Kemal Can, 5 Soru 10 Cevap’ta Suriye’de sahada yaşanan hızlı değişimi, SDG’nin tasfiye eşiğine sürüklenmesini, Şam-Ankara hattında şekillenen yeni dengeyi ve ABD’nin perde arkasındaki belirleyici rolünü değerlendirdi.
Kemal Can “Suriye’de denklem değişti: Kim yanıldı kim kazandı? SDG, Şam, ABD ve Türkiye” başlıklı yayında şu soruları ele aldı:
- Suriye’deki durum tam olarak nasıl değişti?
- Bu durum ani ve sürpriz gelişmeleri mi bağlanmalı?
- Bölerek zayıflatma yöntemi hala geçerli mi?
- Peki pek çok şey alanda mı değişti?
- Tarihi fırsatı kaçıran ya da yakalayan kim?
Suriye’de denklem tam olarak nasıl değişti?
Suriye’de son yaşanan durumların kimsenin tevil edemeyeceği kadar değiştini ama henüz bitmediğini söyleyen Kemal Can şunları söyledi:
“Şam yönetimi, Şara ve SDG taraflarının pozisyonları, ağırlıkları, ellerindeki pazarlık kartları itibariyle ve diğer aktörler nezdindeki durumları çerçevesinde baktığımızda açık bir kayıp içerisinde olduğu söylenebilir. Zaten büyük bir kalabalıkta bu konuda mutabık görünüyor. Sadece dozu, derinliği konusunda tartışmalar mevcut. Adem-i merkeziyetçi entegrasyon, kaynak paylaşımı gibi konuların artık o kadar rahat pazarlık konusu yapılamayacağı bir zemin oluştu.”

Kemal Can, Suriye’de SDG’nin ve ağırlıklı olarak artık Kürt temsiline daraltılmış SDG’nin kazanımlarını koruma pozisyonunda olmasındansa bir varlık mücadelesi sınırına doğru itilmesinin söz konusu olduğunu söyledi, “Bu durum yalnızca askeri ya da bölgesel bir kayıp anlamına gelmiyor. Kürt siyaseti içinde de moral olarak çöküntüye ve yeni ayrışma dinamiklerine yol açacak gibi” dedi.
ABD ve İsrail’in kendilerini yeni dengenin aktörleri olarak ilan ettiğini öne süren Can, “Bu tablo temel değişim dinamikleri olarak ortaya konabilir” diye konuştu.
Bu durum ani ve sürpriz gelişmelere mi bağlanmalı?
Alan takibinin önemli olduğunu ancak hakikatin yalnızca bir bölümünü gösterdiğini belirten Kemal Can, ana dinamiklere bakıldığında bu sonucun uzun süredir işaret edildiğini söyledi.
Kemal Can, 7 Ekim 2023’teki Hamas’ın İsrail’e saldırısından başlayıp 2024 sonunda Şam hattında yaşananlar hakkında, “Gazze Planı’ndan Paris mutabakatına, Halep ve İdlib süreçlerinden Fırat Kalkanı’na uzanan kronoloji bu tercihin zeminini oluşturdu” diye konuştu.
Dengeleri değiştiren asıl aktörün Amerika Birleşik Devletleri olduğunu belirten Can şöyle devam etti:
“Sürpriz olan ABD’nin pozisyonu değil, bu pozisyonun hem sürece iman eden çevreler hem de BOP ve bölünme anlatısı üzerinden büyük tehdit okuması yapan milliyetçi-ulusalcı kesimler tarafından yanlış okunmasıydı. ‘Sağlam kalkan’ ya da ‘Kürtlere devlet kurma’ beklentilerinin her ikisi de çöktü.”








