özgü olmayıp, Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği ülkelerinde de doğum oranları sürekli düşüyor. AB ortalaması 2003’te 1,44 iken 2023’te 1,38’e gerilerken, İspanya’da oran 1,12’ye, Yunanistan’da ise 1,23’e kadar düşerek nüfus yenileme seviyesinin çok altında kalıyor.
Çözüm önerileri neler?
Araştırmacılar, sistemin sürdürülebilirliği için altı temel politika önerisi sunarken, öncelikle kreş desteği ve esnek çalışma gibi aile dostu politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kadınların işgücüne katılımını artırmak için kurumsal kreş desteği ve uzaktan çalışma düzenlemelerinin yaygınlaştırılması önerilirken, kayıt dışı istihdamla mücadele için dijital denetim sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor.








